- Kategori
- Siyaset
Laik kişi

Mustafa Kemal Atatürk'ün benimsediği ve Türkiye Cumhuriyeti'nin temel ilkeleri olarak sonsuza değin kalmasını istediği altı ilke vardır. Kemalizm'in bu altı ilkesinden belki de en çok tartışılan ilkesi olan laiklik, Türkiye'yi tanımlarken, yönetim biçimini anlatılırken kullanıldığı için en önemli ilkelerden biridir.
Son yıllarda “Kişi laik olamaz, ancak devlet laik olabilir” yutturmacasıyla gözden düşürülmeye ve unutturulmaya çalışılan laiklik, topluma dinsizlik olarak yansıtılmaya ve bu şekilde yansıtarak kişilerin laiklikten ve Kemalizm'den soğumasını sağlayarak unutturulmaya çalışılmaktadır.
Oysa ki, laiklik ilkesini benimsemek ve uygulamak “laik kişi” olmak için yeterlidir. Laikliğin toplumsal hayatta uygulamaya geçmesi, toplum içi çatışmaların iki önemli nedeni olan soy ve din çatışmalarının din ile ilgili kısmını ortadan kaldırmaya yeterli gelecektir.
Kişi, laiklik ilkesini benimsediği takdirde katı bir dindar ile tümüyle inançsız olan bir insana eşit arada durabilecek, toplum içinde din ve inanç farkı gözetmeksizin tüm bireylere aynı gözle bakabilecektir.
Özetle laiklik yalnızca kurumsal ve devletsel olarak değil, bireysel olarak da değerlendirebilecek derecede önemli bir ilkedir ve tüm iç boşaltma çabalarına rağmen bu önemini Türkiye Cumhuriyeti var oldukça koruyacaktır.