​ Yeni senaryo: Cemaat / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Şubat '12

 
Kategori
Siyaset
 

Yeni senaryo: Cemaat

Tarih boyunca iktidarlar ve cemaatler arasında yakın bir ilişki olduğu ve cemaatlerin veya cemaatlere kanaat önderliği yapan insanların siyasetçileri yönlendirdiği herkesin malumu olsa gerek. Özellikle bu coğrafya da halk arasında muteber ve müspet olan cemaatlerin siyasi manada söz sahibi olduğunu tarihi tecrübe ile müşahdede edebiliriz. Cemaatlerin veyahut tarikatlerin siyasi manada devleti kontrol altına almaya başladığı ve ordu üzerinde söz sahibi olduğu dönemlerde II. Mahmut'un Yeniçeri Ocağını kaldırması akabinde bektaşi dergahların kapattırdığı ve ilderlerin sürgüne gönderdiği sisyasi tarihimiz içerisinde önemli bir olay olarak ciddiyetini korumaktadır. 

Ancak şu günlerde Türkiye'de Cemaat ve Ak Parti arasında var olduğu iddia edilen ilişki ve yaşanan her olayın bu ilişkinin bir neticesi olarak gösterme çabası tamamıyla oynan bir senaryonun farklı bir versiyonundan başka bir şey değil. Oyunun bütçesi ve oyuncular farklılık göstersede, oyunu kurgulayanlar ve finanse edenler yıllardır Türkiye'de bir "korku imparatorluğu" kurmaya çalışalanlardan başkası değil. Zira her darbe öncesi veya yaratılmaya çalışılan kaos ortamının hemen öncesinde aynı oyunlar sahneye konulmakta ve halkın zihninde olaylar farklı bir şekilde aktarılmaya çalışılmaktadır. 

Aslında bu iddilarımı Türkiye'nin kanlı geçmişinde yaşanan bir çok üzücü olayla aydınlatmaya çalışabilirdim ama çok gerilere gitmeye hiç gerek yok. 28 Şubat diye adlandırılan ve sözde "irtica" tehlikesi ile Türkiye'de bir çok insanı mağdur eden post-modern darbenin öncesinde yaşanan gelişmeler, bugün yaşadıklarımız ile bir çok yönden benzerlik gösterir nitelikte. Bunlardan bazılarının  ifade ederek oynana oyunlara  itibar edilmemesinde ülkenin istikrarı ve geleceği açısından birçok faydalar var.

Örneğin Refah Partisi halkın oyları ile meşru bir biçimde ikditarara geldiğinde ( bazı kesimler bunu hiçbir zaman kabul etmediler, çobanın oyu ile kendi oylarını  eşit görmediler) zaten İslami tandaslı bir parti olması hasebiye tüm dikkatleri üzierinde toplayan ve rejimim potansiyel düşmanı olarak lanse edilen bir partiydi. Erbakan'ın kısa süren Başbakanlığı ve Refah'lı belediyelerin gösterdikleri başarılara ve attıkları önemli adımlara rağmen, basın özellikle Refah Partisin'nin bir irtica tehdidi olduğu tezini işlemeye gayret ediyordu. Erbakan ve parti üyelerinin her sözüne kulak kabartılıyor, Cumhuriyet, Atatürk ve Cumhuriyet ilkeleri konusunda sarf ettikleri her kelime kayıt altına alınıyordu. Özellikle ülkenin başbakanı olan Erbakan ve ülkenin en mühim kurumu olan TSK arasında sürekli bir gerelimin var olduğu konusunda ısrarlı bir şeklde kamuoyunun zihni manipule ediliyordu. Öte yandan ülkede yaşanan bazı münferit olaylar ülkenin genelinde yaşanıyormuşcasına bir havaya büründülüyor, Ordu'nun ne zaman göreve başına gececeğini ve sevik iktidara dersini vereceği konuşuluyordu. Basın, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları, TSK, yazarlar, kendini laik demokratolarak tanımlayan herkes Refah Partisinin bir korku imparatorluğu yaratmaya çalıştığı konusunda halkı ikna etme konusunda birbirleri ile yarış halindeydiler. Ama hakın kanaatinn öğrenmeden 28 Şubat kararları ile hükümete devirdiler. İleri demorasiden, halkın yönetime katılmasından, Cumhuriyet ilklerinde bahsedenler üçüncü dünya ülkelerinde yaşanan bir darbeye çanak tuttular ve halkın oyları ile iktidara gelen milletvekillerini bir suç örgütünün üyesi olarak lanse ettiler.

Bu noktada özel olarak üzerine durulması gereken en mühim nokta Merve Kavakçı olayı ve Meclis'te yaşananlar olsa gerek. Zira Türkiye'de yapılan son seçimlerin akabinde bazı CHP ve MHP milletvekillerinin yargılamalarının sürdüğü gerekçesiyle Milletvekili olarak Meclise girememeleri üzerine ülkemizde ileri demokrasi ve cumhuriyet ilkeleri üzerine önemli bir birikime sahip olan!! toplumun önde gelen isimleri, halk oyu ile seçilmiş milletvekillerinin Meclis'e gidememelerinin bir demokrasi ayıbı olduğu, yargı'nın demokrasinin gereği olan hükümleri uygulayarak bu milletvekillerinin hapisten bir an evvel serbest bırakılarak Meclis'e gitmelerine izin verilmesi talep ettiler. İronik olan ise Türkiye'de yaşana bir çifte standart ve oynaana oyunun acı sonuçları idi. Halkın oyları ile milletveliki olan Kavakçı Meclis'ten kovulurken, ve hatta vatandaşlıktan çıkarılırken, bugün halkın oylarının ne kadar önemli olduğu Alanlı, Haberal ve Balanlı hapisteyken anlaşıldı. 

Ak Parti hükümeti döneminde yaşanan gelişmelerin ve isnat edilen suçların 28 Şubat sürecinde  yaşanalar ile çok bir farkı yok. Dün olduğu gibi bugünde basın, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları, CHP  sürekli olarak bir "irtica" tehditi ile gündemi meşgul ediyotlar. Özellikle son günlerden sosyal medyada Atatürk'e hakaret eden öğrencilerin fotoğrafları gösterilerek Cumhuriyet değerlerinin yıpratıldığı konusu işleniyor. Diğer bir taraftan dünyanın her yanında devleti bir kurumu olmaktan ve sadece ülke savunması gibi kutsal bir görevi yapacak olan Ordu'nun Ak Parti hükümeti tarafından tasviye edildiği konusu işleniyor. Halbuki ordunun siyasi konular ile ilgilenmesi krumun ahengini bozan en öenmli sebeplerden biri olduğunu Balkan Harbi sırasında tarihi bir tecrübe olarak edindik. Ama bu dönemin en önemli iddiası Cemaat ve Ak Parti arasında kurulmaya çalışılan ilişki. Zira Cemaatin Ak Parti ile beraber olduğu havası yaratılırsa hükümetin "kesin olarak ülkeye şeriat" getirme tehlikesi ispatlanmış olurdu. Cemaat ve Ak Parti arasında kurulacak bağ, tüm devlet krumlarının Cemaat tarafından ele geçiridldiği (daha önce kimin elinde olduğunun hiçbir önemi yok!!) ve Cumhuriyet ideolojisinin yıkılacağı izlenimi halkın gözünde yaratılabilirdi. Netice itibari ile Ak Parti "laiklil karşıtı odakların" merkezi olarak Yargı tarafından kabul edilir ve kapatılarak Cumhuriyet'in ne kadar halkın idarisi olduğu kanıtlanırdı. 

 
Toplam blog
: 8
: 344
Kayıt tarihi
: 09.02.12
 
 

Özel bir üniversitede Tarih ve Sosyoloji bölümlerinden mezun oldum. Tarih alanında master eğitimi..