Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Ağustos '21

 
Kategori
Deneme
 

Leylamı Arıyoruz

Nicedir felsefeyi öğrenemedim diye hayıflanıp/yakınıp duruyordum. Kendi kendime dedim ki; bu kafa ile daha çok hayıflanırsın/yakınırsın. Felsefe bilgi değil ki. Onun için öğrenmek de söz konusu değil.

Felsefe bilgi sevgisi, bilgi aşkıdır; bilginin peşinden koşup durmaktır. Bir benzetme ile belirtirsek ufuktan ufuğa koşmaktır. Ufuklar tükenmediği gibi felsefe yapmak da tükenmez. Bir mecnun gibi sorup durursun sevgilini; başka deyişle içindeki Leyla’nı.

Bilgi sevgilidir. Sevgililer uğruna her şey feda. Dağları, dereleri, taşları ve ormanları aşmak ne kelime bütün zorluklara katlanırsın. Bir ufka varırsın, bakarsın Leyla orada gibi; ama kafandaki Leyla o değildir. Yine düşersin yollara yollara...

Felsefenin buldukları diğer bilgi alanlarının konusudur artık. O bilgilerle ilgilenmez. O düşünceyle ilgilenir. Dedik ya, o kafasındaki, gönlündeki Leylayı arar durur. Döne döne arar.

İnsan dönüyor. Dünya dönüyor. Evren dönüyor. Felsefeci dönerken ilerliyor. Bu ilerleme, bu sevda bitmez.

Kur’an-ı Kerim’deki ayetler bir düşüncedir, bir önermedir. Öyle bir önerme ki açılımı sonsuza dek sürecek. İnananlar için Kıyamet’e kadar sürecek...

Ayetin geldiği gündeki açılımının yeter görülmesi onu dondurmak demektir ki bu “dogma” olur. Her dönem bir yorum gerekir. Prof. Dr. Bayraktar Bayraklı bu açılımı soğan kabuklarının açılımına benzetir. Kim bilir başkaları nelere benzetmiştir. Bizim aklımıza konuyu iyi kavramaya vesile olacak bir benzetme gelmiyor. Onun için sade şunu diyebiliyorum:  Ayetler değişmeyecek; ancak yeni yeni yorumlar olacak.

Evren ayetlerinin yorumlanması da aynı elektriğin bulunması gibi bir süreç içindeki yorumlanması sonucu değil mi? Uzayda dolaşmak? Bununla ilgili o kadar çok ayet var ki... Demek ki düşünürler ufuk açacak bilim adamları da işleyecek ve uygulamaya sunacak.

Bazı âlim geçinenler Kur’anı geldiği tarihte dondurdu. Bu yetmedi; yine o âlimler soru sormayı da yasakladı. Sora sora ilerleyen, din ile felsefeyi arama-inceleme açısından bir gibi görenleri tekfir/aforoz etti. İkindi, Farabi ve İbni Sina ve daha niceleri kâfirlikle suçlandı.

Gazali tıpkı bir felsefeci gibi araştırdı. Birçok bulguları oldu. Eserleri kütüphaneleri doldurdu. Ancak bunlar yeterli sayıldı. Yine sorarak ilerleme durduruldu. Ufuklara yürümek şöyle dursun, ufuklara bakmak bile yasaklandı.

Yüz yıllardır bir arpa boyu yol alamadık. Ebu Hanefilerin çekmediği eziyetler kalmadı.

Son günlerin dâhilerinden yaşar Nuri Öztürklerin de çekmediği kalmadı. O Öztürk ki, evet Batının dâhi filozof, dâhi ilahiyatçı olarak tanıdığı Öztürk toplumundan koparılmaya çalışıldı. Bazıları adını bile anmak istemiyor.

O bazıları dediklerimin arasında İlahiyat Fakültelerinden, İslâm Enstitülerinden, İmamhatiplerden mezun olanlar da var. Yanı rahmetli Öztürk’ün dinci dedikleri ve dini geçim vasıtası yapan kişiler değil sadece karşısında olanlar.

Burası bizim için bir bilmece. Sora sora bu sırra erişemedim. Bu bilgiye erişebilsem ufuktaki Leylamı aramaya, daha rahat bir biçimde devam edebilirdim. İnşallah da devamlı olarak Leyla’yı arayanlar arasında olacağım.

Sabahattin Gencal, Çekmeköy-İstanbul, 25.09.2021

 

 
Toplam blog
: 181
: 635
Kayıt tarihi
: 29.03.11
 
 

1943'te Trabzonda doğdu. Erzurum Yavuz Selim İlköğretmen okulunu bitirdikten sonra girdiği Bursa Eğ..