- Kategori
- Gündelik Yaşam
Leyleklerin Rüzgârı

internetten alıntıdır
Sana uzun süredir yazı yazmadığım hep aklımdaydı, bu yazmak istemediğim için ya da yazacak-söyleyecek bir şeylerim olmadığı için değil vaktim olmadığı içindi minik bebeklerimin babası.
Uzun bir kış uykusundan uyanan insanların mahmurluğu var içimde, içimde biriktirmişim söylemek istediklerimi. Şimdi de ne kadar sürem var bilmiyorum ama başlamak istedim. Kızlar uyanınca kesilecek bu geçici rahatlık süresi. İki tane mevsiminden önce göçmüş leylek süzülüyor havada. Görünce o kadar sevindim ki sanki uzun süredir beklediğim, uzun süredir görmediğim, görünce iç feraflatıcı tanıdıklarımı görmüş gibi oldum. Bir kaç yıl önce, leylekleri havada gördüğümüzdeki sevinçli-uyduruk konuşmalarımız geldi şimdi aklıma. O yıl ne kadar çok gezmiştik ve de ne çok keyif almıştık değil mi?
Başbaşa keyif almanın her aşamasında el-ele olmanın o inanılmaz güzellikteki güveni.
Kanla dolmuş acı deryasında yüzerken
İki güvenli el tuttu yüreğimin kanatlarını
Acılarımın üzerine gölge düştü serince
Varlığın parlattı gözlerimdeki bakışları
Ertelendi tüm korkular kendiliğinden
Korkular bile çocukça anlıklara dönüştü
Siyah-beyazdan...
Begonvil renklerine büründü yaşam
Yaşam ki ancak sevince şekillenir
Onu da bırakabilirim ölümün gölgesine
Hiç gocunmadan kapatırım gözlerimi
Yeter ki bozulmasın bu güçlü güven
Saklı duran güzellikler dökülmeye başladı karalıklarım aydınlandıkça. Yalansız yaşamın, yalansız getirilerinde sevdanın orantısız yaşanmasının kelimelere değil, bebek gözlerine dönüşmesi. Ben razıyım Allah da razı olsun ondan-larla sonuçlanan dualar karıştı sevda kelimelerime. Katran yanıklarımdan renkli kaktüsler açıldı. Çorak topraklarımda büyüdü sevdam. İnsan bedenlerine döndü sevginin fazlası. İşte bu fazlalık aldı ellerimizden başbaşalığımızı.
Ertelendi bir süreliğine keyif almanın o keyifli nöbetleri. Leylekleri havada görmek çocukça bir sevinç-telaş getirdi bana. Sanki hemen uzun seyahatlere gideceğiz de hazırlıklar tam değilmiş gibi. Leylekler, gözlerime hiç bilmediğim ülkelerin rüzgarlarıyla birlikte bilmediğim görüntüler getirdi. Yüreğime yaz esintilerinin kıpırtılarını, yol kenarlarında bilmediğimiz lezzetleri tatmanın o tedirgin acaba beğenir miyim li, farkında olunmayan tatlı şımarıklıklarını da beraberinde sürükleyerek. Bu kuşlar hiç üşenmiyorlarsa neden olmasınlar da doldu evimize, getirdikleri rüzgarla birlikte.
Hani, uzun yollarda hikayeler söylüyoruz ya daha doğrusu ben hemen uyduruyorum ya bazen bir tır şöförünün hayatı hakkında bazen de yol kenarlarındaki evlerde yaşayan insanlar hakkında. Anlık hikayeler uydurma hevesini de beraberinde getirdi bu kaçak aşık leylekler. Evet neden olmasın, mutlaka ailelerine-topluluklarına karşı gelerek kaçtılar bu kadar erken. Belki de yaşları tutmuyordur birlikte göçmeye. Lütfen biz kol kanat gerelim mi onları korumaya? Kendi kol-kanatlarımızı birbirimizden esirgemeden.
Kendimize benzettim onları, hem içerdeler hem dışarda, hem kalabalıklar-hem yalnız... Atlarla ilgilenirken seni seyrediyorum penceremden. Bir kaç saat önce beni bindirdin yeni gelen beyaz ata. O beni ben de onu tanımadığım için tedirgindik ikimizde, senin varlığın rahatlattı galiba ikimizi de. Sen oradaysan her şey yolunda canımın sızısı. Canlıların birbirini tanıması kadar güven verici bir şey yok. İyi ya da kötü, huylu ya da huysuz bilir ona göre davranırsın. Bilinmezlik korkutuyor galiba en çok insanın canını ya da bildiğini sandığın şeylerin-kişilerin aslında hiç de bildiğin gibi olmamaları.
Biraz şeyim bir kaç zamandır, geri kalmış, yetişememiş, hiç yetişemeyecek gibi. Ölenlerimi özlüyorum nedense gelip beni çocukça şımartsınlar diye oysa hiç şımarık olmadım ben çocukluğumda bile. Sonra bir şey oluyor, değişen bir şey görüyorum açılıyor gözlerim yetmişim-yetişmişim diye, seviniyorum çocukluğumdaki gibi. Ne olursa olsun ihmal edilmemiş hiç bir şey, elimden gelen ne varsa koymuşum ortaya, ferahlıyor içim. Sanki her şeye yetişmek zorundaymışım gibi.
Olduğu kadar yaşam aslında, neyse o gerisi zaten boş. Olan oluyor yetişsen de yetişmesen de. Zaman kendini tamamlarken tüketmemek lazımmış kendini biliyorum ama insan bazen inatla yetişmek istiyor zamanın getirdiklerine. Uzun soluklu soluklarına bırakıyorum bebeklerimle kendimi güvenli ellerine.
Leylekler pırıl-pırıl aydınlık ama rüzgarlı havada oynaşıyorlar. Leylekleri yazmak istiyorum en ince ayrıntılarına kadar. Leylekleri anlatırken oluşan ayrıntıları eklemek istiyorum şimdiye kadar bulunmamış bir kurguyla. Her yaşanan hikaye olsun sonradan unutmamak için, bazı şeyleri unutmak ne kadar zor oysa.
Eve doğru yürüdüğünü görüyorum pencereden, kupaya sade kahve, ısıtıcıya su koyuyorum kaynasın diye. Gelince isteyeceksin içmek için ben de hazırladım diyeceğim. Kahveni tamamlamadan kalkacak kızlar yumuşak-sıcak bir pembelikte. Belki yazı da tamamlanır bu süre içerisinde.