- Kategori
- Blog
MB Haftalık Bültenini kim hazırlar?

Hotel Ahbap Konağı/ İnternetten alıntı
Ve ne işe yarar; bu bültende yer alan yazanlar ve yazıları neye göre değerlendirilir; hiç merak ettiniz mi?
Ben etmemiştim; ta ki eşim sorana dek…
“Bilmiyorum” Diyerek geçiştirmiştim.
Dün bir yazının altındaki yorumda şöyle bir ifade dikkatimi çekti.
“MB de Editörler yok; editör var”
Nasıl olur dedim kendi kendime; tek başına ha; bu editörün kafasını kaşımaya vakti olur mu? Allah kuvvet versin; yeni yılını şimdiden kutlayayım da arada kaynamasın; gerçi her yazanın varlığından haberdar olması mümkün değildir yani kutlamışım ya da kutlamamışım onun için bir önem taşımasa da hatırlanmak belki hoşuna gider; moral verir.
Tanımadıklarımızla selamlaşmak: Kültürümüzde kendine yer edinmiş midir? Tanıdıklarımıza bahşettiğimiz merhabalarımız; ne kadar içten ve kaç ayardır? Buna net bir yanıt veremeyeceğim, bunca yıl bunu çözememenin, aciz yorgunluğu var omuzlarımda…
***
Bu yazımı kaleme almamın nedeni “Haftalık Bültenle” alakalı mı?
Uzaktan akraba olabilirler.
Huyum yeşersin; kırgınlık hissettiğim anlarda lafı biraz dolandırırım.
Ok yaydan çıkmak üzere; dönüşü olmayacak ya…
Belki son anda görmezden gelmeyi başarırım.
Nafile, görmezden gelemiyorum.
Çevresi çok geniş bir ahbabım (Ahbap: Arapça- kendisiyle yakın ilişki kurulan, çok sevilen sayılan bir kimse)
“Yazıma yorum yazma nezaketini göstermiş” Sağ olsun.
Olumsuz tek sözcük kullanmamış; bununla beraber beni şaşırtmayı başarmış. Küsmedim, darılmadım.
Benim çevrem çok dardır. İşte o yüzden o daracık alana sığan üç beş dostumu yitirmek istemem çünkü o üç beşi kazanmak için kendime çok dil döktüm. Deli gönlüm: Kapılarını; her tıklayana kolayca açmaz.
Bana bir avuç bereketli alan yeter; dönüm, dönüm olanında gözüm yoktur. Uçsuz bucaksız sınırsıza gücüm yetmez, gereken özeni gösteremem. “Çok” sözcüğü: Kalite anlamına gelebilseydi…
Diğer birçok sözcüğü yanına almazdı.
Çok GÜZEL, çok TEMİZ…Ya da
Çok YERSİZ, çok SIĞ, çok ANLAMSIZ gibi…
“Sen benim için çok değerlisin, bir tanesin ama uluorta söyleyemem; çevrem geniş duyan olur. Bana gönül koyar küserler.”
Birini çok beğenmek:
Diğerlerini küstürebiliyorsa; bunu bir daha düşünmek lâzım; çevresi dar biri olarak; koltuklarım da kabarmalı ama kabarmıyor.
Ben de beni kimse tanımaz sanırdım.
Fena yanılmışım.
Sevgili arkadaşım dert etme; sen uluorta söylesen söylemesen de…
Bana kendini anlatırsın.
O çok geniş çevre: Dile; düşüncelere görünmez kilit vurur anahtarı yan cebinde gezdirirse; çokluk anlamını yitirir, yitirir adamı tutsak eder.
Ben güzele güzel derim. Benim güzel bulduğumu güzel bulmayana da sözüm olmaz.
Bülten meselesi o ne olacak? Hangi rayda nasıl yol aldığını öğrenmeden; merakım geçti gitti.
26 Aralık 2012 Çarşamba
Alev Meisel/İzmir