​ MB Haftalık Bültenini kim hazırlar? / Blog / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Aralık '12

 
Kategori
Blog
 

MB Haftalık Bültenini kim hazırlar?

MB Haftalık Bültenini kim hazırlar?
 

Hotel Ahbap Konağı/ İnternetten alıntı


Ve ne işe yarar; bu bültende yer alan yazanlar ve yazıları neye göre değerlendirilir; hiç merak ettiniz mi?

Ben etmemiştim; ta ki eşim sorana dek…

“Bilmiyorum” Diyerek geçiştirmiştim.

Dün bir yazının altındaki yorumda şöyle bir ifade dikkatimi çekti.

 “MB de Editörler yok; editör var”

Nasıl olur dedim kendi kendime; tek başına ha; bu editörün kafasını kaşımaya vakti olur mu? Allah kuvvet versin; yeni yılını şimdiden kutlayayım da arada kaynamasın; gerçi her yazanın varlığından haberdar olması mümkün değildir yani kutlamışım ya da kutlamamışım onun için bir önem taşımasa da hatırlanmak belki hoşuna gider; moral verir.

Tanımadıklarımızla selamlaşmak: Kültürümüzde kendine yer edinmiş midir? Tanıdıklarımıza bahşettiğimiz merhabalarımız; ne kadar içten ve kaç ayardır?  Buna net bir yanıt veremeyeceğim, bunca yıl bunu çözememenin, aciz yorgunluğu var omuzlarımda…

***

Bu yazımı kaleme almamın nedeni “Haftalık Bültenle” alakalı mı?

Uzaktan akraba olabilirler.

Huyum yeşersin; kırgınlık hissettiğim anlarda lafı biraz dolandırırım.

Ok yaydan çıkmak üzere; dönüşü olmayacak ya…

Belki son anda görmezden gelmeyi başarırım.

Nafile, görmezden gelemiyorum.

Çevresi çok geniş bir ahbabım (Ahbap: Arapça- kendisiyle yakın ilişki kurulan, çok sevilen sayılan bir kimse)

“Yazıma yorum yazma nezaketini göstermiş” Sağ olsun.

Olumsuz tek sözcük kullanmamış; bununla beraber beni şaşırtmayı başarmış. Küsmedim, darılmadım.

 Benim çevrem çok dardır. İşte o yüzden o daracık alana sığan üç beş dostumu yitirmek istemem çünkü o üç beşi kazanmak için kendime çok dil döktüm.  Deli gönlüm: Kapılarını; her tıklayana kolayca açmaz.

Bana bir avuç bereketli alan yeter; dönüm, dönüm olanında gözüm yoktur. Uçsuz bucaksız sınırsıza gücüm yetmez, gereken özeni gösteremem. “Çok” sözcüğü: Kalite anlamına gelebilseydi…

Diğer birçok sözcüğü yanına almazdı.

Çok GÜZEL, çok TEMİZ…Ya da

Çok YERSİZ, çok SIĞ, çok ANLAMSIZ gibi…

“Sen benim için çok değerlisin,  bir tanesin ama uluorta söyleyemem; çevrem geniş duyan olur. Bana gönül koyar küserler.”

Birini çok beğenmek:

Diğerlerini küstürebiliyorsa; bunu bir daha düşünmek lâzım; çevresi dar biri olarak; koltuklarım da kabarmalı ama kabarmıyor.

Ben de beni kimse tanımaz sanırdım.

Fena yanılmışım.

Sevgili arkadaşım dert etme; sen uluorta söylesen söylemesen de…

Bana kendini anlatırsın.

O çok geniş çevre: Dile; düşüncelere görünmez kilit vurur anahtarı  yan cebinde gezdirirse; çokluk anlamını yitirir, yitirir adamı tutsak eder.

Ben güzele güzel derim. Benim güzel bulduğumu güzel bulmayana da sözüm olmaz.

Bülten meselesi o ne olacak? Hangi rayda nasıl yol aldığını öğrenmeden; merakım geçti gitti.

 

26 Aralık 2012 Çarşamba

Alev Meisel/İzmir

 

 
Toplam blog
: 584
: 853
Kayıt tarihi
: 01.03.07
 
 

Dinleyenin olmadığı yerde anlatmanın önemi! Nasıl YAZAN oldum. 'Yalnız doğar, yalnız göçer' eskile..