- Kategori
- Basın Yayın / Medya
Medya ve Medya Okuryazarlığı
Sihirli Medya
İleride belki insanlar genlerini sosyal medyaya uyarlayacak. Böyle söylenildiğinde hem teknoloji hem de medya bana çok korkutucu geliyor. Özellikle son yıllarda sosyal medyanın bu denli popüler olması ve geleneksel medyadan yeni medyaya geçişin yaşanması, insanların hem psikolojilerini etkilemekte hem de iletişim anlayışı değişmektedir. İnsan ilişkileri sanal iletişime doğru kaymış; ilişkiler, iş ortaklıkları sosyal medya üzerinde yaygınlaşmış; sonuçları istenildiği gibi gelmediğinde ise çok ciddi psikolojik sonuçlara sebep olmuştur. İnsanlar medyanın sadece olumlu yanlarını göstermekte olumsuzu saklamakta, kendilerini olduğundan farklı göstermekte ve sosyal medya kaçış mekanı olarak görülmekte ya da mekansal olarak oradaymış gibi olma duygusu yaşanmaktadır.
Medya Nedir?
Medya Latincede araç anlamına gelen ‘medium’ sözcüğünün çoğuludur. Medya denildiğinde çoğumuzun aklına çeşitli düşünceler, tanımlar ve araçlar gelmektedir. Medya, iletişim araçlarının tümünü içeren bir kavramdır. Kitaplar, bilgisayar, internet, cinema vb… Temel işlevi ise haber ve bilgi vermektir. Bunun yanında, bilgilendirme, kültürel devamlılık, toplumsallaştırma, kamuoyu yaratma ve eğlendirme işlevleri de vardır. Kısacası, yeni medya olanakları bir yandan kullanıcıyı bireyselleştirirken, diğer yandan da sanal uzamda kullanıcıları toplumsallaştırmaktadır. İnsanlar medyayı yakın ve uzak çevrelerinde neler olup bittiğini öğrenme; siyasi, ekonomik ve sosyal gelişmelerin neler olduğunu gözlemleme, eğlendirme, sosyalleşme, kamuoyu oluşturma ve eğlenceli vakit geçirme fonksiyonları sebebi ile kullanmakta ya da izlemektedir. Medya, insanlara sihirli bir dünyanın kapısını açmakta ve onlara iletişimi kolay hale getirme yollarını göstermektedir.
Medya Okuryazarlığı Nedir; Ne Değildir?
Yazılı ve yazılı olmayan mesajlara ulaşma, bunları çözümleme, değerlendirme ve iletme yeteneğine medya okuryazarlığı denmektedir. Ya da çok yaygın kullanılan tanımıyla; çeşitli türden medya mesajlarına (ki bu mesajlar görsel, işitsel, basılı olabilir) erişebilme, erişilen medyaları eleştirel bakış açısıyla çözümleyip değerlendirebilme ve kendi medya iletilerini üretebilme becerisidir. Uzun yıllardır ABD’de zorunlu ders olarak okutulmaktadır. Ülkemizde ise 2007 yılından itibaren 6. 7. ve 8. sınıflarda seçmeli ders olarak okutulmaya başlanmıştır.
Medya okuryazarlığı, medyaya saldırma, bütün suçu medyaya atma ya da politik, ideolojik önyargılı temsillere bakarak bir yanlış ve kötü arama çabası değildir. Amaç tek bir bakış açısı ile bakmak ya da Tv’den uzak kalmayı önermek değil sorgulayarak, etkili ve akıllı eleştiri yapmaktır. Ne zaman, nasıl, neden izlemeliyiz?, dinlemeliyiz? ya da okumalıyız? Hangi bakış açısıyla ele alınmalı? Bu mesaj ya da gördüğüm şey nasıl oluştu? gibi sorulara cevap aramaktır. Özetle, medyanın etkilerine karşı toplumu korumak ve eğitmektir.
Medyanın bilinçaltına doğrudan hükmetmesi, yararlarından çok zararlarının ön planda olması, hem bireyi hem de toplumu etkilemekte ve özellikle gençleri yanlış yönlendirmektedir. Bu hususta, medya derslerinin yaygınlaşması ve eğitimlerin çoğalması gerekmektedir.