- Kategori
- Güncel
MEKTUPLAR, MEKTUP ARKADAŞLIĞI
Mektuplarımız ve mektup arkadaşlıklarımız, ‘baki kalan bu kubbede bir hoş sada’dır değil mi?!..
Kendimi bildim bileli, yani okuma ile yazmayı bildiğim o ilk mektep talebeliğimden beri mektup-lar yazarım..
Hem de ne yazma!..
Kimlere yazmadım ki!..
Gurbette olan yakınlarımıza en başta, ilk olarak onlara yazdım.. Yakınlarımıza mektup-lar yazarken, babam başımda dururdu ve parmağıyla da işaret ederdi:
-Şurdan başla..
-Şuraya geç..
-Dediklerimi iyi dinle, hata yapmadan tane tane yaz, derdi..
Babacığımın çok güzel, kendine özgü, göze nakış gibi görülen akıcı bir elyazısı vardı, -eskilerin hepsi elyazısı ile yazarlardı, okullarımızda yakın zamanda denendi, ama başarılmadı ve bırakıldı- ama babacığımın o güzel mi güzel elyazısını benden başka kimse rahatça okuyamazdı; yazı güzeldi ama okunamıyordu.. Bir ben okuyabiliyordum, bir de köyümüzde üniversiteyi ilk olarak okuyan amcamın torunu okuyabiliyordu.. Bunu bilen babam, mektuplarını bana yazdırırdı..
Kimlere yazmadım ki şu mektuplarımı!.. Gazete yazarlarının hepsine.. Düşüncelerini beğendiğim düşünce insanlarının hemen hepsine.. Kitaplarını okuduklarıma.. Dost, ahbap, arkadaş, kardeş, eş olmak istediklerime.. Çocuklara.. Geçimsizlik yapanlara.. Aile ocağına, çoluk çocuğuna iyi davranmayanlara.. Hal, hareket, davranışlarını beğendiklerime.. Her zaman ve her şartta iyi olup, öylece iyi kalabilenlere.. İyilik gördüklerime.. Etkilendiklerimle, etkilemek istediklerime.. Acı çekenlere.. Sevdikleri Hakk’ın rahmetine erenlere..
En çok da isimsiz kahramanlara…
Kitaplarda yer alan mektuplarım da var.. Üniversite hocalarına, yazarlara, çizerlere, düşünce insanlarına yazdığım mektuplarımı kitaplarına koyanlar, gazetedeki yazılarına ekleyenler veya köşelerini bütünüyle mektuplarıma bırakanlar çok oldu..
Mektuplarımı kime yazdıysam beğeniyle karşılandı, çoğu da saklandı.. Gerçekte ben, bir mektup yazarıyım.. Mektupların, hayatımdaki yeri çok kıymetlidir.. Dileyen herkese de çok severek mektup-lar yazmaya hazırım.. Telefonum eski ve her zaman çok uzağımdadır; telefonla değil, mektuplarımla, yazarak, kelemimle, kalemli elimle ve aklımla haberleşmeyi seviyorum..
Sizler de mektup-lar yazın.. En yakınlarınıza, her kim varsa yakınlarınıza mektup-lar yazmaya başlayın, derim..
Mektup, hayatın geride bıraktığı en güzel mirastır..
Mektuplar biziz çünkü..
Daha dün, bir mektup arkadaşımdan gelen kısacık mektubu da sizlerin aklına sunuyorum:
“Allah kimseyi ekmeksiz bırakmasın…
Merhaba…
Deneme yanılmayla en iyi bu oldu diyorum. Hepsi de yendi tabi, çok şükür nasip edene. Galiba unla hamurla uğraşmak hoşuma gitti. Hani kendi eseri mutlu eder ya insanı, öyle bir duygu. Daha bir hoşlukla yiyorum. Hem daha lezzetli geliyor hem de yemeye kıyamıyorum. Yerken de; ‘Yiyemeyenler var mı?’ diye aklımdan geçiriyorum. Senin dediğin gibi değilim aslında arkadaşım. Şimdi var diye kibirli değilim.
Çok şükür çocukluğumda da yoksulluktan yakındık diyemem, ama bir dönem varlıklı da değildik. Beni en çok üzen, sevdiklerimi kaybetmek oldu. Yoksulluğa bile dayanıyor insan. Çünkü mücadele edebiliyor, ama giden için öyle olmuyor. Allah'ın takdiri deyip geçilmiyor.
Yani sahip olduklarımla ya da meziyetlerimle kibirlenmediğimi anlatmak için yazdım.
Sağlık ve esenlik diliyorum…”(17 Mart 2022, Perşembe)
Mektupsuz kalmayın!.. Yoksa mektup yazacağınız kimse, bana yazın; ben de sizlere yazayım..
Şunu da demeyin:
-Mektup mu, o eskidendi!..
Mektubun gizemi, gücü, etkisi, sevgisi, sıcaklığı, samimiyeti, içtenliği, kalıclılığı vardır; bunları yaşamalısınız...