Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 

21 Ekim '08

 
Kategori
Gelenekler
 

Mengen küçük Paris

Mengen küçük Paris
 

Kanlıca Mantarı Mengen


Bu söylemin isim babası kimdir?,

Benzetmenin ne için ima veya inşa edilmiş olduğu hakkında bilgim elbette var.

Ancak, uzunca süredir “Küçük Paris”cümlesi rağbet görmüyor, kullanılmıyor galiba.

Rahmetli Sayın Turgut Özal hükümetleri ve sonrasında Türkiye, o kadar çok “Küçük Paris” üretti ki; “Mengen Küçük Paris” betimlemesi kendi enflasyonunda unutuldu gitti.

Kanıksadık, umursamaz olduk, özümsedik küçük parisli olmayı..

Belki de içten içe hoşlandık, hoşnut olduk o moda şehrine benzetilmekten.

Serbest piyasa ekonomisi, özelleştirme, globalleşme derken, Paris’ler, Hilton’lar aldı başını gidiyor.

Geleneklerimizden, eski yaşam alanlarımızdan uzaklaştık, unuttuk, unutturulduk.

Sofralarımızdaki tahta kaşıklara, tarhana çorbasındaki sarımsağa hasret kaldık.

Köylerin çoğunda tarlalar nadasta, haneler boş..

Evlerimizin hemen yanı başındaki kümesler kapandı ve sokak köpeklerine terkedildi.

Folluklarda kediler yeni yavrularını emzirmekteler.

Piknik alanlarına yakın her çalı dibinde büyük olasılıkla birileri tarafından atılmış, çocuk bezleri/pedleri çevreye kötü kokular yaymakta,

Derelerde balık avlayanlar oltaları ile çöp atıkları çekmekte..

Piknik alanlarının o masum yemyeşil çimenleri atık naylon poşetleri altında, sararıp solmakta.

Ormanlarımızdaki bazı ağaçlar bir böcek/kurt türü yüzünden hızla çürümekte/kurumakta,

Hormonlu besinler, insan organizmasında tahribatlar yaratmakta,

Deli dana, kuş gribi, kene vakaları psikolojimizi bozmakta,

Sokaklar sigara izmaritleri ile kaplanmış, birileri biteviye caddelerde , sokaklarda çemkirmekte,

İnsan odaklı düşünmeyen, düşünemeyenler trafikte, sağlıkta, savaşta, terörde yaşamlara bilerek/bilmeyerek son vermekte..

Bir takım esnafın, siftah dahi yapamadan akşam evine döndüğü ifade edilmekte iken;

Global kriz, başta ABD olmak üzere tüm dünyayı sarmalıyor.

Kapitalizmin nasihat ve sefahat dönemleri bitmek üzere.

Ve sanırım azgın kapitalizmin musibet yanı nihayet fark edilmeye başlandı.

Kapitalizm dünyada bin nasihat ile anlatılamadı ama global kriz musibeti ile belki anlaşılacak.

Bu krizden elbette gerçek Paris’te etkilenecek, Küçük Paris’ler de..

Kendi iç dünyamız sarmalında,

Üretmediğimiz için kıymet bilmeden atıyoruz.

Hayatımız kumar olmuş; restli, blöflü bir oyunun içindeyiz.

Şartlanmışız, bilinçsiz bir şekilde tüketiyoruz,

Sigara paketini yumcukluyor, izmariti baş barmak ile orta parmağın tırnak darbesinde artistik pozlarda rastgele fırlatıyoruz.

Tüm bu yaşanan olumsuzluklara rağmen “Küçük Paris” <ı>(Mengen) gerçek Paris’lilerin rüyalarında bile göremeyeceği, hayal bile edemeyeceği bir hafta sonu yaşadı.

Onlarca, yüzlerce Mengenli ve yaşayanı bu hafta sonu ormanlara mantar toplamak için akın etti.

Her yıl bu mevsim ve aylarda ne mutlu ki; Mengen, böylesi coşku ve geleneği hala yaşıyor, yaşayabiliyor.

Belki de en eski doğal beslenme kaynağımızla ve geleneğimizle içli dışlıyız.

Geç gelen yağmurlar ve birkaç gün açan güneşin ardından Mengen’de mantar festivali yeniden başladı.

Kedi gırışı, sümüklüce, ayıca, mıhlıca, kanlıca mantarları, insanlarımızı orman alanlarına çekmeye devam ediyor.

Mantar toplamayı ticaret olarak düşünenler olduğu gibi, sofrasında tadına varmak, gurbetteki akrabasına çoluğuna, çocuğuna göndermekte var mutlaka..

Mantar toplama üzerine yapılan muhtelif konuşmalar, hikaye ve yorumlar da enteresan oluyor.

Bazı köylü kadınlarının köy sınırlarında mantar toplayanları <ı>(ticaretini yapanlar) ormandan kovmalarına tanık olanların yorumları da bir hayli ilginç<ı>.(ayrı bir yazı konusu)

Hele, bu işi ticaret gayesiyle yapanlar ile mantar fiyatları için ”Mantar toplama bir nevi üretim ve emek gerektiren bir uğraş 15 ytl bedava” türünden ekonomist vari saptamalara da bayılıyorum doğrusu.

Üstelik Atatürk Caddesinde kaldırıma kurulan küçük mantar pazarından Mengen’de ve orman köylerinde yaşayanların dahi mantar satın almasında derin bir hüzne kapılmaktayım.

Yıllar önce köylümüzün bazlama ekmeğinden vazgeçtiği ve fırından “ak ekmek” ya da “Pazar Ekmeğini” alıp köyüne dönmesinde olduğu gibi.

O anda yıllar önce söylenen“Küçük Paris” benzetmesi aklıma düşüveriyor.

Her mantar festivalinde..

Suyu dahi içilebilen berrak Beşler Çayını,

Ceviz, kozalak, elma yüklü Ankara Minibüslerini,

Küfürsüz kahvehaneleri,

Vasıf Amcanın tuz değirmenini,

Macit abinin gazoz imalathanesini,

Ve birde;

Mengen çiftçisinin öküz arabalarında buğdaylarını su değirmenlerine; un öğütmek için götürüşlerini anımsarım.

 
Toplam blog
: 62
: 690
Kayıt tarihi
: 04.01.07
 
 

Aşçıları ile ünlü Mengen doğumluyum. Beden Eğitimi Öğretmeni, güzel sanatlara ilgili, sporu mesle..

 
 
 
 
 

 
Sadece bu yazarın bloglarında ara