- Kategori
- Futbol
Mesele, “Aragones çağ dışıdır” meselesi değil!

Fenerbahçe’de olup bitenler futbolu yorumlayanların kafasını öylesine karıştırıyor ki; Rıdvan Dilmen gibi bilgi ve görüşlerine son derece saygı duyulan bir futbol yorumcusu bile nihayet “Aragones çağ dışıdır” diyebiliyor. Asında bakılırsa sarı-lacivertlileri yorumlayanların pek çoğu de benzer cümleleri sarf ediyor olup bitenler karşısında. Beni asıl şaşırtansa İspanyolların bunca sene Aragones gibi “çağdışı” bir teknik adamla çalışmış olmaları ve O’nun “demode, ilkel, vs…” artık ne derseniz deyin, futbol anlayışının farkına varamamış olmaları.
Biz, ne aziz bir futbol topluluğuyuz(!) İspanyolların onca yıl fark edemediğini 3 ayda çözüverdik.
Aragones neden burada?
Arthur Zico’nun Fenerbahçe’sine yöneltilen eleştirileri hatırlayalım. “Çok yan pasa yapıyor, savunmayı geride kuruyor, tek forvet oynatıyor, takım hızlı hücum edemiyor, takım hücumda çoğalamıyor”.
Luis Aragones’in gelişine tüm bu eleştirilerin ışığında karar verilmişti. Savunmayı önde kurar, hücum futbolunu benimser, orta alan oyuncuları onun oyun felsefesinin en önemli yapı taşlarıdır.
Akla şu soru geliyor: Fenerbahçe yönetimi, Luis Aragones’in oyun anlayışını bilerek, göz göre göre mi getirdi İspanyol teknik adamı, yoksa tüm bunlar piyangodan mı çıktı?
Aragones’e Uğur Boral, Colin Kazım, Maldonado, Selçuk Şahin gibi oyunculardan oluşan bir orta alan verirsen elbette olacağı budur. Bu oyuncular Şampiyonlar Ligi’nin hiçbir takımında ilk 11’e girebilecek ve devamlılık gösterebilecek oyuncular değil. Sen bunlarla yola çıktın, sonra da Aragones’e “hoca gel bize hücum futbolu oynat” dedin. Alın size hücum futbolu!
Wenger de çağ dışı mı?
Aragones’in, Arsenal karşısında savunmayı önde kurarak verdiği pozisyonların benzerlerini Guiza ve Semihle Fenerbahçe’de yakaladı. Ancak pas hızı, reaksiyon süreleri doğru ayarlanamadığı ve son vuruşlar doğru yapılmadığı için neticeye sadece bir kez gidildi. Fenerbahçe’nin bu şekilde yakaladığı en az dört net gol pozisyonu var. Peki, Fenerbahçe’nin yakaladığı bunca net pozisyon Arsen Wenger’in çağ dışı futbol oynattığı anlamına geliyor mu?
Savunmayı önde kurmak ve ofsayt tuzağını kullanmak “çağın gerisinde kalmışlık” olarak düşünülmemelidir. Zaten hücum futbolunu benimserseniz, savunmayı önde kurmaya, bu tuzağı kullanmaya mecbursunuzdur ve bunu her takım oyunun gidişatı içerisinde yapmak zorunda kalabilir. Bu anlayışta en önemli nokta tandemin uyumu ve orta alanın direncidir. Eğer orta sahanızda Uğur Boral gibi ne yaptığı belli olmayan, Maldonado gibi kaçak dövüşen, Selçuk gibi kuvvetsiz oyuncular var ise o zaman orta sahanız ne top keser, ne direnç gösterir, ne de oyuna hükmeder. 5’likte olursunuz 10’lıkta
Geçiş süreç ister!
Futbol sahaya yerleşmekle başlar, topun peşinde koşmakla değil. Aragones’in oyun anlayışıyla Zico’nun oyun anlayışı arasında çok ciddi yapısal farklılıklar var. Oyunu geride kabul ederek yavaş hücuma çıkan bir takımdan, savunmayı ileride kurarak ofansif oynayan bir takım yaratmak kolay bir şey değil. Zico bunu iki senede başaramadı. Brezilyalı teknik adamın, güçlü takımlara karşı oynanan dirençli savunma futbolundan, zayıf takımlara karşı oynanmak istenen hücum futbolu bir türlü geçemediğini pek çoğumuz biliyoruz. Hele bu oyuncu yapısıyla, Uğur’la, Kazım’la, Maldonadoy’la Alex’le, Selçuk’la, oyunu rakip sahaya yığacak, savunmayı önde kuracak, savaşacak, direnç gösterecek ve oyuna hükmedecek bir orta alan yaratmanız çok sancılı bir süreci beraberinde getirir ki başarılı olmasının da garantisi yoktur.
Futbolda geçişlerin, felsefi değişikliklerin ne denli zor ve sıkıntılı olduğunu, karşılığında da ne bedeller ödendiğini Sayın Rıdvan Dilmen’de teknik adamlık yaptığı yıllardan hatırlayacaktır.
Aragones birkaç hafta önce, bu geçiş sürecinin tamamlanabilmesi 4-5 ayımızı alır demişti. Bu söylem ara transferde yapılması gereken transferleri de sürece dâhil eden bir söylemdir ve üzerinde durulmalıdır. Burada önemli olan, Fenerbahçe’nin bu süreci bekleyecek kadar tahammülü var mı? Çünkü bunun sonu önümüzdeki sezon UEFA kupasına katılamamaya kadar gidiyor.
Ortaya çıkan tablo da Aragones’in, Zico’yu, Daum’u gönderenlerden, göndertenlerden, Tuncay’ı, Aurelio’yu elde tutamayanlardan, hatta Josico transferi söz konusu olduğunda ”hoca kim bu adam! ” diyemeyenlerden, Zico’nun gönderilmesinin hesabını sorarcasına sahada ruh gibi dolaşanlardan daha fazla suçu olduğunu düşünmüyorum.
Mesele, Rıdvan Dilmen ve O’nun gibi düşünenlerin ifade ettiği gibi Aragones’in “çağ dışı”lığı meselesi değildir. Mesele, İspanyol teknik adama göz göre göre böyle bir kadro verenler ya da elinde böyle bir malzeme varken başa Aragones’i getirip “bize hücum futbolu oynat” diyenlerin bunun bedelini ödemesi meselesidir!