- Kategori
- Siyaset
Milliyetçilik ve Mihraklar

- “Milliyetçilik!”
- Az gelişmişliğe dair bir ifade mi bilemiyorum ama milliyetçilik, zihnime her zaman tuhaf bir düşünce akımı olarak yerleşmiştir.
- Hele ki bizim gibi bir ülkede, milliyetçiliğin mihenk taşı olarak görüldüğü bir ülkede, böyle bir akımın çemberinin dışında kalmak az buz bir şey değil. Övünmek gibi olmasın, kendimle gurur duymaktayım bilesiniz!
- Yaşım kırkı devirdi, hayatımın hemen her evresinde, ama çok yoğun, ama çok az milliyetçilik zerk etme haline hep tanık oldum.
- Bu durum bir devlet politikasıydı. Aksi halde bölünebilirdik… Düşmanlarımız bizi parça pinçik ederdi. Ve biz ancak milliyetçiliğin ulvi yanıyla kendimizi koruyabilirdik, türünden anlamlandırması zor şeyleri dinledik…
- Dün akşam elimdeki bir uzun yazı dizisinin içerisinde, milliyetçiliğin ülkemizdeki ağa babası Nihat Atsız’ın oğlu Yağmur’a bıraktığı vasiyetini okuduğumda, cumhuriyet tarihi boyunca devletin ilkesel olarak benimsediği, “İç düşman”, “Dış düşman” veya “İç mihraklar”, “Dış mihraklar” ki bunlar yüce devletimizin resmi ideolojisi olarak her daim nasıl da kendi toplumuna şırıngaladığı bir gerçeği gün yüzüne çıkarıyordu.
- Nihat Atsız 4 Mayıs 1941 tarihinde bir buçuk yaşındaki oğlu Yağmur’a yazdığı vasiyette şöyle demektedir.
- “Yağmur Oğlum!
- Bugün tam 1,5 yaşındasın. Vasiyetnameyi bitirdim, kapatıyorum. Sana bir resmimi yadigâr olarak bırakıyorum. Öğütlerimi tut, iyi bir Türk ol.
- Komünizm bize düşman bir meslektir. Bunu iyi belle. Yahudiler bütün milletlerin gizli düşmanıdır. Ruslar, Çinliler, Acemler, Yunanlılar tarihi düşmanlarımızdır.
- Bulgarlar, Almanlar, İtalyanlar, Sırplar, Hırvatlar, İspanyollar, Portekizliler, Romenler yeni düşmanlarımızdır.
- Japonlar, Afganlar ve Amerikalılar yarın ki düşmanlarımızdır.
- Ermeniler, Kürtler, Çerkezler, Abazalar, Boşnaklar, Arnavutlar, Pomaklar, Lazlar, Lezgiler, Gürcüler, Çeçenler içerideki düşmanlarımızdır.
- Bu kadar çok düşmanla çarpışmak için iyi hazırlanmalı.
- Tanrı yardımcın olsun.”
- Oysa bu gün oğul Yağmur Atsız, babasının vasiyetinden çok uzak bir noktadadır.
- Herkesi düşman bellemek, milliyetçiliğin dar kalıplarına sıkışarak aynı zamanda kendimizi mutsuzluğun girdabına sokma başarısı göstermek de az buz bir şey değil.
- Gerçekten herkes bizim düşmanımız mı? Herkes bize düşman mı?
- Yok… Öyle bir şey yok ama maalesef devletler sağ olsun… Her önüne geleni düşman belletmeyi marifet bilmişler…
- Sonuç ortada…
- “Mutsuzluk” dedim ya…
- “Peki ya önerin” diyecek olursanız…
- Hele bir herkesi düşman bellemekten bir kurtulalım… Dünya vatandaşı olmayı becerebilelim, gerisi kolay.