- Kategori
- Spor
Mosturoğlu’nu gösterip Aziz Yıldırım’a razı etmek!

Resim kaynak: fenerbahce.org (26 Mart 2010 Barkovizyonlu basın toplantısı)
Bugün Şekip Mosturoğlu’nun basın toplantısında söyledikleri nasıl bir telaş içinde bulunulduğunu göstermekten başka bir şeye yaramamıştır.
Mosturoğlu, yöneltilen suçlamalara doğru dürüst bir cevap vermektense, işi felsefik laflarla doldurulmuş laf kalabalığına çevirmiş, "esas konuyu" başka mecralara sürüklemeye çalışmış ve mağduru oynamıştır.
"Esas konu" ise (daha önce de yazdığımız gibi); Aziz Yıldırım'ın açıklamaları, beyanatları, yazıları ve tehditlerinden "sonra"; "sürekli" diğer takımların aleyhine, Fenerbahçe'nin ise "skandal derecesine varan tarzda" lehine hata yapılmasıdır. Çünkü hakemler, "ortada FB'nin geride kalmasından başka problem yokken ve lig tüm takımlarıyla gayet centinmence giderken", Aykut hoca ile başlayan ve Aziz Yıldırım'la devam eden bu açıklamaların etkisi altında kalmışlar ve FB aleyhine hata yapma stresi yaşamaya başlamışladır. Çünkü en ağır ceza alacakları mahkemeler ve sehpalar FB tarafından kurulmaktadır. Önceki sezonlar bunu net olarak göstermiştir. Sorun bu kadar basittir.. Esas konu budur!
Dikkat edin, ilerleyen günlerde tüm eski hesaplar açılacak ve kamuoyu gerçek konudan uzaklaştırılarak, "gerçek mağdurlar" unutturularak, “tartışan taraflar” şekline dönüştürülecektir.
Gelin, Sayın Mosturoğlu’nun açıklamalarını görelim ve değerlendirelim:
“Burada sizlere, maçlarımızda yapılan hakem hatalarından Trabzonspor Kulübü özelinde mukayese yapabilir; bunları görsellerle de destekleyebilirdik. Ancak bunun kimseye faydası yok, olmaz da...eğer art niyet olduğuna inananlar varsa, bunları içinde tutmasınlar; şüphelerini yetkili mercilere hemen iletsinler. Eğer hem art niyet olduğunu düşünüyor hem de gerekli şikâyetleri yapmıyorlarsa, faydasız polemiklere girmemelidirler.”
Hakem hatalarını görsellerle destekleyerek mukayese yapmanın faydası yoksa, 26 Mart 2010 tarihinde barkovizyon gösterisi ile aleyhinize yapılan hakem hatalarını tek tek anlatma çabasıyla yaptığınız basın toplantısı neydi? Kendinizle çelişiyorsunuz, telaştasınız. Gerekli şikâyetleri yetkili mercilere iletmiyorlarsa polemiğe de girmemeleri gerekiyorsa, gerek o toplantıda, gerekse çeşitli defalar yapmış olduğunuz açıklamalar neyin nesiydi?
“Gençlerbirliği maçındaki ilk golün ofsayt olduğunu Metin Şentürk özelinden yapılan bir örnekle yorumlayan değerli yorumcular, iki sezon önce Olimpiyat Stadyumu'nda, İBB ile oynadığımız maçta, arka arkaya yediğimiz biri yaklaşık 1 diğeri yaklaşık 2 metrelik ofsayt gollerini nasıl açıkladılar?”
FB başkan ve yöneticilerince sürekli bu maç gündeme getiriliyor. Bu da başka malzeme bulmakta sıkıntı yaşadıklarını, aleyhlerine yapılan hataların ne kadar az olduğunu göstermektedir. (Ha, bir de topun durmadığını söylüyorlar) O İBB maçına bir kez daha değinelim: Hafızaların zayıflığına güvenerek konuşuyorlar. O maçta ofsayt olduğunu iddia ettiği gollerden biri, spor adamlarının neredeyse ittifakla kabul ettiği üzere kesinlikle ofsayt değildi. Hatta diğeri de tartışmalıydı. Gerçek şuydu: O maç öncesi yedi maçtır rakiplerini yenemeyen FB takımı, 8 as oyuncusu eksik rakibi karşısında çok kötü oynayarak "gol pozisyonuna bile giremeden" yeniliyordu.
“Aykut Kocaman'ın açıklamalarını okuyacağım; ‘Şenol Hoca'nın elde ettiği başarıyı yadsımak yanlış olur. Ancak kimse yanlış anlamasın ama Trabzonspor son 3 haftada kritik maçlar oynadı. Bu 3 maça bakmak lazım. Gaziantepspor, Bucaspor, İBB.. 3 maç 3 penaltı. Bu penaltılar Trabzonspor'a kasten, isteyerek verildi, demiyorum. Fakat kimse bunları incelemiyor. "Ancak maçların kritik anlarına denk gelen penaltılara" bakmak gerek"
Bu açıklama çok masummuş(!) :) Aykut Kocaman’ın söylediği gibi kimse yanlış anlamadı! Tam tersine, çok doğru anladık.
“Bugün kirli dediğiniz lig başarılı olduğunuzda sadece sizin için temiz olabiliyor. Bu da o başarını elde edilmesi için emek harcayanların emeğine saygısızlıktan öte bir şey değil.” ..”Biz geçen sene şampiyonluğu kaybettik art niyet aramadık.”
Bunun üzerine aklımıza geçen sezonun sonunda Aziz Yıldırım’ın açıklamaları geliyor. Sayın Yıldırım, Rüştü’yü diğer futbolcuları telefonla arayıp mesaj çekmek ve şaibeli gol yemekle suçlamıştı. Rüştü’nün cevabı çok net oldu: “İspat edilirse futbolu yarın bırakırım.” Aziz Yıldırım’ın o toplantıda da dile getirdiği kaleciler Serkan Kırıntılı, Murat Şahin, Ivesa’dan birisi bugün FB kadrosundadır. Böyle bir olaydan sonra bu transfer FB için olmazsa olmaz mıydı?
“Galatasaray Bursa'ya maçı satacak diyenler, maçtan sonra utançla ortadan yok oldular.”
Bunlardan ilki antu.com’dur. O resmi bir hafta ana sayfada tuttular. Bunu eleştirmiş olan Fenerli varsa elini kaldırsın, görelim..
"Fenerbahçe bu statta onca pozisyona rağmen atamadığı bir golle şampiyonluktan olmadı mı? Biz hakemi eleştirdik mi? Sadece Başkanımız Sayın Yunus Yıldırım'ın top durmadan oyunu başlatmasını eleştirdi. Şimdi ne oldu? Artık hakemler top durmadan oyunu başlatmıyor"
Oysa Aziz Yıldırım bu kadar masum eleştirmedi. Şampiyonluğun kaybedilmesini o maçta durdurulmadan oynatılan topa, yani hakem hatasına bağladı. Hem artık topun durmadan oynandığı da doğru değildir. Böyle bir golü en son Galatasaray yemiştir, ancak dünyanın sonu olmamıştır.
"Biz ligde tek bir hakemin bile art niyetli olduğuna inanmıyoruz. Ancak hakem hataları vardır ve bunların eğitimle en aza seviyeye indirilmesi, Avrupa standartlarına çekilmesi gerektiğini söylüyoruz. Bu görüşümüz hiç değişmeyecektir.”
Biz de bunu buraya not ettik, unutmayacağız. Eskişehir maçından sonra bağıran Aziz Yıldırım da hakemlerimizin iyi niyetli ancak eğitimsiz olduklarına vurgu yapmıştı (!) zaten.
“Bir de şehir efsaneleri var. Başkan hakem odasını bastı. Kim hangi odayı bastı kimse bilmiyor. Yayınlanan raporda odanın basıldığına dair hiçbir şey yok ama herkes oda basıldığını iddia ediyor. Biri açıklasın. Kim hangi maçta hangi odayı bastı.”
Her defasında basmadı tabii, kelime oyunlarına giriyor. Açıklayalım: 18 Aralık 2010 tarihinde, Sivasspor maçının devre arasında “soyunma odası koridorlarına inen” Aziz Yıldırım, hakem Yunus Yıldırım'ın raporuna göre şöyle küfür etti: "Maçın içine s... Utanmıyor musun! Müsabakanın anasını s...., a... koydun, her maçta Fenerbahçe'yi yakıyorsunuz!" Örneğin 2007’de oynanan Fenerbahçe-Beşiktaş maçı sonrası hakem Selçuk Dereli`ye hakaret ettikleri gerekçesiyle Ali Koç ile birlikte 2 bin 500`er lira para cezasına çarptırılmıştı. Dereli`nin bu parayı tahsil etmek için icra yoluna gitmesiyle Yargıtay 4. Hukuk Dairesi Mahkemesi tarafından da onanan “mahkumiyet kararının tutanaklarına göre” Fenerbahçe Başkanı, 26 Nisan 2007`de Şükrü Saracoğlu Stadı`nda oynanan maç sonrası Selçuk Dereli`ye aynen şunları söylemişti: “Senin o FIFA kokartını ellerimle ....... sokacağım. Bir daha bu stada gelemeyeceksin. Pozisyonları gördün, ...... döndün. Sana maç yönettirmeyeceğim. Yurt dışında da maç yönetemeyeceksin!”
E siz illa da soyunma odasını bilfiil basmasını mı bekliyorsunuz?
“Biz, üyelerimiz ve taraftarlarımızın bize yönelttiği mesajları burada değerlendirdik. Ama biz polemiğin içinde değiliz ve gerek görmediğimiz sürece bu polemiğin içinde olmayacağız.”
Hayır Sayın Mosturoğlu, bu kadar konuşup sonra “biz polemiğin içinde değiliz” diyemezsiniz! Bu kadarı ayıp olur. Siz şimdilik, geride kalınca ortalığı karıştıran, sonra da "sürekli" diğer takımların aleyhine, Fenerbahçe'nin ise "skandal derecesine varan tarzda" lehine hatalar yapılması neticesinde, bir köşede ellerini ovuşturarak pusuya çekilen tarafsınız.
En son diyorsunuz ki; “1974 yılında İslam Çupi’nin dediği gibi "Şampiyon olmak mümkün Fenerbahçe olmak imkânsız."
Haklısınız, mümkün değil!..
:)
blog.milliyet.com.tr/Sorun_hakemlerin_hata_yapmasi_degil_/Blog/