Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 

13 Mart '11

 
Kategori
Spor
 

Çok laf mı çok iş mi?

Çok laf mı çok iş mi?
 

Hafta arasında takım taraftarlarının başkanlarına, yönetimlerine ve teknik adamlarına yönelik yaptıkları istifa çağrılarıyla, protestolarını konuşmuş, bunun nasıl günlük başarılara endeksli olduğunu tartışmıştık.

Buradaki ince çizgiyi şöyle ayırmak gerekiyor; temel sorunumuz protestoların yapılmaması üzerine değildir; belli bir standardın ve devamlılığın bulunmamasıdır.

Fakat biz biliyoruz ki özellikle stadyum taraftarı maçları çok yakından takip ettiği için orada olan biteni, futbolcusunun sahadaki duruşunu, havasını, kalitesini herkesten iyi ayırt edebilmektedir. Taraftar sadece başarıda takımının yanında olduğu, başarısızlıktaysa duruma tahammül bile edemediğinden ilk tepkisi tribünleri terk etmek, ikincisi de protesto etmek oluyor.

Oysa bilinçli, takımını gönülden seven ve onun iyiliğini isteyen taraftarın, örneğin bir sezon boyunca görevini tam yaptığına emin olabilmesi için koltuğunu asla bırakmamalıdır.

Taraftar ilk tepkisini kendi stadyumunda aile içinde verdikten sonra; dışarıda başka bir tavır almayı tercih etmekte, başarısızlığını başka yerlerde aramaktadır. Bu özellikle rekabetin en üst düzeyde yaşandığı üç büyük kulüp taraftarı arasında şiddetli nevrotik bir hale dönüşür.

Başarı ve başarısızlığın tanımı, ölçüleri, sınırları doğru çizilemediğinden son zamanlarda özellikle yöneticiler arasında gördüğümüz türden bir kaos ortamı kendisini her sezon tekrarlamaktadır.

Çünkü o yönetici dediğimiz kişiler taraftarın içinden gelmektedir; nihayetinde yine taraftara oynamaktadır.

Fakat gerçekler yine kendi tepkileri içinde gizlidir ya da apaçık ortadadır.

Başarısızlık taraftarın tribünlerde gösterdiği tepkilerle zaten teşhis edilmektedir. Taraftar takımından memnunsa o zaman tepkisini ona haksızlık yapan, hakkını yiyenlere göstermesi beklenmez mi? Kuşkusuz verilmeyen bir penaltı, yanlış bir karar sonrasında hakem üzerine yoğun bir protesto yaşanmış olsa da maç sonunda ortaya çıkan başarısızlığın faturası takıma, teknik adama, yönetime çıkarılmaktadır.

Çünkü başarısızlık istikrarlıdır, devamlıdır.

Başarı kalıcı olmadığından geriye sürekli mazeretler, başkalarını suçlamalar kalmaktadır.

Artık bu tepkiler inandırıcılığını yitirmiştir. Çok konuşmak değil, iş yapmak öncelik olmalıdır. Hele başarısızlığını dışarıda bir yerlerde arayan taraftar, yönetici ve teknik adamlar takımlarını motive edebilmek için ellerinde hiçbir şey kalmamaktadır. Dikkat edilirse çok konuşan taraftarın, yöneticin, teknik adamın takımı daha fazla başarısız olmaktadır.

http://twitter.com/uzaygokerman

uzaygokerman@gmail.com

 
Toplam blog
: 2033
: 1268
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

"Keyif verici bir yalnızlık" olarak gördüğüm yazma serüvenimin en önemli merkezlerinden bir tanes..

 
 
 
 
 

 
Sadece bu yazarın bloglarında ara