​ Mucize / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Erdoğan Özgenç DOST MECLİSİ

http://blog.milliyet.com.tr/erdoganozgenc

18 Kasım '12

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Mucize

Mucize
 

Mucizelere inanır mısınız bilemem ama çoğumuzun hayatında neredeyse imkânsız dediği, zamanlarda

Gerçekleşen başarılan çok olay vardır, açıklayamadığı ve inanamadığı…

Rahmetli babam bana hayatı öğretirken şu cümleyi kullanmıştı; “Yaşamın kendisi mucizedir.”

İmkânsız denilen şeylerin başarılmasına ya da oluşmasına çoğumuz “mucize” deriz bir kısmımız ise gördüklerimize inanamaz beyin gücünün “ilahi güçle buluşması” diye adlandırırız…

Yani işin içine Tanrı’yı katar insanın yaradılış özelliğini göz ardı ederiz.

Şimdi sizlere tamamı gerçek olan bir öykü anlatacağım. Dikkatle okuduktan sonra olayı nasıl nitelendireceğinize ya da adlandıracağınıza siz karar verin…

…

Anneleri sabah erkenden işe gitmek üzere evden çıkmış, çocuklarını birkaç lira karşılığında mahalleden oturan on dokuz yaşındaki Tülin’e emanet etmişti.

İki çocuğu vardı Zafer ve Özgür…

Anne, babaları öldüğünden beri hayat onlar için yeterince zorlaşmıştı, bir de anneanneleri hastalanınca işe gitmeyerek zorla bulduğu işini tehlikeye atmak istemiyordu.

Tülin’in cep telefonu çaldı arayan sevgilisiydi, araba ile bir tur atmayı teklif edince hiç tereddüt etmedi çünkü çocuklar öğleden sonra yattıklarında neredeyse akşam saat yediye kadar uyuyorlardı. Çoğu kez dışarıdan gelen seslerden bile etkilenmez kolay kolay uyanmazlardı.

Korna sesini duyar duymaz çantasını kaptı, telefonun fişini çekti, çocukların odasının kapısını dikkatle kilitledi ve anahtarı çantasına koydu. Zafer uyanır da arkasından gelir ve merdivenlerden düşerek kendini yaralar diye kilitlemişti kapıyı. Zafer henüz altı buçuk yaşındaydı.

Belki açık bıraktığı televizyon da kısa devre oldu, belki solunun ışıklarında, belki içinde odun yanan ocaktan bir kıvılcım fırladı; ne olduysa salonun perdesi alev almış ateş bir anda yatak odalarına çıkan ahşap merdivene sıçramıştı.

Bebeğin (Özgür’ün) kapının altından sızan dumanın neden olduğu öksürüğünü duyan Zafer uyanmıştı, hiç düşünmeden yatağından atladı açmak için kapının kolunu defalarca zorladıysa başaramadı, kapı kilitliydi. Açsaydı bile alevler bir anda odalarına dalacak hem kendini hem kardeşini yakacaktı.

Avazı çıktığı kadar bağırarak Tülin’e seslendi ama yardım çağrısı karşılıksız kaldı. Odadaki telefona koştu annesi ona numarasını nasıl çevireceğini öğretmişti ama telefon da hat yoktu…

Zafer kardeşini odadan çıkarması gerektiğini anladı ve bahçeye bakan pencereyi zorladı ama minik elleri için imkânsızdı, pencereyi açsa bile anne babasının kendileri için yaptırdığı pencere parmaklıklarını yerinden sökmesi imkânsızdı…

İtfaiye erleri yangını söndürdükten sonra kendi aralarında şöyle konuşuyorlardı;

“Nasıl olur bu kadar küçük çocuk, giysi askısıyla önce camı, sonra parmaklıkları kırabilir?”

“Nasıl olur da bebeği sırt çantasına koymayı akıl edebilir?”

“Nasıl olur da bu ağırlıkla pencerenin yanındaki oluğa tutunabilir ve ağaçtan inebilir?”

“Hem kendini hem de kardeşini kurtarabilir?

Yaşlı deneyimli itfaiye şefi onları dikkatle dinledikten sonra;

-Zafer tek başınaydı, ama ona bütün bunları başaramayacağını söyleyecek kimse yoktu…

…

Aklıma babamın dediği geldi “hayatın kendisi bir mucizedir” ve ardından neredeyse tüm kutsal kitapların yazdığı geldi; “İnsanın kendisi de mucizedir”

Öyküyü okudunuz karar sizin…

İyi tatiller olsun efendim…

Erdoğan Özgenç

 
Toplam blog
: 846
: 425
Kayıt tarihi
: 26.06.12
 
 

Emekli banka müdürüyüm ama kart vizitimde "insan" yazıyor. Adana'da ikamet ediyorum. Herk..