​ Mütareke basını..... / Sivil Toplum / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Nisan '07

 
Kategori
Sivil Toplum
 

Mütareke basını.....

Mütareke basını.....
 

Çatısı akan , üstü yıkık bir ev. O evin içinde el kadar bebeler ağlıyor. Bebelerin babası ölmüş, analarına maaş henüz bağlanmamış. Evin en büyük oğlu askerde şehit düşmüş şehit sayılmamış. Evin kızı bir fabrikada sigortasız çalışıyor, hık dese atılacak. Bebelere verilecek bir kuru ekmek bile yok evde, evin kızına maaşını üç aydır vermemişler. Evin bahçesinde belediyenin zehirlediği köpeklerin ölüleri duruyor. Evin annesi belediyeye yardım istemek için giderken yolda kapkaççılar tarafından sürüklenmiş olsun, her yeri yara bere! Mahalleye gelen otobüsü yakmışlar çünkü mahalleye otobüs gelmiyor; yürüyor kadınlar her yere.

Bazı meslekler vardır para için yapılmaz. Kalın perdelerin ardında, bulut olmuş sigara dumanlarının içinde; düşüne düşüne yaşama işidir bazı meslekler. Herkesin tanışmak, konuşmak için yarıştığı insanları görmemek için gayret edersiniz. Kimisinin yalnız bir odada, kimse yokken söyleyemeyeceği sözleri; milyonların menfafatine milyonlar duysun diye söyleme işidir kimi işler. Kendini önemsememe ama ülkeni, ülkenin menfaatlerini her şeyin üstünde tutma işidir yaptığınız iş. En eski arabaya biner, on yıllık takımı giyer, sobalı evlerde oturur ama namusunu sancak gibi taşırlar. Damarlarında Türklüğün şanı, kalplerinde insanlığın yüceliği, vicdanlarında vicdana muhtaçlar için bir yer hep vardır.

İşte, gazetecilik böyle bir iştir. Okul bitirmek yetmez, bazı meziyetler yetmez; bunların dışında hasletler gerektirir. Gerektiğinde kalemini kıran ama asla eğilmeyen insanların mesleği. İşte o çatısı akan, aç bebelerin olduğu evi kimse görmezse gazeteci yazar. Vatan için toprağa düşenlerin şehit sayılmadığı bir dönem gelirse gazeteci bunu yazar. Ülkenin limanları satılmış, tersanelerine girilmiş, kurumlarına saldırılmışsa gazeteci bunu yazar. Amerika'sı, İngiltere'si, Almanya'sı bir tezgah peşindeyse bulur ve haykırır onu. Belki, hayatı pahasına! Uğur Mumcu gibi. Hablemitoğlu gibi. Emeç , İpekçi, Kışlalı gibi. Unuttuklarım affetsin bu aziz Vatan için hayatlarını feda edenlerin hepsi gibi.

Bilmeyenler için, bilinsin istemeyenlere karşı, bilmek istemeyenler için yazar gazeteci. İyi ile kötü; doğru ile yanlış; mazlum ile suçlu belli olsun diye. Vivdanı kör oluşlar utansın, hırsızlar bilinsin, satılıklar ortaya çıksın diye yazar. Utanmazlar köşe bucak kaçsın diye yazar gazeteci. O yazdıkça, yurtlarda dayak yiyen bebeler huzur bulur, sigortasız kızların yüzü güler, ihanet edenler daha bir tedirgin olur.

Dikkat ediyor musunuz ? Bizim gazete ve televizyonlarımıza. Ne kadar sessiz, ne kadar uslular değil mi? Dikkatli gözlerin bile aradığı şeyi bulamadığı renkli köşeler. Sıradan mahalle dedikoduları. İktidarın uçağına binenler , binemeyenler.

Uğur Mumcu öldüğünde şimdi kimsenin binmediği bir arabaya biniyordu. En az on yaşında bir arabaya biniyordu. Aldığı maaşı bilseniz inanmazsınız. Ama tek başına bir ordu gibi çalıştı, bir ordu gibi savaştı.

Oysa şimdi?

 
Toplam blog
: 187
: 1260
Kayıt tarihi
: 02.10.06
 
 

İyiye ve güzele götürmeliyiz Dünyayı. Sürekli daha çok kazanmak, daha yukarıdan bakmaya çalışmak,..