Mutlu çocuklar yetiştirmek / Eğitim / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Temmuz '15

 
Kategori
Eğitim
 

Mutlu çocuklar yetiştirmek

İnsanların dört duvar içinde tutulduğu, geniş bir avlusu olan, etrafı duvarlarla çevrili, insanların belirli aralıklarla avluya çıkmasına izin verilen, her gün yoklama yapılan, müdür tarafından yönetilen, koridorlarında nöbetçilerin dolaştığı, kamera sistemi ile gözlenen, sorgulama hakkının çok az olduğu ve ordan çıkınca çok mutlu olduğumuz kurum hangisidir desem aklınıza hangi kurum gelir ?

Eğitim  Üstadı Özgür Bolat mutlu çocuklar yetiştirmenin yöntemlerini sıralarken bu tanımı yapıyor ve seyircilerin hepsinin aklına hapishane geliyor. Evet çocuklarımızın mutlu olması için onları hapishane gibi bir kuruma gönderiyoruz. Normalde çocuğun yeteneklerini bulup ortaya çıkarmasına yardım etmesi gereken kurum olan okul, eğitim sistemi ile bilgi taşıyıcı ve mutsuz insanlar yetiştiriyor. Önce ailenin, sonra öğretmenlerin, sonra da çocuğun tek derdi gireceği sınavda en iyi ya da başka insanlar tarafından kabul ve takdir görecek kadar iyi bir sonuç almak için bilgiyi araç olarak kullanmak oluyor. Böyle olunca fikir üretemeyen , yeteneklerinin bilincinde olmayan, dört ya da beş şık sunulmayınca tercih yapamayan, kendini ifade etmede zorlanan, sevilmenin şartının sınavlardan yüksek not  almak olduğunu beynine kazıyan  bireyler yetişiyor. Sınavlar biter bitmez çocuğun beyni formatlanmış gibi yüklenilen bütün bilgileri siliyor ve öğretmenler her sene sil baştan tekrar yüklemek zorunda kalıyor. Bilgi gözlenince, denenince, kullanılınca işe yarar ve hafızada yer eder. Beyin bilgiyi kullanarak öğrenmeye başlayınca kendi de taşıyıcı olmaktan çıkıp üretici bir pozisyona girer ve herkes bilir, bir şey üretmiş olmanın verdiği haz hiçbir şeyle kıyaslanamaz.

Okulun görevi mutlu birey yetiştirmek dedik bunu nasıl yapacağımızı da bu işin hakkını veren eğitim uzmanları söylüyor zaten, geriye sadece tatbiki kalıyor o da eğitim sisteminin ve eğitime bakış açısının değiştirilmesi demek oluyor.. Eğitim sistemimizin en göze çarpan hatası bilgiye ve öğrenciye bakış açısıdır. Öğrenci; ailesi, öğretmenleri ve diğer insanlar tarafından kabul görmek için başarılı olmak zorunda bırakılıyor. Başarıya sınavlardan alınan puanlarla doğru orantılı bakılıyor. Öyle bir hale geliyor ki sınavdan 99 puan alan birey kendini başarısız görüp depresyona bile girebiliyor. Başarının ya da kabulünün referansı başkaları oluyor. Halbuki bireyin önce kendi kendinin kabulünü sağlamak, kendisiyle ve yetenekleriyle barışık olmasını sağlamak daha sağlıklı ve kalıcı  bir mutluluk getirmez mi? Bu durumda öğretmenler, aile ve çocuğun çevresi onu birey olarak yani kendisi olduğu için sevmeli, çocuğu başkaları tarafından sevilecek hale getirmek yerine kendi kendini sevecek hale getirmesi için ona yardım etmeye çalışmalıdır. Ailede, okulda ve çevrede hangi çocukların sevildiğini ve takdir gördüğünü gözlemlersek diğer çocuklara yapılan haksızlığı ve dolayısıyla hatamızı da görürüz.. Bir sınıfta elin parmaklarını geçmeyecek sayıda çocuk el üstünde tutulurken gerisinin işe yaramaz, gereksiz konuma düşürülmesi eğitim sistemimizin doğruluğunu ve başarısını sorgulatmalı.

Eğitim kelimesinin kökünün ‘eğ’mek olduğunu göz önünde bulundurursak ne derece kaliteli bir eğitim sistemimiz olduğunu fark ederiz. Çocuklarımızı eğmek yerine, içindeki potansiyeli içten dışarıya çıkarmaları için yardım edecek metotların kullanılmasına dönük  bir eğitim sistemiyle yetiştirilen çocukların kalıcı başarı ve mutluluğu yakalayabileceğini düşünüyorum. Önerebileceğim eğitim sistemi ise ‘Finlandiya eğitim sistemi’ bir başka yazının konusu olsun.  Her yerde gerçekten mutlu çocukların olduğunu görmenin bir hayal olmaktan çıkmaması için hiçbir engel yok fikrimce.

 

Ayfer DOĞRU

  

      

 
Toplam blog
: 8
: 121
Kayıt tarihi
: 13.02.15
 
 

Mustafa Kemal Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Türkçe Öğretmenliği mezunu ..