- Kategori
- Gündelik Yaşam
Mutluluk günü

Bugün mükemmel bir gün. Sabahın ilk saatlerinde 4 saat uyumasına rağmen bedenim, bütün gece, güne gözlerini açmayı sabırsızlıkla beklemiş gibiydi. Önceki günlerde kahvaltıya miskin miskin oturan vücudum bugün çok dinç uyandı ve kahvaltıya adeta koşarak gittim.
Son çayımı içerken bu mükemmelliği herkese söylemem gerektiğini düşündüm. Sanki zihnim çevremdekileri mutlu kılmayı ülkü edinmişti. Ne yapabilirim? Ailem mutluluğumun sebebini dün sevgilimle buluşmama bağlasa da bende başka şeyler vardı. Onları daha fazla kaygılandırmamak için mutluluğumu biraz dizginledim. Açıkçası kardeşim de bu durumdan korkmaya başlamıştı.
Geniş bir kitleye ulaşmalıyım derken son 2-3 yıldır revaçta olan 'e-mail forward'ı düşündüm, çok yapmacık geldi ki öyleydi de. Sonra aklıma geldi: 2-3 haftadır zihnimi fazlasıyla meşgul eden 'milliyet blog' ulaşmak istediğim büyüklükte bir kitle olabilir. Oturdum klavyenin başına, blog yazmadan önce her zaman yaptığım gibi eski yazılardan örnekler okumaya başladım, çok güzel yazılar. Sisteme isyan, yanlışlara eleştiri, yorumlar arası diyaloglar hepsi de ciddi ve karamsar yazılar.
Hayıııırrr! Hiçbirinin bu duygusal halimi bozmasına izin vermemeliyim. Sonra aklıma Can Dündar'ın 'Yağmurdan Sonra' adlı kitabı geldi. 2 sene önce köşe yazılarını topladığı bir kitap. Belki daha usta kalemden yazıldığı belli ama onlarında 'milliyet blog'dakilerden farkı yok; karamsar, ciddi, eleştirel. Hayır! Zihnimdeki karamsar böcekler yine yuvalarından çıkmak üzere.
Bir an kafamın üstünde, şöyle sağ tarafta 15 cm yukarıda biryerde bir ampul yandı. Yazımın resmi; kocaman bir gülen yüz. Oh be! Tekrar sabahki halime döndüm. Bugün mükemmel bir gün!
Belki böyle düşünerek karamsar ve eleştirel yazılarda da kocaman güler yüzler olabilir. Yazımı okuyanlarda da bir gülümseme belirir diye bir hayale daldım. Hayalim şöyle devam etti: Yüzlerce kişi okuyacak yazımı, linkim e-postada arkadaşlara iletilecek, MSN'de kopyala-yapıştır yapılacak. Yazımın gülen yüzü herkese bir virüs gibi bulaşacak. Sonra hep birlikte '11 Şubat Pazartesi' gününü mesai günü olmasına inatla mutluluk günü ilan edeceğiz. O gün herkes gülen yüzlü yazılar yazacak. Sonra virüsün yayılmasını önleyecek olaylar çıkacak, müdahaleler olacak ancak mücadeleler 'gülümseme'nin doğallığına yenilecekler, kimse önleyemeyecek.
Söyle baktım yazıma da; o kadar da güzel değilmiş. Hayır! Kara böcekler yine çıktı ortaya. Yok yok bence süper olmuş. En güzeli de 'gülen yüz'.
Ne dersiniz? 11 Şubat gülen ve güzel olmaz mı? 11 Şubat Milliyet-Blog Mutluluk Günü.
Kocaman bir gülen yüz sayfanın açılışında bizi karşılar.
Herşeye inat kocaman bir gülümseme.
Güleç kalın. Sevgilerimle...
Son çayımı içerken bu mükemmelliği herkese söylemem gerektiğini düşündüm. Sanki zihnim çevremdekileri mutlu kılmayı ülkü edinmişti. Ne yapabilirim? Ailem mutluluğumun sebebini dün sevgilimle buluşmama bağlasa da bende başka şeyler vardı. Onları daha fazla kaygılandırmamak için mutluluğumu biraz dizginledim. Açıkçası kardeşim de bu durumdan korkmaya başlamıştı.
Geniş bir kitleye ulaşmalıyım derken son 2-3 yıldır revaçta olan 'e-mail forward'ı düşündüm, çok yapmacık geldi ki öyleydi de. Sonra aklıma geldi: 2-3 haftadır zihnimi fazlasıyla meşgul eden 'milliyet blog' ulaşmak istediğim büyüklükte bir kitle olabilir. Oturdum klavyenin başına, blog yazmadan önce her zaman yaptığım gibi eski yazılardan örnekler okumaya başladım, çok güzel yazılar. Sisteme isyan, yanlışlara eleştiri, yorumlar arası diyaloglar hepsi de ciddi ve karamsar yazılar.
Hayıııırrr! Hiçbirinin bu duygusal halimi bozmasına izin vermemeliyim. Sonra aklıma Can Dündar'ın 'Yağmurdan Sonra' adlı kitabı geldi. 2 sene önce köşe yazılarını topladığı bir kitap. Belki daha usta kalemden yazıldığı belli ama onlarında 'milliyet blog'dakilerden farkı yok; karamsar, ciddi, eleştirel. Hayır! Zihnimdeki karamsar böcekler yine yuvalarından çıkmak üzere.
Bir an kafamın üstünde, şöyle sağ tarafta 15 cm yukarıda biryerde bir ampul yandı. Yazımın resmi; kocaman bir gülen yüz. Oh be! Tekrar sabahki halime döndüm. Bugün mükemmel bir gün!
Belki böyle düşünerek karamsar ve eleştirel yazılarda da kocaman güler yüzler olabilir. Yazımı okuyanlarda da bir gülümseme belirir diye bir hayale daldım. Hayalim şöyle devam etti: Yüzlerce kişi okuyacak yazımı, linkim e-postada arkadaşlara iletilecek, MSN'de kopyala-yapıştır yapılacak. Yazımın gülen yüzü herkese bir virüs gibi bulaşacak. Sonra hep birlikte '11 Şubat Pazartesi' gününü mesai günü olmasına inatla mutluluk günü ilan edeceğiz. O gün herkes gülen yüzlü yazılar yazacak. Sonra virüsün yayılmasını önleyecek olaylar çıkacak, müdahaleler olacak ancak mücadeleler 'gülümseme'nin doğallığına yenilecekler, kimse önleyemeyecek.
Söyle baktım yazıma da; o kadar da güzel değilmiş. Hayır! Kara böcekler yine çıktı ortaya. Yok yok bence süper olmuş. En güzeli de 'gülen yüz'.
Ne dersiniz? 11 Şubat gülen ve güzel olmaz mı? 11 Şubat Milliyet-Blog Mutluluk Günü.
Kocaman bir gülen yüz sayfanın açılışında bizi karşılar.
Herşeye inat kocaman bir gülümseme.
Güleç kalın. Sevgilerimle...