​ Ne işin var İstanbul'da? / Haber / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Ekim '07

 
Kategori
Haber
 

Ne işin var İstanbul'da?

Ne işin var İstanbul'da?
 

Bu gün sabah, özellikle ve isteyerek oldukça “Geç” kalktım yatağımdan. Amacım, ne olduğu belirsiz bir “Halk oylaması” için sandık başına gidip gitmeyeceğime karar verip, ona göre gerekçemi yazıya dökmekti.

Gidersem “Hayır” oyunu vereceğimi biliyorum da, acaba “evet” diyerek sonradan ortaya çıkacak “çarpıklığı” göz önüne mi çıkarsak diye de düşünüyordum.

Bu düşünceler ile çok uyumanın (Tabi uyuduysam) insan üzerinde yarattığı olumsuz etki ile kalktığımda, öğrendiğim haber karşısında dilim tutuldu, gözüm baka kaldı. Yine bir “Hain” saldırı ve yine şehit, yaralı ve bu kez bir de kayıp olan askerlerimiz.

Haberin içeriğini öğrenmek için kanallar arasında zıplayıp dururken “Acaba Başbakan şimdi nerede” diye düşünüyordum ki, Başbakan’ın İstanbul Üsküdar’daki seçim bölgesinde “Halk oylaması” için Sayın eşi ile birlikte sandık başında olduğunu görüyoruz. Oy veriyor, poz veriyor ve bu arada da millete ve özellikle de basın mensuplarına “Akıl” veriyordu.

9 Ekim 2007 tarihinde yazdığım “SATIR ARALARINDA GEZİNTİ” başlıklı yazımın “Son dakika haberi” olarak şöyle demiştim.

"<ı>AKP Hükümeti, Kuzey Irak'a yapılacak sınır ötesi operasyon için gereken tezkereyi TBMM'ye gönderme kararı aldı."

<ı>

Bu haber ile bir anda “Nefes aldığımızı” düşünmüş ve PKK ile ilgili somut adımların atılacağını düşünmeye başlamıştık. Hatta Devlet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Sayı Cemil ÇİÇEK’in de “Sözün bittiği yerdeyiz” demesi, hükümetin “Kararlılık” içine girdiğini düşünmüştük.

Tezkere, TBMM genel kuruluna gitti. Bu güne kadarki en yüksek oy ile kabul edildi ve hükümete de “sınır ötesi” hareket için yetki verildi.

Bundan sonra yapılması gereken ne idi?

Tezkere, hükümet tarafından içeriği doldurulacak ve anında da Türk Silahlı Kuvvetlerine aktarılacak.

Ne yazık ki bu yapılmadı ve yapılmadığı gibi, sulandırıldı, kararlılığımızın içi boşaltıldı, meclisten geçtiği andaki “Muhataplarına verdiği korku” dağıldı ve hatta karşı söylemlerin pervasızca söylenmesine yol açtı. Sayın Başbakan’ın Amerika ile yapacağı görüşmenin ve halk oylamasının sonrasına bırakıldı.

Ve gelinen nokta…

Hakkâri’nin Dağlıca bölgesinde bir konvoyun geçeceği köprü, geçiş esnasında uçuruldu, şu dakikada 16 şehit, 16 yaralı ve kayıp (Muhtemelen kaçırılan) 10 askerimiz.

Olay, dün gece saat 22, 30 sıralarında oluyor. Başbakan İstanbul’da oy vermek için ertesi günü bekliyor. Ertesi gün oy veriyor, poz veriyor ve özellikle de basın mensuplarına akıl veriyor. Dahası, yapılacağı duyurulan “Güvenlik zirvesi” de bu gün akşam saat 20 olarak duyuruluyor…

Bunun anlamı şudur…

Hükümet, “Atalet” (Tembellik, aymazlık) içindedir. Tabi “dalalet ve hıyanet içinde” demek içimizden gelmiyor. Böyle bir suçlama yapmak, şu an için bizim, yani bu satırları yazan için “dalalet ve hıyanet içinde” olmak demek olur ki, bunu düşünmüyoruz.

Ancak içimden geçeni söylememde de bir yanlışlık olmasa gerek.

Böyle bir durumda, hükümetin ve diğer yetkililerin, haberi aldıkları anda en hızlı bir şekilde ve her işi bir tarafa bırakarak konuya yoğunlaşmaları ve gereken önlemleri “gecikmeden” almaları gerekmez mi?

Saldırıyı yapanlar, atı aldılar ve diğer tarafa geçtiler bile. Onları, o dakikada tepelerine binmeleri ve ordunun “Tezkere” ile aldığı yetkiye dayanarak PKK’nın yok edilmesine yönelik harekâta başlamış olması gerekirdi.

Bekletilen “Tezkere”nin neye faydası var?

O tezkere ki, arkasından edilen laflarla zaten içi boşaltılmış iken…

Şimdi, hükümetin bu şehit ailelerine ne diyeceğini merak ediyorum desem yalan olur. Ne diyecekleri bellidir. Bu güne kadar ne dedilerse, bu gün de aynı “Boş lafları” söylemeye devam edeceklerdir.

Önümüzdeki günlerin zor geçeceğini bu günden görmemek, hep aptallık olur hem de bakar körlük. Türkiye olarak bizleri bekleyen günler zor günler. Ama birlik ve beraberlik içinde hepsinin üstesinden gelecek kadar da güçlü olduğumuzu biliyoruz. Bunu bilmeyen bir tek “Hükümet” mi acaba?

Tek bir avunmam var. Biliyorum ki Türk silahlı Kuvvetleri, her şeye rağmen anında harekete geçmiş ve gerekenleri yapıyordur. Buna bütün yüreğimle inanıyorum.

21 EKİM 2007

<ı>NOT:
1) 22 Ekim 2007 Pazartesi gününden itibaren birkaç günlüğüne “Hastane” hayatına başlayacağımdan yazılarıma ara vereceğim. Dostların merak etmemeleri için duyururum…

2) Bu yazım, seçim yasağı kapsamına girmiş. O nedenle bu gün gece yarısından sonra yayına girmiş olacakmış.

 
Toplam blog
: 1104
: 918
Kayıt tarihi
: 28.01.07
 
 

Emekliyim ama “Tekaüt” değilim. 1961 yılından beri değişik “Anadolu” gazetelerinde yazdım. 1984-8..