Ne kadar cesaretlisiniz? / Sosyoloji / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Aralık '07

 
Kategori
Sosyoloji
 

Ne kadar cesaretlisiniz?

Ne kadar cesaretlisiniz?
 

Bilmeyen ve bilmediğini bilmeyen aptaldır, ondan sakının.

Bilmeyen ve bilmediğini bilen bir öğrencidir, ona öğretin.

Bilen ve bildiğini bildiğini bilmeyen uykudadır, onu uyandırın.

Bilen ve bildiğini bilen akıllıdır, onu izleyin!

Çin Atasözü


Yurdum insanı, yukarıdaki Çin Atasözünde bahsi geçen insan tiplemelerinden, ağırlıklı olarak, hangisinin içine giriyor?


Bilmeyen ve bilmediğini bilmeyen… Bu durumun, aslında bizin insanımızın genel hastalığı olduğu söylenebilir. Hatta buna ek olarak, bizin insanımızın bir kısmı, hem bilmez, hem bilmediğini bilmez, hem de kendisini otorite olarak kabul eder. Yani her konuyu çok iyi bilir. Bilmekle de kalmaz, bir topluluğun içine girdiğinde, kendisini bilgiliymiş gibi göstermeye çalışır. O ortamda, eğer konuşulan konuyla ilgili “gerçekten bilgili” birisi yoksa, istediği gibi ahkam kesebilir, meydan onundur. Bilgili bir kişi o ortamda olsa da pek bir şey değişmez aslında. Çünkü bilmeyen ve bilmediğini bilmeyenlerin bulunduğu bir ortamda, bilgili olan kişi, kime, neyi anlatacak? Derdini nasıl dile getirecek ve karşısında onu anlamayanlarla nasıl iletişime geçebilecek? Bilmeyen ve bilmediğini bilmeyenlerin bulunduğu ortamda, zaten bilgili kişiye hiç kimse hak vermez, çünkü o ortamdakiler zaten bilmediklerinin bile farkında değiller.


Bilmeyen ve bilmediğini bilen… Bilimsel dünyada genel kanı, insanların doğumdan önce herhangi bir bilgiye sahip olmadığı yönündedir. Ben de bu genel kanıya katılıyorum. İnsanoğlu, doğumunun ardından dünyada yaşadığı her gün, bilgi dağarcığına yeni bir şeyler katmalıdır. İnsan, doğumundan ölümüne kadar öğrenmeye devam etmelidir. Yani Çin Atasözünün öğrenci olarak tanımladığı insan kategorisi, aslında insanın doğumundan ölümüne kadar geçirdiği yaşam süresi içerisinde olması gereken şekildir. Bir istisna, ya da farklı bir özellik değil, olağan bir durumdur bu. Peki ülkemizde… Ülkemizde durum nasıl? Yurdum insanı öğrenmek, kendini geliştirmek için ne kadar çaba sarf ediyor? Yanlış anlamayın, çaba sarf etmekten kastım, eğitim-öğretim hayatı, yani okul hayatı değil. Çünkü kanımca, ülkemizdeki okulların, özellikle üniversitelerin birçoğu insanı geliştirmekten çok, düşünce sisteminin de çökmesine sebep olabiliyor. Yorum kabiliyetine dayalı ve bunu geliştirmeye yönelik bir eğitim anlayışı yerine ezberci eğitim anlayışını benimsediğimiz söylenebilir. Ülkemizde öğrenci sayısı çok olabilir; ama bu öğrencilerin yüzde kaçı, ya da ülkemiz insanının yüzde kaçı Çin Atasözünün vurgulamaya çalıştığı öğrenci profiline uygundur, bilemiyorum.


Bilen ve bildiğini bilmeyen… Bilmek kavramı, çok önemlidir. Bilen insan ise, bana göre, elmas kadar değerlidir. Ancak, bilen insanın, kendi bilgisinden haberi yoksa, ya da bilen insan bilgisini kullanamıyorsa, bildiklerinin ne önemi var. Bilgi, kullanıldığı sürece insanda önem kazanır. Bilen ve bildiğini bilmeyen insanın, bilmeyen insandan ne farkı olabilir; bilgisinin farkına varmadığı müddetçe? Hiçbir farkı olmaz. Ya da bu iki insan tipinden hangisi, öncelikle kendisine, daha sonra çevresine ve daha sonra ülkesine ve dünyaya daha faydalı olur? Eğer bilen ve bildiğinden haberi olmayan insan, uyandırılmıyorsa, bu açıdan da bilmeyen insandan pek de bir farkı olmaz.


Bilen ve bildiğini bilen… Yaşamı anlamak, yaşamdan zevk almak, yaşam boyunca faydalı olabilmek vs. için bilen ve bildiğini bilen bir insan olmak gerekir. Dünyanın ve özellikle ülkemizin bu tip insanlara ihtiyacı var. Tabii ki, bilen ve bilgisinin farkında olan bir insan olmanın yanında, ayrıca bilgisini faydalı kullanan, paylaşan vb. bir insan olmak gerekir. Yoksa, bildiği halde, bir insan bilgisini kötü işler için kullanıyorsa, bu bilginin hangi amaçlar ve hangi zihniyetteki insanlar için faydalı olabileceği aşikardır. Buradaki fayda kavramı, insanlığın, genel manada iyiliği için yapılabilecek eylemler ve düşüncelerdir.


Şimdi size soruyorum: Siz kendinizi hangi kategoriye koyuyorsunuz? Bilmeyen ve bilmediğini bilmeyen misiniz? Bilmeyen ve bilmediğini bilen misiniz? Bilen ve bildiğini bilmeyen misiniz? Bilen ve bildiğini bilen misiniz? Bu sorunun cevabını sadece kendinize söyleyiniz. Çünkü bir insan kendi iç dünyası ve vicdanı dışında (ve ayrıca Tanrı inancı olanlar için, Tanrı dışında), yeryüzünde yaşayan herkesi kandırabilir. Kendinize vereceğiniz cevap da, ne kadar cesaretli olduğunuzun bir göstergesi olacaktır.

 
Toplam blog
: 44
: 1133
Kayıt tarihi
: 10.12.07
 
 

Karadeniz Teknik Üniversitesi Kamu Yönetimi bölümü 4. sınıf öğrencisiyim. Kitap okumayı, yazı yaz..