Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Nisan '08

 
Kategori
Güncel
 

Ne olur CHP'nin antidemokratlığına biraz göz yumsanız!

Ne olur CHP'nin antidemokratlığına biraz göz yumsanız!
 

Dün, blog yazarlarımızın duayenlerinden (Milliyet Blogun iki yıllık bir ömrü olduğu düşünüldüğünde, iki yıla yakın emek sarf eden yazarlarımızı duayen olarak tanımlamak mümkündür bence) birisinin bir yazısına denk geldim. İsmini vermekte bence bir sakınca yok. Sayın Aydın Tiryaki, diğer partilerde de, parti içi demokrasi noksanlığı söz konusu iken, neden özellikle CHP’nin üzerine gidildiğini soruyordu.

Ben, Sayın Tiryaki’nin öne sürdüğü karşılaştırmalarda bazı noksanlıklar olduğunu düşündüğüm ve bu düşüncelerimi yorum olarak yazısına sunamadığım için bu blogu yazma gereği duydum.

Bu karşılaştırma ve değerlendirmede iki temel hata olduğunu düşünüyorum. Öncelikle, bence, CHP'nin parti içi demokrasi noksanlıkları ve Baykal'ın parti içi diktatörlüğü diğer partilerle karşılaştırılamayacak düzeydir.

Bu düşüncemi destekleyen birkaç noktaya değinmek istiyorum;

- Kendisinin yazısında da yer verdiği diğer partilerin tamamını da incelediğimizde, 16 yıldır partisinde iktidar olan (Baykal'ın bir seneye yakın bir ayrılışı var ama biz onu tatile çıktı olarak kabul edebiliriz) başka lideri olan parti yoktur.

- Ayrıca bu 16 yıl, partisinin başında bulunup da, katıldığı hiçbir seçimi kazanamayan (1995, 1999, 2002, 2007 Genel seçimleri ve 1994, 1999, 2004 Yerel Seçimleri) başka bir parti ve lider de söz konusu değildir.

- Yine diğer partiler arasında düzenli olarak ana muhalefet partisi olarak kalan ama hiçbir dönemde iktidar alternatifi olamayan başka bir partide yoktur.

- Başkanı olduğu parti, Türk siyasal hayatı boyunca ya iktidar ya da ana muhalefet partisi olurken, yalnızca kendi yönetimindeki dönemde meclis dışına düşüren ve hala yönetimde kalan hiçbir parti lideri de yoktur. Sağın liderleri olan Tansu Çiller, Mesut Yılmaz ve Mehmet Ağar bile daha onurlu ve demokrat karar alabilmişlerdir.

- 16 yıl önce yola çıktığı ekip arkadaşlarını ve ardından başka bir parti ile birleşerek deviraldığı yönetim kadrosunun tamamını partiden tasfiye ederek sürekli parti içi iktidarı sağlayan başka bir liderde yoktur.

- Parti içi iktidarı sağlamak için, başkan adayı olabilmek için dahi, (başka hiçbir adaya destek imzası atmamış) %20’lik delege desteği şartı aramasını zorunlu kılan antidemokratik tüzük uygulamalarına sahip olan başka bir partide yoktur. (Bu tüzük değişikliğinin hikâyesini 22.04.2008 tarihli Radikal’de bir önceki CHP Genel Başkanı Altan Öymen’in yazısından okumakta fayda var)

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=253656

(Bu yazıyı okuyunca Baykal'ın oyun oynanırken kural değiştirme konusunda ne kadar usta olduğu ve Türkiye'ye vaat ettiği demokrasinin nüvelerini nasıl sergilediğini kolaylıkla görebiliriz.)

- Delege kayıtlarının yönetmeliklere uygun olmadığı dolayısı ile mahkemeye düşen ve bu usulsüzlüklerin doğrudan parti yönetim kurulu kararları yapıldığı başka bir partide yoktur.

Bu nedenlerle, “CHP’de en fazla diğer partiler kadar antidemokrat, neden onunkiler göze batıyor”? demek anlamsızdır. Çünkü CHP’deki parti içi demokrasi noksanlığı Türkiye’deki başka hiçbir parti ile karşılaştırılamayacak düzeydedir.

Ayrıca, kendisine sol diyen, demokrat olma iddiası taşıyan, toplumun ve ülkenin mevcut düzeyini kabullenmeyip, onu ileri taşımayı hedefleyen bir parti için başka partilerin içyapılarındaki antidemokratlık, kendi yapısındaki kusurlar için gerekçe olamaz.

Sağ partileri ya da siyaset yelpazesinin uçlarında dolaşan partileri örnek almak, herhalde sosyal demokrat bir partinin yapması gereken en son şeydir.

Bu nedenle “sağ partilerle, siyaset sahnesinin marjinal partilerinin de kusurlar var, bizimkini de görmezden gelseniz ne olur?” beklentisi sol iddiası taşıyan bir partide söz konusu bile olamaz.

Ancak problemimiz işte tam da bu noktada başlıyor. Artık bu partinin sıkı destekçileri için CHP’nin sol ya da sosyal demokrat olması gibi zorunluluğu yok. Çünkü bu kitlenin artık demokrasiden bir beklentisi kalmamış durumda. Demokrasi, kendi imtiyazlarını, pozisyonlarını, fikirlerini ortadan kaldırdığına göre olmasa da olur bir şeydir. Hem Churcill’de dememiş midir; “Demokrasi kötü bir rejimdir” diye. (Gerçi arkasından "yine de diğer rejimlerden daha iyidir" demiştir ama o kısmını yok saysak da olur)

O zaman CHP için yapılması gereken tek şey, gerek parti içinde gerekse de ülke içinde demokrasinin gelişimine destek verecek bir liderin değil, demokrasi dışı yollarına taş döşeyecek bir liderin var olmasıdır.

Ya eskaza, demokrat bir lider parti yönetimine gelirde, 27 Nisan elektronik muhtırasını, Anayasa Mahkemesinin hukukun normlarını zorlayarak verdiği 367 kararını ve Yargıtay Başsavcısının parti kapatma girişimini eleştirirse. Hatta ve hatta “biz ülkemizin tüm sorunlarının Meclis çatısı altında ve diyalogla çözülmesinden tarafız, bu düşüncemizden iktidar olduğumuz zamanda vazgeçmeyeceğiz. Bizim hükümet olduğumuz bir devlet teşkilatı bir türbanlının da, kendisini köken olarak Kürt görenin de, solun en uç fikirlerine sahip olan ve bunları ifade eden kişinin de, girişimcinin ve emekçinin de hükümeti olacak ve hepsine eşit mesafede duracaktır” derse.

Gerçi Haluk Koç utangaç utangaç benzer şeyler söylemeye çalışıyor ama zannedersem o da CHP 'de varolduğunu düşündüğü demokrat tabanın dikkatini çekebileceğini zannediyor. Kurultay günü, o tabanın kendi ufak tefek demokrasi söylemlerine bile kulak vermeyeceğini görecektir. (Baksanıza İstanbul delegeleri İsmet İnönü'ye bile nasip olmamış bir desteği Baykal'a sunmuş durumdalar)

Bu ülkede, birilerinin hala, -367 kararında olduğu gibi*- kendilerinin yerine Anayasa Mahkemesini tehdit edecek bir CHP’ye ve o partiye uygun bir parti liderine ihtiyacı var. Bu nedenle diğer partilerin antidemokratlığının arkasına sığınarak CHP’deki antidemokrat yapının varlığına destek çıkmak en sağlam yol olsa gerek.

* Aydın Tiryaki'nin ilgili yazısı; http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=105557

* Baykal'ın 367 kararı öncesi mahkemeyi etkilemeye (ve belki de biraz daha fazlası) yönelik ifadesi; "Anayasa Mahkemesi yürütmeyi durdurma ve iptal kararı almazsa, Türkiye tehlikeli bir kriz ve çatışma ortamına sürüklenecektir"

 
Toplam blog
: 453
: 1826
Kayıt tarihi
: 14.11.06
 
 

36 güneş yılı. 27 yıl G.antep, 9 yıl İstanbul. İstanbul, 90’lı yıllarda yaşandı, bitti.  Hep şe..