Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Temmuz '22

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
11
 

NE YAPSAK, NEY YAPSAK?

 

AİLE SADECE EVİMİZ DEĞİL, AİLE ÜLKEMİZ, DEVLETSE BİZİZ.

Sağlıklı bir ülkede en kararlı dağıtım, en kararlı planlama şüphesiz insan kaynaklarını doğru planlamadır. Bu bakış açısıyla ben ülkeyi bir aileye, geniş aileye benzetmişimdir nedense. Başka türlü nasıl olabilir? Neticede aile devletin bir mikro modeli değil midir?

Aile üyeleri arasındaki görev paylaşımındaki adaletsizlik, aile üyeleri arasındaki bağlardaki zayıflık, aile üyelerinin birbirini anlamaması nasıl ki aileyi bir zaman sonra krize sokacak, ailenin parçalanmasına neden olacaksa, aynı şey ülke için de geçerlidir. Birinde reaksiyon kısa sürede ortaya çıkar, diğerinde ise zamana değil de geniş alana yayıldığı için tepeden bakılmazsa görülemeyebilir o kadar. Neticede aynı hanede yaşayanlar birbirlerinin çığlığını duyarken, acılarını görürken, mevzu devlet ülke olunca mesafelerden ötürü bu çığlıklar, bu itirazlar uzunca bir süre görülmeyebilir. Hele ki kendilerine konfor alanı sağlamış günümüz insanları milyon dolarlık evlerde, güvenli sitelerde, aynı sosyoekonomik gelir grubuyla beraberken günümüzde bu durumu sıradan insan için görmek son derece zor da olabilir. Dahası durumu iyi olanlar neden buna kafa yormakla uğraşsın, neden bu konuda fikir beyan etsin ki! Bir eli yağda, bir eli balda olanlar neden şikâyet etsin, öte taraftan sefaletin kol gezdiği sokaklar adı gazeteci, haberci olan aslında başka birçok işlevi yerine getiren ama sıradan insanlardan çok daha önemli işi olan gazete patronları neden bu konulara eğilsinler. Bu konu da esasında basittir…

Konu aile olsun, geniş aile. Bu ailede kimler olur. Baba, anne, babanın kardeşleri, dede, babaanne, çocuklar. Esasında normal şartlarda dede ve babaanne klasik bir aile düzeninde ben yaşlandım diyerek bir kenara çekilmezler, onlar dahi bir işin ucundan tutar da tam performansla değildir bu elbette bunların performansının sağlıklı olduklarını sayarak yarım iş gücü sayalım, sonra baba ve anne gelir ki esasında şehir hayatına uyumlu zanaat beceriler edinmemişse anne tam performans gösteremez, kaldı ki öte taraftan çamaşır, bulaşık yemek, temizlik, çocukların bakımı, emzirilmesi gibi faaliyetler de kadının sorumluluğu dâhilindeyse, geriye mevzu şehirse tam performans göstermesi beklenen bir kişi kalıyor o da baba. Çocuklar okuyor olabilir, genç yaşa gelenler işe gidiyor olabilir vs.

Mevzu ülke olunca da aşağı yukarı durum böyledir.  Normalde aktif işgücünde olanlar erkeklerin yüzde ellisi diyelim 20-65 arası aktif işgücü üretimindeler, kadınların çeşitli nedenlerle yüzde 30’u olsun, yaşlıların yüzde 30’u onlar da yarım kapasite olsun, 14-20 yaş grubunun da yüzde 30’u onlar da yarım kapasite olsun…

Özünde bir devlet bir ailedir. Aile üyelerinden işgücüne katılım, aile üyelerinin yaptıkları işlerin niteliği, aile üyelerinin ustalığı, aile üyelerinin bilgi düzeyi, aile üyelerinin ekonomi okur-yazarlığı kısaca aileyle ilgili her pozitif durum buna gerçek hayat ortamının kurallarıyla baş edebilme becerisi de eklenmeli ki aile hem hayatta kalabilsin hem de artı değerler üretebilsin. Bir aile içeride, borçlu kalırsa, ya da gelirlerinden fazla giderlere sahipse ya da gelirlerini artıramıyor ama giderleri sürekli artıyorsa eğer bu bir köylüyse,

Varsa tüccardan borç alır, ürettiğini üretir üretmez derhal tüccara vermek zorundadır, pazarlık şansı yoktur.

Tüccardan borç aldı ancak üretimi yetmedi, o zaman borç faizi katlanarak seneye kalır.

Seneye de ödeyemezse tarlalarının tapusunu götürür, alacaklısına yani tüccara verir. Evini, tarlasını kaybeder. Anadolu’da borcuna karşılık başka şeylerini burada yazmak doğru olmaz kaybedenler çok olmuştur.

O halde tekrar giriş paragrafına dönersek; bir ülkede ya da ailede üretici yani çalışan sayısı ne kadar fazlaysa ürün de o kadar fazla olacak, bu çalışanların nitelikleri de ne kadar iyiyse aile için o kadar fazla gelir ortaya çıkacaktır. Bırakın borçlanmayı, böyle nitelikli bir aile diğer ailelere borç verecek, isterse faiz alacak, isterse o günün koşullarına göre başka kazanımlar elde edecektir. Varsayalım ki bu aile dini bütün bir aile bunlardan hiçbirini yapmadı o zaman da saygın, saygı gösterilen bir aile olacaktır. Diğer aileler o aileyle iş yapmak, onların işlerinde çalışmak isteyecekler, uzaklardan gelip o aileye iş ricasında bulunmakla kalmayacaklar hatta belki de yalvaracaklardır.

İşin farkında olan biz ailenin orta ve üst yaş bireylerine düşen; aile üyelerimize her bildiğimizi öğretmekten başka çaremiz yoktur; Kendini vatana sevdalı, vatan sevdalısı kabul edenlerin yapacakları da bıkmadan usanmadan, başkasına aldırmadan öğretmek, öğretmek, öğretmektir. Bu günümüzde oldukça zordur ancak bize zordur, başkalarında hiç de zor değildir. Uzaklardan bir ekran başından çocuklarımızı mükemmel tüketici yapmakla kalmayan bizi de peşleri sıra sürükleyen insanlarda da suç aramak beyhude ve boştur. Sadece söz yetmez, hareket için de söz gerekir. Karar vermek gerekir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 2267
Toplam yorum
: 322
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 158
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ih..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster