​ Necmettin Erbakan: O milli bir liderdi!.. / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Şubat '11

 
Kategori
Güncel
 

Necmettin Erbakan: O milli bir liderdi!..

Bugün (27 Şubat 2011, Pazar) saat 12.00'ye doğru evimdeki küçücük televizyonu haberleri izlemek için açtığımda, büyük bir liderin; Türkiye'nin Milli Lideri Sayın Profesör Doktor Necmettin Erbakan'ın vefat ettiğini öğrendim. Üzüldüm!.. Allah rahmet eylesin!.. Sanırım ki Necmettin Erbakan'ı sevmeyen yoktur, yurdumuzda... Ailesinin ve sevenlerinin başı sağolsun!.. Allah; milletimizi, devletimizi, ordumuzu korusun; zeval vermesin!..

İdealleri vardı ve çok büyüktü... İdeallerini dile getirirken bile güldürürdü... Bu yüzden de her Türk yurttaşı Erbakan'ı sevdi... Siyaseti sevdi, son nefesine kadar da siyasette yerini aldı... Mühendisti, zekiydi, çalışkandı, iyi bir aile kurmuş, (Ve bana göre; bu dünyanın en başarılı insanı her şeyden önce, iyi bir yuva kurabilen ve yuvasını huzurun uzun yolunda taşıyabilendir.) ailesini koruyarak ilerletmiş; büyük aileyi, milli aileyi kurmak için seferber olmuştu...

Hangi televizyon kanalını açsam ağlayan insanlar gördüm... En duygulu olan da Yasin Hatipoğlu idi... Hatipoğlu şair ruhlu biri... Şunu gördüm bugün; bir partinin oy oranı değil; gönül bağı daha önemliymiş... İdealleri; ideallerinin doğru ve yüksek olması önemliymiş... İnsanın inandığı değerlerden vazgeçmemesi önemliymiş... Sevgiyi, hoşgörüyü gönle doldurmak ve gönüllere sunmak önemliymiş... Yakın zamanda kaybettiğimiz Profesör Durmuş Hocaoğlu'na ve bugün yitirdiğimiz Erbakan'a çok üzüldüm... Durmuş Hocaoğlu'nun ülkemiz için çok büyük kaygıları, endişeleri vardı; "Bu topraklar kavimler mezarlığııdır; bir düşersek bir daha kalkamayız." diyordu... "Bizden çok daha güçlü kavimler, bu topraklarda yokolup gittiler." diyordu...

Liseli (1973-1976) yıllarımdan hatırlıyorum: Erbakan "Fabrika yapan fabrika; makina yapan makina yapacağım, şu kadar zamanda 1000 tank yapacağım." diyordu... Bu sözler bile güzeldi... Yaptıkları, başardıkları vardı... Başarmak istedikleri de vardı... Olmadı... Neden olmadı?!.. Bunun için "Bizim Vali" diye Türk Milleti'nin gönlünde taht kuran vali, Recep Yazıcıoğlu'nun çabalarını anlatan "Köprü" filmini baştan sona izlemek gerek... O filmde "Bizim Vali" yardımcısına şunu söylüyordu: "Cumhuriyet döneminde bu ülke için güzel şeyler yapmak isteyip de başına bir şey gelmeyen var mı?!"

Temeller atardı 1970'li yıllarda... Erzincan'a da temeller atıı... "Ağır Sanayii Hamlesi" diye tanımladığı temeller... Erzincan Senatörü Niyazi Ünsal da arada bir, atılan bu temellerin tabelasını arabasının bagajına koyar; meclise getirirdi... "Erbakan hayali temel atıyor" derdi; derlerdi... Keşke bu hayaller gerçekleşseydi... "Büyük Türkiye" sözünü ne kadar çok sevmiştim... Sevgisi, idealleri, hoşgörüsü, çalışkanlığı, bilgeliği, ülküsü, coşkusu: "Büyük Türkiye!.." içindi.

Dilencilikle oy avcılığı birbirine benzer mi?.. Ben, benzer diyorum... Dilenci, kendisine verileni beğenir; bolca da dua eder... Siyasetçi, hiçbir zaman aldığı oyu beğenmez... Hep daha yükseğini ister... İyi de, bunun için gönüllerde taht kurmak gerek... Hele de Türk Milleti'nin gönlünde... Bu gönül öyle yücedir ki; bilmez kini, nefreti... Ama tarih boyunca bu yüce gönüllere kin ve nefreti ekmeği başaran(!)lar da çıkmıştır... Ancak Türk Milleti'nin gönlüne en çok ve sadece sevgi ile merhamet yakışır... Dilencilere dönersem; dilenciler para alır ve dua ederler; siyasetçiler ise oy almak için vaatlerde bulunurlar... Bu vaatleri yerine getirmede de çok zorlanırlar... Uzun siyaset yolunda başka sapaklara da saparlar... Erbakan, "Milli Görüş" dedi ve öylece yaşadı... Oy almak için söylenmemesi gereken sözler de söyledi...

Geçenlerde Yeni Mesaj Gazetesi'nin yazarlarından Muharrem Bayraktar, Erbakan için, "Dini siyasete alet eden ilk siyasetçi." diye yazmıştı... Böyle midir, değil midir onu siyaset bilimcileri bilir... Oy uğruna, hangi siyasetçi hangi değerimizi siyasete alet etmiyor ki?!.. Doğrusu; elbette ki etmemektir... Türk Milleti birbirini çok sevmelidir; çok çalışkan olmalıdır ve çok okumalıdır... Siyasetçiler de bu idealleri yaşatmalıdır... Bir öğretmen sınıfındaki tüm öğrencilerini çok sevmelidir ve öğrencilerini de birbirine çok sevdirmelidir...

Liseli yıllarımda Din Dersi seçmeliydi... Ben okudum... Konyalı Din Dersi öğretmenim Mustafa Bey'i hala da saygı ile anarım... Necmettin Erbakan, Bülent Ecevit ile ortak hükümet kurduğunda okullara Ahlak Bilgisi Dersi'ni koydu... Şimdilerde bu ders Din Dersi ile aynı katapta; Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi adı altında okutulmaktadır... İlahiyatçı, bilgili, çalışkan öğretmenlerce verilen bu ders; milletimizin evlatlarına büyük yararlar sağlamaktadır. Her 2.5 saniyede, bir yuvanın dağıldığı ülkemizde bu ders daha da önem kazanmıştır...

Bülent Ecevit, Erbakan ile kurduğu hükümeti Kıbrıs Zaferi'nden sonra bozdu... Bu anlamsız, hükümet bozma hadisesi o günden bu güne hepimize zarar verdi kanaatindeyim...

Necmettin Erbakan; her yurttaşımıza ve her kurumumuza "milli" dir, gözüyle bakardı... Bugün öğrendik ki Türk Kızılay'ının da önemli bağışçılarından imiş... Türk Kızılay'ı da taziye için gelenlere izzet ikramda bulunuyor... Türk Silahlı Kuvvetleri'ne çok değer verirdi ve "milli" olarak nitelendirirdi... "Türk Silahlı Kuvvetleri'ne bir gün konferans verdim, hepsinin gözleri yaşardı; hepsi milliciydi."diyordu... Böyle bir cümlesi aklımda kalmıştı... Etrafımızın; hatta dünyamızın ateşler içinde olduğu ve dünya üzerinde çok acımasız ve tamamen çıkara dayalı saldırıların yoğunlaştığı bir dönemde Erbakan'ı kaybettik... Böyle bir zamanda en çok sahip çıkılması gereken ve zerre kadar incitilmek bir yana; daima yüceltilmesi gereken Türk Silahlı Kuvvetleri'ne; her Mehmetçik'e canımız pahasına sahip çıkmalıyız... "Milli Görüş" idealistleri olsun her Türk yurttaşının birinci görevi budur... Ordumuz, milli canımızdır... Her türlü kırgınlık unutulmalıdır... Bir şeyi asla unutmayalım ki, yurdumuzda yaşanan acı; ister küçük olsun, isterse büyük; her acının kaynağı daha çok ve belki de tamamıyla dışarıdadır...

"Göz yaşları, ızdırabın sessiz sözleridir." der, Voltaire...

Milletimizin her ferdinin göz yaşlarında ağır ızdıraplar vardır; travmalar vardır... Gelin hep beraber bu ızdırapları, travmaları, acıları bal eyleyelim!.. Yeni bir sayfa açalım; siyaseti dünyanın hayran kaldığı bir tarzda yapalım... Tüm siyasetçiler için söylüyorum...

Ben bir köyden, başka bir köye giderek okudum... Nice şehitlerin sayesindedir ki, o köy okulu yapılmış ve ben de gidip o okulda okumuşum... Bana yakışır mı, sana yakışır mı, ona yakışır mı düşmanlık, kin, nefret?!.. Hiç birimize yakışmaz!..

Necmettin Erbakan için ağlıyoruz bugün; öylesine içten, öylesine sevgi dolu... Aslında acılarımıza ağlıyoruz... Aklımızı kullanamadığımız için acılar çekmekte ve ağlamaktayız... Erbakan'ın şahsında da olsa akan göz yaşlarımız, bütün milletimizin yaşadığı acıları içindir...

"İnsanlar, başaklara benzerler. İçleri boşken başları havadadır; doldukça eğilirler." (Montaigne)

Dolduralım başımızı, yüreğimizi; sevgiyle, merhametle, çalışkanlıkla, adaletle, inançla, bilgelikle, vefayla, bilinçle; varsın başımız eğilsin dopdolu başaklar misalince...

Sevgilerimle...

 
Toplam blog
: 323
: 2029
Kayıt tarihi
: 04.09.06
 
 

Yaşanan her hayat en iyi hayattır; yeter ki içinde kötülük olmasın!.. ..