- Kategori
- Güncel
Neredesiniz?

İnsan ucu bucağı olmayan bir nehir sanki... Çağlayıp, çoğalıp dağları delip geçen... Nice yaşamlar tanıdın, nice fidanlar yeşerttin kıraç toprak, bir bizim bahçede türlü sebze çıkmadı hiç. Öyle gürül gürül suların çağladığı, ormanlarında kuşların cıvıldadığı bir ormanımız da olmadı hiç. Her yer kıraç toprakdı. Başımız kabak, ayaklarımız yalın.
Bir-iki çelimsiz ineğe bel bağlamıştık. Çoğu zaman çöpten toplardık bir kuru dilimi. Biz çöpten toplarken azığımızı, çelimsiz kara kuru ineklerde yanımızda naylon poşetleri çiğnemeye çalışır, acı acı bağırırlardı. Gülerdik onların bu haline... Çocuktuk. Başımız kabak, ayağımız yalın...
Kışın bele kadar karın, ayazın içinde üzerimizde bir ceketle okula giderdik... Islanan yırtık çoraplarımızı kalorifere dayar, biraz olsun kurutmaya çalışırdık. Buzun üstünde yürür, karların içinde yuvarlanır, sapasağlam eve varırdık.
Sevdalık çektim mi, bilmem... Bir memurun kızı vardı. Dişleri, saçları tertemizdi. Yüzüne bakmayı çok severdim. Bir gün yüzümün böyle aydınlık olacağını hayal ederdim. Asker ocağına gelip de....
Ahmet, Mehmet, Hasan... Neredeler acaba? Nişanlısı olan, tezkereyi alınca üzüm bağlarına götürecek olan, şehirde bir gün bara gideriz kardeşim diyen, onlarda mı toprağa düştüler??
Ben hiç deli nehirler gibi çağlayıp çoğalamadım.
Kanım şimdi gürül gürül akıyor kıraç toprağa.
Bir-iki çelimsiz ineğe bel bağlamıştık. Çoğu zaman çöpten toplardık bir kuru dilimi. Biz çöpten toplarken azığımızı, çelimsiz kara kuru ineklerde yanımızda naylon poşetleri çiğnemeye çalışır, acı acı bağırırlardı. Gülerdik onların bu haline... Çocuktuk. Başımız kabak, ayağımız yalın...
Kışın bele kadar karın, ayazın içinde üzerimizde bir ceketle okula giderdik... Islanan yırtık çoraplarımızı kalorifere dayar, biraz olsun kurutmaya çalışırdık. Buzun üstünde yürür, karların içinde yuvarlanır, sapasağlam eve varırdık.
Sevdalık çektim mi, bilmem... Bir memurun kızı vardı. Dişleri, saçları tertemizdi. Yüzüne bakmayı çok severdim. Bir gün yüzümün böyle aydınlık olacağını hayal ederdim. Asker ocağına gelip de....
Ahmet, Mehmet, Hasan... Neredeler acaba? Nişanlısı olan, tezkereyi alınca üzüm bağlarına götürecek olan, şehirde bir gün bara gideriz kardeşim diyen, onlarda mı toprağa düştüler??
Ben hiç deli nehirler gibi çağlayıp çoğalamadım.
Kanım şimdi gürül gürül akıyor kıraç toprağa.