- Kategori
- Haber
Neşet Ertaş'ın önemi...

Bir ülkeyi ülke yapan ana kültürel öğelerin başında Dil; Sanat ; Bilim öğeleri gelir. Bunları tamamlayan diğer öğeler ise Tarih Birliği; Ve “Bir Arada Yaşama isteği”dir. Bunlar bir ulusu ulus yapan ana öğelerdir.
Sanatçılar, edebiyatçılar; ozanlar bir ulusun eski çağlarından beri onun tarihini yaşayış biçimini, özlemlerini, ağıtlarını, sevinçlerini, serüvenlerini sözlü edebiyata dökerler; çalarlar ve söylerler…
Neşet Ertaş , Babası Muharrem Ertaş’la birlikte Türk Folklor Tarihinin içinden süzüle gelmiş, sözlü geleneğimizi yaşatan damarlardan biri idi. Geçmişi yaşattılar; aşklarını, sevdalarını, gördüklerini, acılarını söze döktüler, saza döktüler… Gerektiğinde bestelediler; gerektiğinde atalarından emanet aldıklarını sanat eserlerini, türkülerini belli bir yörenin yorumlayışı içinde öz Türkçe kalıpları içinde Türk ulusuna ilettiler.
Türk ulusu da anadan, atadan gelen; onlardan emanet olan bu has sanatçıları bağrına bastı ve onları sonuna kadar sevdi saydı ; onları her zaman gözünün önünde istedi.
Ankara çevresinde nice düğünlerde, nice toylarda ben usta ozan Neşet Ertaş’ın çaldığını, söylediğini duydum, gördüm… Türk halkı; özellikle orta Anadolu halkı Neşet Ertaş’sız bir toplantı düşünemedi. Onu neredeyse aldı getirdi ; onu dinledi; onunla keyiflendi; onunla hüzünlendi.
Neşet Ertaş bir ara küstü. Bu kez de Almanya’da ve Avrupa’da bulunan Türkler onu bağırlarına bastılar ve tam 23 yıl oralarda bu kez de Avrupa’da bulunan Türk vatandaşları için çaldı; söyledi.
Neşet Ertaş öyle bir sanatçıydı ki, kendini hiçbir zaman halktan ayırt etmedi; Devlet Sanatçılığını istemedi. He zaman kendini bu toplumun parçası ve sürdürücüsü olarak tanıdı; tanıttı ve öyle yaşadı.
Ama Neşet Ertaş gayet değerli bir Halk Sanatçısı olarak yalnız Türkiye’de takdir edilmedi; yurt dışında , özellikle ABD’de çeşitli Konservatuvarların; ve Müzik Çevrelerinin arşivlerine girdi. Oralarda takdirle izlenen bir Dünya sanatçısı oldu.
Türk kültürü dediğimiz zaman onun bir kolu da Sanat’tır. Sanatın bir kolu Edebiyat ve Müzik’tir … Halk sanatçıları işte şiiri ve müziği birleştiren son derece takdir edilecek insanlardır. Bir ülkenin acılarını, sevinçlerini kuşaktan kuşağa aktaran hakiki ustalardır.
Neşet Ertaş böyle bir ustaydı ve ne yazık ki onu kaybettik.
Babası Muharrem Ertaş ve Neşet Ertaş , abdal geleneğini, ozan geleneğini sürdüren , ta Orta Asya’dan gelen bir çizginin son temsilcisiydiler. Onların peşinden gidecek olanlar yok mu? Aslında Konservatuvarlarımızda çok değerli genç sanatçılarımız yetişiyor ve onlar Halk Müziğin çok iyi etüt ediyorlar. Bu sesin ebedi kaybolması söz konusu olamaz ne var ki ; iki önemli usta gitti. Neyse ki, arkalarında nice değerli eserler bırakarak gittiler. Daha yıllarca bu türküler, Anadolu insanına hitap edecek; onların türküleriyle dertlerini , sevinçlerini paylaşacaklardır.
Türk insanı olarak , Türk kültürüne sahip çıkmalıyız. Bu kültür kalıntıları hızla yabancı kaynaklar tarafından çiğnenmektedir. Unutturulmak istenmektedir. Ama Anadolu halkı hiçbir zaman buna izin vermeyecektir
Bu topraklarda Türk insanı yaşadığı sürece Muharrem Ertaş’ın , Neşet Ertaş’ın, Aşık Veysel’in, yanında Arif Sağ, Çetin Akdeniz, Erdal Erzincan, Yavuz Top, Musa Eroğlu
Mahzuni Şerif gibi yaşayan değerlerimiz Anadolu’da ve dünyada bizim Türkiye’mizin türkülerini söyleyecekler; bizi anlatacaklardır… Allah kalanlara uzun ömürler versin.
Bu topraklar bizim oldukça, daha nice sanatçı yetişir korkmamak gerekir. Yeter ki onları yaşarken sevelim, sayalım … Unutmayalım ki, sanat iltifata tabidir. Onların istedikleri bir gariban alkış. Onu da bu değerli sanatçılardan esirgemiyelim.
Neşet Ertaş’ı bir güzel kendi türküsüyle analım:
“Karanfil suyu neyler
Güzel kokuyu neyler
İki baş bir yastıkta
O göz uykuyu neyler.
Karanfil deste gider
Kokusu dosta gider
Sevipte alamayan
Gurbete hasta gider”
Neşet Ertaş , baba ocağında, ata yurdunda rahat uyu.. Çok çaldın, çok söyledin. Bu memleketin evlatları senden memnun … Ama doyamadık , ona yanarız…
Mevlam rahmet eyleye.