Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Ağustos '09

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
618
 

Not: Seni seviyorum

İnsanın yapıtaşlarında saklı en güzel özelliklerinden biri aşık olabilmesidir. Bu bir "olabilirlik", bir "potansiyel" belki ama başlı başına bir "dünya" oluyor başa geldiğinde. Koca bir ömrün güzellikleri o sonlu zaman dilimine sığıveriyor. Kontrolü kaybettiğinizde çok büyük acılara sürüklüyor sizi. Ya da haddini bilir düzeyde tutabilirseniz, başka hiçbir zaman tadamayacağınız güzellikleri sunabiliyor. Bu yazının başlığını taşıyan güzel bir film izledim az önce. Her insan yeni bir bakış açısı gerçekten. Aşk söz konusu olunca sahiplenme, diğerinin yaşama dair tercihlerini kontrol edebilme ya da informe edilme isteği, kaale alındığını hissetme beklentisi gibi özellikler ortaya çıkıyor.

"Sahiplenme" gerçekten önemli bir kavramdır. Kendime sıkça sorduğum iki soru vardır benim;"neye rağmen?" ve "nereye kadar?". Sahiplenmenin dozu da kişinin yaradılışına, aşk ilişkisinin dengelerine ve neleri göze alabildiğinize göre değişir. Yani "ya benimsin ya toprağın" tarzında bir adamdan karşı tarafın özlük haklarına saygılı bir sevgili olmaz. Aşkın bir yanılsama olduğu savından hareketle ve gözümüzü gerçekten kör edeceği düşüncesiyle, göremeyenler için söylüyorum. Sahiplenmenin dozu sizi sıkıyorsa bu gelecekte azalmayacaktır. Çünkü ilişkilerde hiç bir sorun iyi yönde ilerleme kaydetmiyor. Yukarıdaki iki sorudan kaçmadan katlanıp katlanamayacağınıza karar verin. Aşık olduğunuz için katlanabilecekseniz sorun yok. Sonra kendi düşen ağlamaz derler arkanızdan, ona göre.

"Diğerinin tercihlerini kontrol etme" zorlama sınırına ulaştığında büyüsü bozulan bir kavramdır. Saç rengi, etek boyu, takılar, makyaj; sorulduğunda görüş bildirilecek ayrıntılardır. Olumlu bir kanaatiniz varsa sorulmasa da ne kadar yakıştığını söyleyin tabi. Hem de sık sık. Hiç sıkılmayacaktır, göreceksiniz. Sevgilinizi incitmeden olabildiğince iyi bir sosyal zekayla gözünüze batanları dile getirebiliyorsanız ne ala. Yoksa o iki soruyu sorun ve gereğini yapın. Unutmayın; kaybetmeyi göze alamayan kazanamaz. Burada kazanılan iki kişilik huzurlu bir aşk tabi. Başka bir şey değil.

"İnforme edilme" aslında kolay bir puan. Sadece dozunu iyi ayarlamak gerekiyor. İzin alır tarzda değil, haberin olsun şeklinde olmalı. Onu kendi hayatımızla ilgili bir gelişmeden haberdar ederken zevk alabiliyorsak bunun ilişkimize katabileceği güzelliği hayal bile edemezsiniz. Ayrıca kendisine harika bir "kaale alınıyorum" duygusu da hediye etmiş olursunuz. Dozunda bir sahiplenmeyle beraber ait olma duygusu ve önce kendine, sonra ona dürüst olabilmek kadar hoş bir durum bilmiyorum ben.

Eminim aşk hakkında yazacak daha pek çok şey var. Ama yaşanılan bir aşkı daha anlamlı kılabilmek için yukarıda anlattıklarımı sakın ama sakın unutmayın olur mu? Bir Minik Kuş'un kanadına tutunduysanız kendi iradeniz dışındaki hiçbirşeyin sizi oradan koparmasına izin vermeyin. Lütfen..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

iki akışkan gibi birbirlerinin sularına karıştığı, isimlerinin, cisimlerinin, eşyalarının yer değiştirdiği, erkek kadın tasvirinin dışlanmadan çürütüldüğü ve gövdelenmenin bir kez daha yeniden baştan yapılandırıldığı çatışma. onun bedenine yalnızca teslim olmaya değil, o bedenin kalıbına girmeye de hazır olduğumun farkına varmış mıydı?'' sorusuna aslında hem ergenlikte hem de yetişkinlikte aşkın model bulma/ yaratma ve önce ona aşık olup sonra reddederek rüştünü ispatlama kimyasından ibaretliğini gözler önüne seren ıstırap...

demarion 
 01.02.2011 12:35
Cevap :
Değerli katkınız için teşekkürler. Aşk sorunsalı hayatımızda her zaman belirleyici oluyor.Yok saymak ta bir çözüm olabilir belki. Ama nereye kadar ve neye rağmen? Saygılarımla.  07.01.2012 15:03
 

"Neye rağmen?", "Nereye kadar?" Düşünmek lazım tabii bunları ama dürüstçe. İnsan herşeyden önce kendine dürüst olmalı. Sevgiler...

Esma KAHRAMAN 
 08.10.2009 21:18
Cevap :
Haklısınız. Bu dürüst olmanın sınırı nerede başlar, nerede sonlanır? Bilen varsa beri gelsin. Benim kriterim onu kaybedeceğimi bilsem de yanlışa sapmamamdır. Bunu da ne kadar becerebiiriz Allah bilir. Çünkü ortada bir yalan varsa bu tek taraflı değildir. Yalanın bir de "söyleteni" vardır.Belki bu itiraflar sayesinde en azından kendimize karşı dürüst kalabiliyoruz. Değerli katkılarınız için teşekkürler. Saygılarımla.  11.10.2009 21:43
 

filmin yorumlarını eleştrilerini okumuştum. Başlığı görünce sizde yorumladınız sandım. Başlığı o olsada içeriği farklı bir yazı çıktı karşıma. Paylaşımınız için teşekkürler. Aşk, hangi şart ve koşulda olursa olsun, insanın içinda illaki olan birşey değil midir? En kanlı savaş filminde bile olmazsa olmaz değil midir?

Nilay Yıldırım 
 02.09.2009 15:56
Cevap :
Filmden esinlenerek birşeyler yazmaya çalıştım. Aşk hayatın anımsamaya değer güzelliklerini barındırıyor tabi. Bir de hayatın diyalektiği gereği zevk kadar acı da var aşkın içinde. İşin sırrı dengede. Bazen bozulursa da...Sağlık olsun:) Yorumunuz için çok teşekkür ederim.  02.09.2009 21:50
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 68
Toplam yorum
: 164
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 642
Kayıt tarihi
: 17.11.08
 
 

1964 İstanbul doğumluyum. Bekarım. Çocuk hastalıkları uzmanıyım. Halkla İlişkiler ön lisans ve İk..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster