- Kategori
- Siyaset
OBAMA' NIN ÖNEMİ
Sn. Obama' nın ülkemize gelişine doğal olarak çok önem verildi. Söyledikleri, söylemedikleri, satır arasında veya açıkça kime hangi mesajları verdiği hepsi çok irdelendi. Yollar gün öncesinden kapatıldı, başkanlık uçağına semalarımızda savaş uçaklarımız eşlik etti. Sanırım bu uygulamalar daha önce de Sn. Clinton ve Bush içinde yapılmıştı. Çok merak ediyorum -samimiyetle tam olarak bilmiyorum- bizim Cumhurbaşkanımızın uçağı ABD semalarına girdiğinde ona da ABD savaş uçakları eşlik ediyor mu? Bizim cumhurbaşkanımızın ABD ve ABD ile ilişkilerimiz için verdiği mesajlar bu kadar çok önem kazanıyor mu ? Yollar günler öncesinden kapanıp kullandığı uçağın özellikleri tefrika ediliyor mu?
Şimdi sayın okurlar Sn. Obama' nın kendi kişisel etkisini -hele de Sn. Bush dönemi sonrası zaten doğal bir avantajdır- bir kenara bırakırsak bu önem asıl nereden kaynaklanıyor çok iyi irdelemeliyiz. Sayın okurlar bu etki yineliyorum kişisel özellikler önem taşımakla beraber asıl kimin devlet başkanı olduğunuzdan kaynaklanıyor. Beğenin ya da beğenmeyin ama ABD bir süper güçtür. Eğer o süper güç başkan diye Beyaz Saray' a beni koysaydı inanın bana da Sn. Obama' ya yakın düzeyde önem verilirdi. Çünkü aslında önem verilen birey değil, arkadaki toplum ve o toplumun kurumsal organizasyonu. O toplum sadece çok büyük bir silahlı güce sahip değil, o gücü kullanma erkinide elinde bulunduruyor ve zaman zaman da stratejik ortaklarına! danışırmış gibi yaparak tamamen fütursuzca bu gücü kullanabiliyor ve bunu yapabileceğini de herkes biliyor. Ama sadece bu da değil önemin nedeni. Örneğin istediğiniz kadar toplumsal ilişkilerini yerin dibine batırın ama kurallara saygı, yasal süreçler, tüketici hakları, en çok tercih edilen üniversiteler hepsi orada çok farklı. Sanat, spor hepsi bir çekim merkezi. Örneğin bizler şu alanın Oscar' ı diyerek kendi ödüllerimizi önemli göstermeye çalışıyoruz. Ama onlar ABD' nin Gold Orange' ı! gibi bir yakıştırma yapmaya gereksinim duymuyorlar. Örneğin Sn. Obama' nında değindiği gibi Sn. Türkoğlu ve Okur gibi nice üst düzey Avrupa' lı basketbolcu NBA' e gidiyor. NBA' de oynayamayanlar ise Avrupa' ya geliyor. Ama bunlarda belirleyici değil. En çok karbon salımını yapan ve benim bildiğim hala Kyoto protokolunu imzalamayan ABD, çevre için bir çok çalışmaya imza atıyor veya en azından kendisini yerin dibine batıracak kadar eleştirmesini biliyor. Evet, anlatmaya çalıştığım içerdiği onlarca olumsuzluğa karşın kabul edelim ki cazibe merkezi, güç merkezi orası. O zaman gücün temsilcisi de doğal olarak önem kazanıyor. Önce bunu kabullenmeliyiz. Eğer temsilcilerimizin önem kazanmasını istiyorsak, önce biz -her ulusun aynen ABD' ni kabul ettiği gibi- önem kazanmalıyız. Bireysel düşünce sistematiklerimizle, kurumsal ilişkilerimizle.
Bu yazdıklarımla bağlantılı ama farklı bir nokta daha var. Biz Sn. Obama' nın bizi içsel konularımızda da nasıl konumlandırdığına ne kadar çok önem veriyoruz farkındamısınız? Bizim nasıl bir toplum olduğumuzu başkaları söyleyince mi algılıyoruz ve algılama sonucunda üzülüyor veya seviniyoruz. Daha açık anlatımla biz Müslüman ama laik demokrat bir ülkeyiz kavramını veya Ilımlı! İslam ülkesi olma kavramını başkalarının konumlandırmasıyla mı içselleştireceğiz. Biz bilmiyormuyuz ne olduğumuzu ? Neysek oyuz. Başka ülkeler çeşitli dönemlerde, kendi farklı gerekçeleri ile bizi nereye konumlandırırlarsa biz o mu olacağız? Bir kısmımız sevinecek, bir kısmımız üzülecek. Eğer bulunduğumuz konum her ne ise ve biz ondan rahatsızsak neden bunu değiştirmeyi biz düşünmüyoruz.
Sayın okurlar her zaman inandığım bir şey var, bir toplum her ne ise içinden çıkan temsilcileri de ortalama da odur. Bu nedenle önce biz değişmediğimiz sürece temsilcilerimizin ortalaması da değişmeyecek. Temsilcilerimiz değişmediği sürece de güç odaklarının ne dedikleri bizim için kendi düşündüklerimizden daha önemli olacak. Kedimiz bile Sn. Obama ile farklılaşacak, ne kadar acı değil mi?
Şimdi sayın okurlar Sn. Obama' nın kendi kişisel etkisini -hele de Sn. Bush dönemi sonrası zaten doğal bir avantajdır- bir kenara bırakırsak bu önem asıl nereden kaynaklanıyor çok iyi irdelemeliyiz. Sayın okurlar bu etki yineliyorum kişisel özellikler önem taşımakla beraber asıl kimin devlet başkanı olduğunuzdan kaynaklanıyor. Beğenin ya da beğenmeyin ama ABD bir süper güçtür. Eğer o süper güç başkan diye Beyaz Saray' a beni koysaydı inanın bana da Sn. Obama' ya yakın düzeyde önem verilirdi. Çünkü aslında önem verilen birey değil, arkadaki toplum ve o toplumun kurumsal organizasyonu. O toplum sadece çok büyük bir silahlı güce sahip değil, o gücü kullanma erkinide elinde bulunduruyor ve zaman zaman da stratejik ortaklarına! danışırmış gibi yaparak tamamen fütursuzca bu gücü kullanabiliyor ve bunu yapabileceğini de herkes biliyor. Ama sadece bu da değil önemin nedeni. Örneğin istediğiniz kadar toplumsal ilişkilerini yerin dibine batırın ama kurallara saygı, yasal süreçler, tüketici hakları, en çok tercih edilen üniversiteler hepsi orada çok farklı. Sanat, spor hepsi bir çekim merkezi. Örneğin bizler şu alanın Oscar' ı diyerek kendi ödüllerimizi önemli göstermeye çalışıyoruz. Ama onlar ABD' nin Gold Orange' ı! gibi bir yakıştırma yapmaya gereksinim duymuyorlar. Örneğin Sn. Obama' nında değindiği gibi Sn. Türkoğlu ve Okur gibi nice üst düzey Avrupa' lı basketbolcu NBA' e gidiyor. NBA' de oynayamayanlar ise Avrupa' ya geliyor. Ama bunlarda belirleyici değil. En çok karbon salımını yapan ve benim bildiğim hala Kyoto protokolunu imzalamayan ABD, çevre için bir çok çalışmaya imza atıyor veya en azından kendisini yerin dibine batıracak kadar eleştirmesini biliyor. Evet, anlatmaya çalıştığım içerdiği onlarca olumsuzluğa karşın kabul edelim ki cazibe merkezi, güç merkezi orası. O zaman gücün temsilcisi de doğal olarak önem kazanıyor. Önce bunu kabullenmeliyiz. Eğer temsilcilerimizin önem kazanmasını istiyorsak, önce biz -her ulusun aynen ABD' ni kabul ettiği gibi- önem kazanmalıyız. Bireysel düşünce sistematiklerimizle, kurumsal ilişkilerimizle.
Bu yazdıklarımla bağlantılı ama farklı bir nokta daha var. Biz Sn. Obama' nın bizi içsel konularımızda da nasıl konumlandırdığına ne kadar çok önem veriyoruz farkındamısınız? Bizim nasıl bir toplum olduğumuzu başkaları söyleyince mi algılıyoruz ve algılama sonucunda üzülüyor veya seviniyoruz. Daha açık anlatımla biz Müslüman ama laik demokrat bir ülkeyiz kavramını veya Ilımlı! İslam ülkesi olma kavramını başkalarının konumlandırmasıyla mı içselleştireceğiz. Biz bilmiyormuyuz ne olduğumuzu ? Neysek oyuz. Başka ülkeler çeşitli dönemlerde, kendi farklı gerekçeleri ile bizi nereye konumlandırırlarsa biz o mu olacağız? Bir kısmımız sevinecek, bir kısmımız üzülecek. Eğer bulunduğumuz konum her ne ise ve biz ondan rahatsızsak neden bunu değiştirmeyi biz düşünmüyoruz.
Sayın okurlar her zaman inandığım bir şey var, bir toplum her ne ise içinden çıkan temsilcileri de ortalama da odur. Bu nedenle önce biz değişmediğimiz sürece temsilcilerimizin ortalaması da değişmeyecek. Temsilcilerimiz değişmediği sürece de güç odaklarının ne dedikleri bizim için kendi düşündüklerimizden daha önemli olacak. Kedimiz bile Sn. Obama ile farklılaşacak, ne kadar acı değil mi?