- Kategori
- Blog
Ocuyuz Bucuyuz; yüzde yüz ÖCÜYÜZ
Sporcuyuz okçuyuz gibisinden…
Nuh peygamber gemisini inşa ederken ona yardımcı olan UC (öcü) adındaki dev kadar değilse de yazı alanında gayretlerimiz inkâr edilemez.
Fark ettiniz mi? Başlığı okurken dudaklarınız büzüştü.
Böyledir blog kategorisi. Günaha girmeden ne yazabilir nede okuyabilirsiniz.
Espri latife şaka canım; bildiğimiz şakalardan…
Birilerinin nasırlarına basmak bir diğerinin kanat tüylerini yolmak; koparılanı kafaya takmaktır.
Blog kategorisinde yazmak.
Sizi sempatik kılabilir.
Siperisaika da olabilirsiniz.
İncecik nankör çizgi; sizi trol ilan edebilirler.
İsim vermeden, Nesilden nesile aktararak, konuyu temcit pilavına çevirirler.
Kızamazsınız kendilerine eksik yanlarına çünkü hepimiz yamuk bir tarafımızı besleriz.
Koyu dindarlar vardır tabii ki; Kindar hunhar blogcu yoktur asla içimizde.
Mista vardır. Karışık biraz ondan biraz bundan; tıpkı aşure gibi sonuçta lezzetlidir yani…
Tatlıdır.
Övgü yağdırmak; genelde mahcup oluverir; övgü oklarının hedefi “Ya yine mi bu akadeş ya ben buna yorum yazmak istemiyorum. Yazsam şeyim sarsılır şimdi” “ Bak hele yazmasam da olur; benim hakkımda iki kıytırık laf etmiş zaten FIRPIR Bey için ölüp bitiyor yerlere göklere sığdıramıyor.
Hele şu melekli Hatun için elinden gelse ikinci kadın başbakan yapıvercek lakin ne yalan söyleyeyim yakışır hani; ya Allah nazarlardan korusun M aşallah Ç alışkan hocamıza ne demeli?
Her iki eli de dolu dolu bıkmadan usanmadan yazan…bir elinde kalem bir elinde fotoğraf makinesi; yazı arenasında sergilediği unutulmaz resimleri; selam olsun kendilerine. Bizim için de Öpsün İzmir’i alnından.
Blog Kategorisi yasaklansın MIŞ neden acaba?
Bu kategori yazanı en güzel tanıtan kategori o kadar boş alan var ki içini doldurmak her kalemin harcı mı diye düşünmeden edemiyor insan.
Şu bir gerçek bu kategoriyle güzel faydalı işler ortaya çıkabilir kanaviçe gibi…
Her nedense ihmal var; yıldırım olmak isteyenler çoğunlukta paratonerin yerini almak isteyen yok.
Halbuki çok faydalı bir nesne yıldırım çeken ya da savan…
Bir hayalin içeriği kabataslak: Yaşlı ana babalar (yaşlı olmayanlar da vardır)
Çocuklarının torunlarının yollarını gözlerler.
Oysaki o hayırlı evlatların vakitleri çok kısıtlıdır. Bayramdan bayrama kandilden kandiledir büyük ilgileri tabii bir de “el âlem ne der faktörü” vardır tetikleyen; gelmezler mi gelirler.
“Ama her gün her gün olmaz; biz çalışıyoz çocukların sınavları okulu bla bla bla felaket yoğunuz”
Yerden göğe kadar haklıdırlar. Onlar mutlu olsunlar da sen biraz hasret çekiver.
Nasıl olsa senin çok vaktin var.
Şimdi şu hasret çekenler kendi aralarında bir araya gelseler; iki üç saatliğine değil daha uzun ziyaretlerle birbirlerine destek olsalar olmaz mı?
Pişpirik sevenler; tombala sevenler tüylü çocukların fanları el ele…
Yardımlaşma destekleme; yaşlılar evine gitmeden yaşlılık dönemini şevkle yaşamanın sırlarını birlikte keşfetmenin yollarını arasalar.
“Bunun için blog kategorisine mi ihtiyaç var İlhami?”
“Neden olmasın? Toplantı yapmak için de o kategoriye ihtiyaç duyulmuyor mu? Yaşa başa bağlı kalmadan genç yaşlı okuryazar dayanışma kavramına önem verse özen gösterse bak o zaman sen verime işte tam bu noktada araya girenler olmasa; yaşam bir başka lezzet verir insana; bizler atomlara bölündükçe; mutluluk serap oluyor hepimize”
Her günümüzü bir kandil hassasiyeti içinde geçirebilmek çok mu sıkıcı gelir bizlere?
Mübarek olsun; Yaradan yüreklerimizi merhametle doldursun.
Alev Meisel (Hâlâ Berlin’de)
21 Mayıs 2016 Cumartesi
Tez vakitte tüylü çocuklarıma kavuşmayı nasip etsin Yüce Rabbim; sizlerin de tüm duaları kabul görsün inşallah.