- Kategori
- Güncel
Oğlunuz....
Dünün hikayesi olmaz. Dün yaşanmışlığı ile tap taze durur. Tıpkı Hüseyin'in evindeki gibi.
Akşam olmak üzere idi. Kuşlar bugün daha bir suskun, çığırtkanlıkları daha bir solgundu. Birkaç ihtiyar, fırından ekmek almış sohbet ederek evlerine gidiyordu. Çocuklar erken dağılıyordu nedense, o hep yaramazlık yaptıkları meydandan.
Hüseyin'in oğlu ve kızı da ayrılmıştı zaten. Bir duman kaplamış gibiydi yüzlerini. "Abla" dedi küçük oğlan. "Bugün kötü bir his var içimde. Boğazım yanıyor sanki. Acaba babama bir şey mi oldu?"
Ablası Zeynep tepki gösterdi bu sözlere. "Ne diyorsun sen, babam iyi bir askerdir. Hiç kimse bir şey yapamaz."
Zeynep öyle söyledi ama küçücük kalbi zonklamaya başladı.
Hemen eve geldiler. Babanneleri Hayriye hanım çocukların yüzünü beğenmedi.
"Yavrularım, ne oldu size, bir garip duruşunuz var" dedi.
Ardından da gece gördüğü rüyayı tekrar tekrar yorumlamaya çalıştı.
Cudi dağında olduğu söylenen oğlunu düşündü. Zaten aklından çıkmıyordu ya gece gündüz. Sonra kalktı namazını kıldı. Sobaya kömür atacak oldu. "Kömür de kalmamış mı ne?" diye hayıflanarak tekrar oturdu. "Şu fakirliğin gözü kör olsun. Hüseyinim gelse de çocukların elinden tutsa, anneleri öleli iki yıl oldu bu yetimlerin..Alsa da parklarda gezdirse..."diye mırıldandı.
İki çocuk ve babanne bir sini üzerine koydukları tabaklardan çorbalarını içtiler.
Zeynep televizyonu açmaya çalıştı. Küçük kardeşi "dur! Hani açmayacaktık. Terör haberleri veriyor ya bütün kanallar..." diyecek oldu.
Bir dakika sonra kapı çalındı. Zil sesi Hayriye hanımın yüreğinde sanki bomba etkisi yapmıştı.
"Hayırdır inşallah" diyerek kapıya gitti.
Bir asker ve elinde bir zarf, üzüntülü bir eda ile "Hüseyin.."dedi.
"Ne olmuş Hüseyin'e?"
"Hüseyin teröristler tarafından vuruldu. Başınız sağolsun."
Buz gibi bir hava oluştu bir anda. Bir ağaç ve ikii fidan yıkıldı.