Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Eylül '12

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
163
 

Öldüm

Öldüm
 

Oldukça sıcak bir Eylül gününün insanı hafiften ürperten rüzgarlı ve serin akşamında, saat 21 sularında, balkondaki şezlonga uzanmış, yıldızları seyrederken öldüm.

Hiç bir şey hissetmedim. Sessiz, sakin, saniyeler içerisinde. Ne olduğunu anlamadan. Sonradan anladım tabii ki!

Kimse yoktu yanımda o an.  Bir tanem içerideydi, keyifle içtiğimiz akşam çayını demlemek için mutfağa gitmişti. Çocuklar zaten uzun zamandır kendi evlerindeler, iş güç, çocuklar vb.kendi düzenlerini sürdürüyorlar.

**

Yanıma yaklaştığında sorusuna yanıt vermeyince eşim şaka yapıyorum sandı önce. Ara sıra yapardık ya! Sonra bir sarsışı, çığlık atışı vardı ki, inanamazsınız. O an bir kez daha inandım beni çok sevdiğine! Ama bu telaş niye onu anlayamadım. İnsan doğduysa bu dünyaya illa ki gidecek, ötesi yok. Yalnızca bana mı vurdu piyango.

Gökyüzünde yalnız gezen yıldızlar şarkısını çok severdim. Sözleri beni anlattığından değil, yalnızlık duygusunu iyi anlattığı için. Gerçek anlamda teksin ve yalnızsın bu dünyada. Klasik, tek başına geldin tek başına gideceksin hikayesi. Neyse, ardından telefonlar, çocukların apar topar gelişi. Onların halini görünce, hıçkırıklarını duyunca öldüğüme gerçekten pişman oldum. Onları hiç böyle üzmek istemezdim.

**

Sağ olsunlar o gece beni yalnız bırakmadılar. Oldukça sakin bir gece geçirdik denilebilir. Ağlama sesleri yavaş yavaş kesildi. Ama beni çok daha fazla üzen bir tabloyla karşı karşıyaydık. Ağlamıyorlardı ama, yüzlerinde öyle büyük bir acı, gözlerinde öylesine yitip gitmişlik vardı ki kahroldum. Yapabileceğim bir şey yoktu ne yazık ki ,  ölmüştüm.

Sabah erken saatlerde rutin yapılması gerekenler yapıldı, ikindiye yetiştirdiler. Çevreme şöyle bir baktım, hatırı sayılır bir kalabalık vardı. Ne kadar aksi, geçimsiz olsam da  şu kısa zaman diliminde duyan gelmiş. Sevindim kendi adıma. Sonra düşündüm, ben oldum olası cenaze törenlerinden hoşlanmazdım. Camiye kadar gider, biraz uzaktan izler, yakınlarına baş sağlığı diler, mezarlığa gitmeden eve dönerdim genellikle. Bana da  aynısı yapılabilirdi ama camidekilerin çoğu mezarlığa kadar geldi.

Sonrasını anlatmayayım, içiniz daralır.

**

Yanımda olmasını hep istediğim, sarılmadan uyuyamadığım,  her şeyim , birtanem yoktu artık. Canım kızım yoktu, canım oğlum yoktu, yanaklarımı sıkan, parklara götürdüğüm, oyuncaklar aldığım, bana bu yaşta yeniden dünyaya gelmişim duygusunu veren torunlarım yoktu artık.

Ama hayıflanacak bir durum da yoktu. Kaç yıl daha yaşayacaksın ki. Elin ayağın tutarken, kimselere muhtaç olmadan hayırlısıyla gitmişsin. Daha ne.

Zaten oldukça güzel bir yaşam sürdüm kendimce. Mutlu oldum. Sevdim, sevildim. Bu dünyada bu kadarı yeter. Çok bile. Bakalım bekleyeceğim, göreceğim, yanıma gelenler olacak mı, uzun yıllar sonra..  Onlara sonsuza kadar sarılacak mıyım? Hep bir arada olacak mıyız gerçekten? Kim bilir?  Umut işte!

**

‘Haziran da ölmek zor’ demişti ozan yıllar önce. Eylül’de ölmek de zormuş!!

 

  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 56
Toplam yorum
: 9
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 649
Kayıt tarihi
: 06.12.10
 
 

Bornova Anadolu Lisesi ve Sbf mezunuyum. Üniversite yıllarımda başlayan çalışma yaşamım kısa bir sür..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster