Öldürmeyen her darbe güçlendirir / Anılar / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Ağustos '10

 
Kategori
Anılar
 

Öldürmeyen her darbe güçlendirir

Artık annemlerle yaşıyorduk. Ben den 10 yaş küçük çirkin mi çirkin hani şu yağmur yağınca ağzına su dolacak kadar dışarı çıkmış alt çenesi olan cinsten (sonradan anladığım kadarıyla huyu da bir o kadar çirkin) bir kadınla aldatılmıştım . Moralim sıfırdı.

Bir hafta sonu vakit geçirmek için annemle alışveriş merkezine gitmiştik. Halefim olan kadının kız kardeşinin de orada çalıştığını ve adını biliyorduk ama kendisini hiç görmemiştik. Ben etrafa bakınırken annem de satıcı kıza ”Bilmem kim hanımı tanıyor musunuz?”dedi. Kız sanki kuyruğuna basılmış gibi dikildi”. Aman tanımaz mıyım? Adi kızın tekidir. Şurada gördüğünüz çocuk var ya, o çocuğu bilmem kimin elinden aldı .”dedi. Annem de gayr-i ihtiyari, ” aaa oda mı ablası gibiymiş? ablası da kızıma aynı şeyi yaptı “dedi. Satıcı kız daha bir sürü şey anlattı. Anlaşılan o da pek dertliydi. Biz zaten sadece dinlemekle yetindik. Ayrıca çok fazla da dinlemek de istemedik. İçimiz karardı. Bir şey almadan oradan ayrıldık.

Ertesi gün ben işteyken bir telefon çaldı. Telefonda halefim olan kadın vardı. Nasıl bağırıyordu anlatamam . Bana” sen kim oluyorsun da benim kız kardeşim hakkında orada burada konuşuyorsun.? O annene de söyle gelişigüzel konuşmasın. Ben size yapacağımı bilirim. Bir daha böyle bir şey yaparsanız yanınıza koymam. Benim yaşım senden küçük ama ben çok tecrübeliyim…”. Ben sadece “senin tecrübene erişemeyeceğim şüphesiz.”dedim. Ama o daha bağırıp çağırıp duruyordu. Öfkeden kıpkırmızı olduğumu gören oda arkadaşım” ne oluyor?” diye yanıma geldi. Ben de o sırada kadının yüzüne telefonu kapattım. Ağlamaya başladım. Bu kadın hep beni ağlatıyordu. Arsızca ben evliyken 2 yıl boyunca kimseye çaktırmadan kocamla yaşamış. İki yaşındaki kızımı babasız bırakmış. Beni umutsuzluğun , kendine güvensizliğin, moralsizliğin dibine kadar batırmış, bu kadın benden hala ne istiyor olabilirdi? Herhalde sadistti. En hayretler verici yanı ise nasıl bu kadar küstahdı.? Hem de asıl can yakan ve ahlaksızlık sayılabilecek şeyleri kolayca yapabilen kişi kendisiyken nasıl bu kadar cüretkarca konuşabiliyordu? O zaman şunu anladım. Kötü kalpli ve ahlaksız insanlar tahmin edemeyeceğiniz kadar çirkefleşebiliyorlar. Hani” ar damarı çatlamış “denir ya o cinsten. Herhalde bir üst benlik oluşturup her şeyi orada değerlendiriyorlar. Her değerlendirmenin sonunda da kendini çok haklı ve muzaffer hissediyorlar. Yani ancak böyle olabilir.

İnsanlığa, sevgiye, suç işledikten sonra duyulan korkuya, vicdan azabına, saygıya, edebe ve erdeme ne oldu? Yoksa bu hassalar yalan mı? Geçerli olan diğer şekilde davranmak mı? Hem mağdur olup, hem azarlanmak yani hem dayağı hem soğanı yemek gibi bir şey. Acaba hatalı bir şey yaptım da gerçekten ben mi göremiyorum? diye şüpheye düşüyorsunuz. Çünkü karşı taraf kendinden o kadar emin ki... Dilerim kimse böyle insanlarla karşılaşmasın. Sizin ne olduğunuz, ne yaptığınız, olayın mağduru oluşunuz falan önemli değil . Mutlaka zeytinyağı gibi üste çıkmayı başarabilirler. Şener Şen in bir filmin de İlyas Salman ı kandırıp kandırıp, sonra da” evet yaptım ama sor bakalım neden yaptım?.”dediği ve her defasında da şaşkına çevirecek açıklamalarda bulunup kendini akladığı gibi. Allah yolunuzu yolsuza düşürmesin. Düşürdüyse yapacak bir şey yok. En az zararla oradan uzaklaşmaya bakın . Çünkü onlar çamura benzer. Uğraştıkça bulaşırsınız. Ya da sizi içerisine çeker.

Bir zamanlar evlenmek gafletinde bulunduğum insan da hani belasını bulmuş diye sevineceğim ama huzurlu yaşamıma böyle bir belayı getirip soktuğu için sevinemiyorum. Beni bırak minik kızını da mı düşünmedin?. Babalar anne varken bir gözüyle bakarmış. Anne olmayınca hiç görmezmiş.

Kızım yavaş yavaş büyüdü. Genç kız oldu. Bu arada iki ameliyat geçirdi. Üç kez ayağını kırdı. Üniversiteyi bitirdi. Bazen güldük bazen dibe vurduk. Ama o bunların hiçbirinde çocuğunun yanında değildi. İlk başlarda aldığı yatının, katının, motorunun önünde çektiği resimlerle kızıma hava atmaya kalktı. 2 veya 3 kere de 100 dolar falan gönderdi. Bir kerede o küçücük yavruma beni yaş günümde aramadın diye (kendisi ve tüm ailesi yurt dışında yaşıyor) sitem etti . Sanki kendi, tüm vazifelerini yapmış da iş siteme gelmiş gibi. Bunlar haricinde ne para ne pul ne de manevi bir destek verdi. 18 yıl geçti. Yüzünü bile unuttuk.

Çocuğum üniversiteye gideceği zaman “ maddi olarak zorlanacağımızdan paraya katkıda bulunabilirsen özel üniversiteye verelim” diye gayet medenice bir mail attım. “ Kız buraya gelirse parayı veririm “gibi abuk subuk bir cevap yazdı. Hayatta her şeyi bir bedel karşılığında yapmak gibi özel bir davranış tarzı vardır kendisinin. Bir keresinde beni aradı karısı olacak hatun Türkiyeye geliyormuş eğer ben kızımın onunla gezmesine izin verirsem bize 600 dolar verecekmiş. Kendisi bile yok ortada çocuğumu tanımadığım üstelik gıcık olduğum bir kadınla göndermemi istiyor. Bedeli 600 dolar. Söyleyecek söz var mı bilemiyorum?. “Ben size 1000 dolar vereyim bizi rahat bırakın” diyebildim.

Neyse sonuçta; zorlansak da kardeşim de destek vererek kızımızı okuttuk. Hiçbir şeyini de eksik etmedik. Sevgili eşime çok teşekkür ediyorum. İyi ki vardı. Her zaman hayatımı kolaylaştırdı. Zaten çocuğun yurt dışıyla son konuşmasında” sen benim babam değilsin biyolojik olarak olabilir ama benim gerçek babam şuanda yanımda “demesi her şeyi anlatıyordu. Hazreti şah küstü ilişkilerini kesti. Oysa bir ebeveyn her şeye rağmen yavrusunu geri kazanmaya çalışır . Çocuk onu istemese de ondan asla vazgeçmez. Hiç olmazsa maddi ihtiyaçlarını karşılar . Tabii bu normal insanlık özelliklerindekiler için geçerli. Kızım artık evlilik hazırlıkları yapıyor. Onun mutlu bir evlilik yapmasını kimseye muhtaç olmadan yaşayabilmesini her şeyden çok istiyorum.

 
Toplam blog
: 80
: 640
Kayıt tarihi
: 06.07.10
 
 

Fizik Mühendisiyim. Ankara'da oturuyorum.Türkiye' radyoaktif kaynak giriş ve çıkışını takip eden bir..