​ Olmuyor… / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Şubat '09

 
Kategori
Siyaset
 

Olmuyor…

Olmuyor…
 

2002 seçimlerinde AKP iktidara geldiğinde, kimileri halk bir öncekileri cezalandırdı, kimileri mazlumu oynayan politika tuttu, gibi yorumlarda bulundu. O günlerde dünya ekonomisindeki hızlı çıkış çoktan başlamıştı. Her ne kadar türban konusu gibi bazı sıkıntılar yaşanmış olsada, AB ye uyum adı altında taslimiyetçi ve işbirlikçi dış politikalar uygulansada, iç piyasaya inanılmaz para girişi, ticareti canlandırmış, devam edilen mazlum politikası ile de 2007 seçimlerinde % 47 gibi bir destek ile adeta tek parti(!) iktidarı oluşturulmuştu.

Saçim akşamı sayın Erdoğan’ın yaptığı konuşma muhaliflerini bile mutlu etmiş, “hadi hayırlısı” denmesine neden olmuştu.

İlerleyen günler insanların gerçekten şaşırmasına neden olacaktı.

1) Partinin dört üyesi ki, bunlar beyin takımı idi, dağıldı. Veya dağıtıldı. Arınç pasifize edildi, Abdullah Gül, cumhurbaşkanı yapılarak uzaklaştırıldı. Abdüllatif Şener zaten ayrılmıştı. Böylece beyin takımı yerini tek adama bıraktı. Zaten sayın Erdoğan’ın tek adam olma isteği, baştan Bülent arınç’ı meclis başkanı yaparak bir anlamda pasifize edildiğinde anlaşılmıştı.

2) Tam kucaklama dönemi başlıyacak derken, icad edilen ergenekon davası bir anda herşeyi alt-üst etti. Adeta ülke iki kampa bölündü. Daha evvel türban silahı ile ikiye bölünmeye çalışılmış, anayasa mahkemesinin kararı ile bu silahtan vazgeçilmişti.

3) Bu arada dünya ekonomisindeki hızlı yükseliş yavaşlamış, tehlike çanları çalmaya başlamıştı. En azından kendine oy veren kitleyi elde tutan en büyük güç olan para girişi azaldıkça, sayın Erdoğan agrasifleşmeye, saldırganlaşmaya başladı. Bu son derece normaldi. Zira artık tek adamdı ve her şeyle kendi ilgilenmesi gerekiyordu ki bu da tabii mümkün değildi. (Sayın Kılıçdaroğluna bile sayın Topbaştan çok başbakan cevap veriyor)

4) İlk günlerde gerek tolerans, gerek ekonomik çıkarlar ile kendisinin arkasında duran basının çok büyük bir bölümü zaman ilerledikçe yavaş yavaş arkasından çekiliyor, bu da sayın başbakanı çok kızdırıyor ve akıl almaz söz ve müdahaleler yoğunlaşıyordu. Zaten tarihe bakıldığında tek adam iktidarlarının en büyük korkusu özgür basındı.

5) Artık temelsiz olarak inşa edilen iskambil kağıdından kaleler ciddi biçimde sallanmaya başlamıştı. En azından yaklaşan yerel seçimlerde büyük bir başarısızlık olmamalıydı. Zira alınacak başarısız bir sonuç kağıttan kaleyi yerle bir edebilirdi. Bu yüzden iç politikada kullanılabilecek her malzeme devreye sokulmalıydı. ( Davos’taki kükreme, suyu olmayan evlere çamaşır makinası yardımı gibi)

*******

Sayın Erdoğanın şu söylediği sözler maalesef kendileri adına tükenişin bir kabulünden başka bir şey değildir.

“Eğer işsizliğe bir çaren varsa açıkla, o çareyi eğer yerine getirmeyen bir Tayyip Erdoğan varsa, ben siyaseti bırakmaya hazırım”

Düşülen bu durum gerçekten ibret verici ve düşündürücüdür. Her şeyi en iyi kendinin bildiğini her platformda iddia eden sayın başbakan, işsizliğin nasıl önleneceğini bilmemektedir. Haddimiz olmadan, aflarına sığınarak söyleyelim. İşsizlik, istihdamı arttırmakla, istihdam üretimi arttırmakla, üretim turizm, sanayi ve tarıma yatırım yapmakla olur.

2002 yılında dünya ekonomik krizden çıktığında, Türkiyedeki resmi işsiz %10, 7 toplam borç 210 milyon dolar civarında idi.

Dünya ekonomisinin son derece müsait olduğu 2002-2008 döneminde iktidar sizdiniz. Hemde tek başına. Bu gün gelinen noktada işsizlik resmi rakamlara göre %15 i geçmiş, borç 500 milyon doları aştı. Ve siz çareyi hala bilmiyor, muhalefete soruyorsunuz.

Çok özür diliyorum ama başarısızsınız. Şahsen ben yerinizde olsam derhal istifa eder, görevi yapabileceğine inananlara bırakırdım.

Esen kalın. 24/02/2009

Diğer yazılarım için: http://blog.milliyet.com.tr/Blogger.aspx?UyeNo=946713

 
Toplam blog
: 1508
: 1688
Kayıt tarihi
: 16.07.08
 
 

Yetmişiki yaşında iki çocuk ve iki torun sahibi bir erkeğim.. Lise mezunuyum. Uzun yıllar esnaflı..