- Kategori
- Öykü
Ölüler koşamaz

Gece karanlıktı. Uzaktan kurt sesleri geliyordu. Hava soğuktu. Bazı geceler dağ taş yıldız kaynıyordu. Görünmeyen bir el birden dünyayı karartmıştı. Ovada kış bitmiş, dağlarda kar erimemişti. Karakol sisten görünmüyordu.
Sis, dağları, ağaçları örtmüştü. Taze yaprakların üzerinden rüzgâr geçiyordu. Rüzgârın kokusuna kekik kokuları karışıyordu. Sisli tepelerde titreyen, soğuğa rağmen terleyen askerler vardı. Yardım için bağıran sesler kayalara çarpıp yankılanıyordu. Az önce büyük bir patlama olmuştu.
Bir asker mayına basmış, bir mermi bir teröristin beynini parçalamıştı. Ölen asker, teröristin kardeşiydi. Ölenler bunu bilmiyordu. Bilselerdi öldüklerini unutacaklardı. Yattıkları yerden doğrulacaklardı. Gidip sarılacaklardı birbirlerine ama onlar koşamazdı. Yeşil bir ağaç gibi kollarını açamazdı.
Ölüler, sarmaşık gibi birbirlerine sarılamazdı.