Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Kasım '08

 
Kategori
Özel Günler
Okunma Sayısı
333
 

On Kasım

Yapılan kamuoyu yoklamalarında Milletimizin %98’in gönülden sevdiği Gazi Mustafa Kemal Atatürk, on kasımda vefat etmişti. Her yıl olduğu gibi bu yıl da Milletimiz Atatürk’ü anacak.

Ancak Milletimizin Atatürk’e olan sevgisini kendisine silah olarak döndürme çabaları çok çirkin. O kadar ki; üst düzeylerde görev yapanlar zorla gözlerini sıkarak bu on kasımlarda ağlama rolü oynayarak terfi etme ümidindedirler. Sadece Atatürk’ü ‘çok sevenlerden’ olduğunu göstermek sureti ile büyük mevki ve makamlara tutunmak geçerli bir yöntem çoktandır. Meslekte çalışarak emek vererek yükselmek yerine Atatürk’ü sevenler örgütlerine görünmek daha cazip ve kolay.

Atatürk nasıl sevilir

Bulunduğu makamda sağlamda olmak için kutlama zamanlarında kürsülerden katışıksız Atatürkçü görünme gayreti içinde yazılmış konuşma metinleri vıcık vıcık samimiyetsizlik kokuyor. Bu işin o kadar cılkı çıktı ki; mikrofonu eline geçiren esas konuşacağı konuları bırakıp, ne kadar çok Atatürkçü olduğunu gösterme çırpınışları içinde debeleniyor.

Bu Atatürk’ü sevmek olamaz, olsa olsa bu milletin Atatürk’e olan sevgisini millete karşı kullanma takıntısıdır.

Atatürk’ü sevmek; onun bu Milletin gönlündeki yerini çıkarlara tahvil etme basitliğine düşmekle olmasa gerektir.

Atatürk’ü sevmek onun bu millete emanet ettiği Türkiye Cumhuriyetini şanına yakışır kalkınmışlığa, çağdaşlığa, hakka hukuka yükseltme gayreti içinde olmakla olur. Devleti getirip krize dayamak, bankaları batırarak ekonomisini çıkmaza sokmak, dış ekonomik çevrelerde alay edilen bir ülke durumuna düşürmek, içerde halkına güvenmeyen bir devlet uygulamasıyla Atatürk sevgisi aynı yürekte olamaz.

Halkın gözünden düşen oy kaybeden siyasi partilerin, halkın Atatürk’e olan sevgisini kullanmaya kalkmaları, o sevgiyi oya tahvil etmeye çalışmaları, Atatürk sevgisi olamaz.

Bu millet her on kasımda onu kaybettiği günkü acıyı yeniden yüreğinde hissederek kuşaktan kuşağa aktarıyor.

On Kasım 2008

Pazartesi günü saat dokuzu beş geçe o acıyı yeniden tüyleri diken diken olarak yaşayacak bu millet. Ama o samimiyetten uzak o bildik törenlerdeki duygusuz insanların, bir birlerine Atatürkçülüğünü gösterme çırpınışlarını görmek istemiyor.

Halk; Atatürk’ün on yılda modern bir devlet ortaya çıkardığı zamandaki halktır. Aynı şuur, aynı milli duygularla düşünen, milletini memleketini aynı hassasiyetle seven millet bu. Ama krizleri, rüşvetleri, soygunları, adaletsizlikleri, Atatürk’ün; millet için kurduğu devletle halkın arasına giren sahtekarlar aynı değil.

Onuncu yıl marşı ve orda kalan Türkiye

Atatürk’ten sonra Atatürkçülüğü halka karşı kullanarak hegemonyasını sürdürme çabasındaki bir zihniyet var ki; bu ülke bir adım bile yerinden kıpırdayamadığı dönemler oldu.

Birinci Dünya savaşından çıkıp milli mücadele ile enkazın içinden genç Türkiye

Cumhuriyetini kuran Atatürk ve arkadaşları, onuncu yıl marşını bütün kalpleriyle gururla okurken, bir on yıl sonra aynı hızla gelişecek bir Türkiye’nin coşkusunu yaşıyorlardı. Ondan sonra geçen on yıllar; içerde üretilen fitne fesatla, halkın diniyle inancıyla uğraşma çabasıyla, iktidar kavgasıyla, bir birini dışlayan öteki sayan zihniyetlerin kavgasıyla geçti. Biz halkımızın inancıyla uğraşırken; Almanya, Japonya, İtalya gibi devletler ikinci dünya savaşını atlatıp ülkelerini yeniden inşa ederek kalkındırdılar. Biz hala Atatürkçülük, laiklik, din tartışıyoruz.

Hala Atatürk’ü tartışıyor cumhuriyeti tarif etmeye çalışıyoruz. Atatürk hepsinin tarifini yapmış, uygulamış ve söylemesi gerekenleri söylemiş. Bize bir enkaz değil yeniden imar edilip ayağa kaldırılmış bir ülke emanet etti. Milletiyle savaşmamış, ona güvenmeyip onun seçtiklerini hain ilan etmemiş.

Anayasal kurumları kenara itip devleti, laikliği, cumhuriyeti çete kurarak koruyun dememiş. Onun tüm kurum ve kuralları ile çok sevdiği halkına emanet ettiği cumhuriyeti ve laikliği bu halk sahiplenmiş ve onu sevdiği kadar onun emanetlerini de sevip koruyacak şuur ve iradeye sahiptir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 191
Toplam yorum
: 28
Toplam mesaj
: 21
Ort. okunma sayısı
: 537
Kayıt tarihi
: 01.06.08
 
 

Yerel bir gazetede yazıyorum. Okumayı severim, şiir okumayı severim. Emekli işçi olarak sosyal ak..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster