Öteki kadın olmayı aşmak / Sosyoloji / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Şubat '07

 
Kategori
Sosyoloji
 

Öteki kadın olmayı aşmak

Öteki kadın olmayı aşmak
 

Batılı yaygın görüş, “öteki” kadınlar (Müslüman, Doğulu) ile aralarındaki farklılıkları hiç dikkate almadan, bir bütün olarak öteki kadınları, özgürleşme yolunda geri kalmış, son derece itaatkar, bağımlı ve aciz olarak tanımlamaktadır. “Öteki” hakkında bilgi edinmek anlamanın önündeki bariyerleri aşmayı sağlayan yegane yoldur.

Batı merkezli analizler, Batıdan bakarak çözümleme gayretleri, oryantalist bir yanlış anlamaya ve anlaşılmaya sebep olmaktadır. Oryantalistlerce yapılan doğu yada İslam odaklı çözümleme ve analiz yanılsamasını, Türkiye’den bakan ve kadın hareketini yorumlayan ve farklı kadın kimliklerine ve kültürlerine aynı reçeteyi sunanlarda da görülüyor. Tüm kadınlar için ortak bir tipleme oluşturmak bir anlamda ütopik bir kadın tipi yaratma çabasını çağrıştırmaktadır. Bu noktadan hareketle tek bir kadın kültürü ve tek bir kadın tipi eksenli çözüm arayışları yerine çoğulcu, farklılıkları dikkate alan, farklı ihtiyaç ve talepleri gözönünde bulunduran bir eylem paketi kurgulanmalıdır.

Türkiye’de kadınlar için kadının insan hakları paydasında buluşularak oluşturulan ortak bir sorun alanları çemberi olduğunu kabul ederek politikaları bu yönde belirleme gayreti bütüncül bir yaklaşımda öznenin kendine özgü sorunlarını göz ardı etme problemini ortaya çıkarmaktadır. Bugüne dek yapılan tüm kadın odaklı politika uygulamalarında hedef kitlede tek bir kadın öznesi bulunması nedeniyle sorunlar yalnızca tek tip özne için giderilmiş gibi durmaktadır. Öteki kadın hep göz ardı edilen özne olarak karşımıza çıkmaktadır. Farklı kadın kesimlerinin farklı sorun alanlarının olabileceği gerçeği gözden kaçırılarak üretilen politikalar maalesef kadın sorununa top yekün çözüm olmaktan uzaklaşmaktadır. Bu nedenle sınıfsal, etnik, mezhepsel, kır-kent ayrımında farklı kadın öznelerinin ve bu anlamda da farklı kadın sorunlarının olduğu bilinciyle çözüme ulaşma yolunda hareket edilmelidir. Çok yönlü ve kapsamlı bir kadın projesine bu noktada ihtiyaç olduğu son derece açıktır. Gecekondu da yaşayan bir kadının ekonomik dar boğazına çözüm getirmeyen bir projenin uygulanabilirliği ne kadarsa bu kadına “gece sokağa çıkma özgürlüğü” gibi bir projede yer almasını beklemek o kadar anlamsız bir girişim olacaktır.

Türkiye’de kadın hareketinin öncü kadınları, bugüne dek Batının kullandığı dili olduğu gibi kültürümüze aşılama yanılsaması içerisinde bulunarak, kadının insan hakları taleplerine de bir ölçüde yara verdiler. “Bedenimiz Bizimdir” gibi bir slogan Batılı aktivistlerce anlamlı çıktılara ulaşmalarında oldukça geçerli bir slogan olmuştur. Bu sloganın Türkiye’ye taşınması ise kültürel arkaplanımızın bu slogana vereceği tepki hesap edilmeden yapılmıştır. Bu sebeple de ne kadın hareketinin talepleri anlaşılmış ne de toplumsal bir uzlaşı bulunabilmiştir.

Kadın konusuna batıda yer alan politikaları içerden bir dille tercüme edilmeden toplumdaki farklı kadın kesimlerinin iletişim diliyle bağ kurmadan çözüm arama çabaları ne yazık ki yararsız bir gayretten öteye gidememektedir. Bu noktada, bu topraklara özgü, toplumsal cinsiyet dokusunun kendine özgü renklerini ve tınılarını duyumsama çabası ile yol alınmalıdır.

 
Toplam blog
: 6
: 978
Kayıt tarihi
: 15.02.07
 
 

Her an değişken bir ruha sahip balık burcu kadınıyım. ODTÜ Sosyoloji mezunu olmakla hep grur duymuşu..