​ Öylesine / Psikoloji / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Temmuz '07

 
Kategori
Psikoloji
 

Öylesine

Öylesine
 

Başını ellerinin arası almış, düşünceleri karmakarışık… Belirsizlikten olsa gerek, sıkılmış bir ifadeyle bakıyor etrafına… Hayat, O’na tahmin ettiğinden fazla seçenek vermiş olmalı. Ya da gidebileceği o kadar yol varken, gitmek zorunda olduğu tek bir yol olması canını sıkan.

Kafasının içi, sonu bulunmayacak bir labirenti anımsatıyor. Hayatın kendine acımasız davrandığını düşünüyor. Düşündükçe, daha çok karışıyor… Karıştıkça daha da çözümsüz oluyor. Önünde gidebileceği birçok yol var. Hayatının devamı olan yollar. O, seçemiyor… Hayatının yönünü bir türlü belirleyemiyor. Ellerini yanağına koymuş, daldın dalgın bakıyor sadece.. Bilemiyor…

Omzuna dokunup “hadi kalk” demek istiyorum. Ama yolunu kendisi seçmeli. “ Ben olsam ne yapardım” diyorum kendime… Bütün yolları denerdim… Girerdim bir yola mesela… Çok mu acımasız kuralları var, dönerdim geriye… Başladığım noktaya… Canım acırdı biraz ama olsun. Baktım hayat bana çelme mi takıyor? Düşerim. Kalktığımda, dizlerim yara bere içinde olsa bile gülümseyerek bakıp “acımadı ki” diye bağırırdım… Küserdim bazen… Dudaklarımı büzüp ağlardım. Ama yinede usanmazdım. Hayat beni deniyorsa, bende onun kurallarıyla oynardım.

Hayata yön vermenin, o yollardan birini seçerek olacağını düşünüyor. Yanılıyor oysa. Onlar sadece hayatın anlamını, var oluş amacını gösteren olaylar zincirini temsil ediyor… Düşünüyor, ama bulamıyor. Ne yapacağını bilemiyor. Yapması gereken kafasındaki yolları düzene sokmak. Bir yapabilse onları düzeltmeyi, ne kadar anlamsız olduğunu görecek bu karmaşıklığın… Ama istemiyor. Kapatıyor gözlerini ve boş bir karmaşa yaratıyor kafasında…

Şimdi elime alıp gönyemi-cetvelimi, yeniden çizmek isterdim o yolları… Önüne sunulan değil de kafanın içindekileri… Koyup düşüncelerini bir kenara, silerdim ne var ne yoksa. Sonra düz yollar çizerdim, araya hayatın o kadar kolay olmadığını anlayacağın keskin dönüşler yapardım. Soluklanacağın ağaç gölgeleri ve masmavi bir deniz yapardım sonra… Rengârenk çiçekler, uçuşan kelebekler ve yemyeşil söğütler koyardım yanlarına. Araya dikenli kaktüsler, zehirli zakkumlarda koyardım. Doğru ve yanlışı seçebilesin diye. İyi ve kötüyü anlayabilesin diye… En son yüreğini ferah tutacak beyaz frezyalardan da ekerdim. Bir kenara koyduğum düşüncelerini bırakırdım usulca. Daha net olmaz mıydı her şey?

Bu hayat değil mi? Hayat, senin kafanda çizdiklerin değil mi? Öyleyse ne duruyorsun. Kalk ve yaşa hayatı. Hayatın kurallarını öğren ve kendi kurallarını belirle. Boş karmaşalar yaratıp, çözümsüz olma. Çünkü hayat senin baktığın gibidir… Siyah perdeleri kaldırıp gözlerinin önünden, okyanus maviliğinde bak… Çünkü hayat, kafanın içinde başlar…


Resim : Andrzej Filipowicz

 
Toplam blog
: 194
: 1525
Kayıt tarihi
: 04.08.06
 
 

1981 yılında aslında istenmiyor olsam da geç alınan karardan dolayı hayattayım:)) Haritacıyım ve işi..