​ Parasız Askerler / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Nisan '08

 
Kategori
Futbol
 

Parasız Askerler

Parasız Askerler
 

“Bugün oyuncuların serbest dolaşımı bir sportif serüven olmaktan çıkıp sermaye hareketine dönüşmüştür durumdadır. Hatta bazı sömürgeleştirme örneklerine bile rastlanmaktadır. 1999-2000 sezonunda, kendisi de Hollandalı olan antrenör Louis Van Gaal, Barcelona’ya 8 Hollandalı oyuncu toplamıştı. Katalan başkentindeki bu yoğun Hollanda varlığı, (Van Gaal’in uzun süre çalıştırdığı) Ajax’ın stilinden çok etkilenmiş bir oyun ve taraftarların kulübe taktığı isimde ifadesini buldu: BARCELONA AJAXI. En azından bu örnekte Hollanda varlığı sportif bir tasarıya hizmet ediyordu. Aynı sezonda Chelsea’nin kadrosunda, antrenör-oyuncu Gianluca Vialli de dahil olmak üzere 8 İtalyan vardı” (Authier, Christian., Futbol A.Ş. [çeviren: Ali Berktay], Kitap Yayınevi, sayfa:45, İstanbul, 2002).

27 Nisan 2008 günü; Türkiye Turkcell Süper Ligi futbol karşılaşmalarının 32. hafta maçlarından olan Galatasaray-Fenerbahçe Spor Kulüpleri arasında futbol maçı oynandı. Galatasaray maçı 1-0 kazandı. Böyle maçlarda mağlup olan taraf mutlaka mağlubiyetine bir kılıf bulmaya çalışırdı. İlk defa bir kılıf bulunmadı. Hayret ettim, ama çok da olumlu bir gelişme olarak kabul ettim. Hakemlere, oyunculara, tribündeki taraftarlara, rakip takımın yöneticilerine her zaman bir kılıf mutlaka bulunurdu. Adı geçen bu kriterlere kılıf bulunmadı ama mağlup olan takımın taraftar yazarları, bu sefer Teknik Direktör’lerine kılıf buldular. Olsun, buna da şükür. Hepten sessizlik birden bire hemen olmaz, daha o kültürde değiliz. Kabullenmek yavaş yavaş olacaktır. Umarım, bu günleri de görürüz. Zaten, bir taraf hata yapmazsa, öbür taraf galip gelemez ki. Hata mutlaka olacak.

Fenerbahçe Spor Kulübü Futbol Takımı Teknik Direktörü’nün yanlış oyuncu seçiminden tutun da, maç içindeki yanlış taktiklerine kadar eleştiri yapıldı. Bunlar, artık çok olağan ve normal şeylerdir. Ancak ortak noktada birleşilen tek hata ise, gol öncesindeki pozisyonda golü yiyen kaleci ve takım arkadaşının birlikte hatayı hazırladıklarıydı.

Maçın 80. dakikasına kadar Galatasaray Spor Kulübü Futbol Takımı tek yabancı oyuncusu Nonda’nın yanına Song’u alarak 2 yabancı oyuncusu ile maçı tamamladı. Fenerbahçe Spor Kulübü Futbol Takımı ise tam 8 yabancı oyuncusu ile oynadı. Fenerbahçe Spor Kulübü Futbol Takımı sonradan devşirilen oyuncular Kazım ve Aurelio’nun kökeni yabancı olduğu için, yasal olarak sahada 6 yabancı oyuncu ile oynuyor gibiydi. Ama aslında 8 yabancısı vardı.

“Yabancı oyuncuları takımlarda oynatmak serbest olsun” diye çığırtkanlık yapanlara, çok da güzel bir ders oldu bu durum. Ama bizim Türk milleti olarak hafızamız her zaman zayıf kalmıştır. Türkiye’mizin bugün içinde bulunduğu siyasi ve ekonomik krizlerimizin ana kökenlerinin analizini ve geçmiş sebeplerini hiçbir zaman analiz edemeyip, sadece birkaç hükümet geriye giderek sebep bulmaya çalışanların hafızaları zayıftır.

Bir kimyasal madde içindeki etken madde, ilâç prospektüslerinin içinde yazar. O etken madde olmadan, o ilâç anlamsızdır. O ilâç ne etken olur, ne çare olur. O etken maddeyi görmezden gelmek, onu yoksaymak, asıl etki yapacağını umduğumuz ilâcı etkisiz kılar. Türkiye’mizin bugün içinde bulunduğu siyasi ve ekonomik sorunların etken maddesini bulmak da geçmişi iyi analiz etmekten geçer. Taraf gözüyle bakıldığı zaman, ne o etken madde bulunur, ne de o krizlerin başlangıç zamanı ve sebepleri doğru analiz edilebilir. Her şeyde taraf olununca, analiz yapmak her zaman zorlaşır.

Bu her şeyde böyledir. Siyasette taraf olunca, tarafın hataları görülmez veya görmezden gelinir. Futbolda taraf olunca, “el’e var, bana da olsun” denilir. Al işte, oldu. Futbolda 6+2 geldi. Ne oldu? Ulusal arenada ne oldu, uluslararası arenada ne oldu?

Daha durun, bunların acısını çok sonra çekeceğiz. Türk futbolunda çekeceğiz, milli takımlarımızda çekeceğiz. Balık tutmayı öğrenmeden, balık yemeği öğreniyoruz. “Nasıl olsa tutan var, önümüze gelir yeriz” diyoruz. “Tarlana ürün ekme, sana şu kadar para” diyenlerin sözlerine kanıp ürün ekmiyoruz, hazır parayı cebimize indiriyoruz. Bu işin sonu nereye varacak, düşünmüyoruz. Çocuklarımıza ne bırakacağız geriye? Hiçbir şey. Ama, 2006 yılında başlayan “yabancılar serbest olsun” lâflarını hep bir ağızdan koro halinde söylediklerimiz unutulacak. O zaman ne olacak?

“Dün dündür, bugün bugündür” mü diyeceğiz ünlü siyasetçimiz ve 9. Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel gibi?

Belki bunu bile diyemeyeceğiz. Hafızamız o kadar zayıftır ki, biraz abartarak söyleyelim “daha dün yediğimiz yemeği bile” diye söze başlayıp geçiştirivereceğiz.

“Galatasaray’ın, ‘kurşun askerleri’nin, Şampiyonlar Ligi’nin kahramanları olan 8 yabancılı Fenerbahçe’yi yenip şampiyonluk kapısını aralamasını çok tartışacağız. Bu, Türk futbolunun aynasıdır” (Kanat, Kazım., “Kurşun Askerin Zaferi”, Sabah Gazetesi, 28 Nisan 2008).

Aynası mıdır, değil midir, sonradan görülecektir. Ama şu bir gerçektir ki, “bayılıyoruz kendimizi kandırmaya…Şimdi bir de ‘Dünya Derbisi’ lafı çıktı. Dünkü maçı hangi yabancı ülkenin televizyonu verdi, söyler misiniz?....Ve futbolda teknik direktörün varlığını inkâr eden, yöneticilerin takım yapabileceğini örneklemeye çalışan taraf kazandı” (Uluğ, Yiğiter., “Yalan Dünya”, Star Gazetesi, 28 Nisan 2008).

Yabancı oyuncu olur, ama hepten yabancı oyuncu olmaz. Hele takımın yarısından fazlası yabancı oyuncu olmaz. Bugünkü Türkiye futbolumuzda bu olmaz. Türk futbolu ve sporu gelişmez. Çeşitli branşlardaki milli takımlarımıza, devşirme oyuncular dahil ettiğimiz sürece, ülke sporu gelişmez. Bu iki kere iki dörttür.

İngiltere’deki gibi 42.000 adet futbol kulübün olur, alt yapın ülke sporunun yabancılar vasıtasıyla parçalanmasına ve ilerlemesine engel olmaz, o zaman takımının hepsi yabancı oyuncu olur. Çünkü gelen yabancı, eğer iyi oynamazsa, bileti eline verilecektir, bunu iyi bilir. Ülke içindeki futbolcular da yabancı oyuncularla rekabet içinde olurlar. O zaman, sahaya çıkacak 11 futbolcunu değil de istersen tüm kulüpteki oyuncularını yabancı yaparsın, kimse bir şey diyemez.

“Türkiye’de de iyi oynamayan yabancıların bileti kesiliyor” savı, geçerli değildir. Burası bir deneme tahtası değildir. Bizdeki istenmeme nedeniyle, İngiltere’deki istenmeme nedenleri aynı değildir. Aynı kriterlerle değerlendirme yapılmamaktadır.

İngiltere’nin nüfusu ne kadardır?

Türkiye’nin nüfusu ne kadardır?

İngiltere’de futbol kulübü (dikkat buyurunuz sadece futbol diyorum) sayısı ne kadardır?

Türkiye’de spor kulüpleri içindeki futbol takımları’nın saysı kaçtır? Dikkat buyurunuz, Türkiye’de başlı başına yalnız futbol adıyla kurulan kulüp yoktur. Spor kulüplerinin içinde futbol takımları vardır.

Bu sayılar, sağlıklı olarak birbirleriyle değerlendirilmeden “vay biz de yabancı oyuncu transferlerinin serbest bırakılmasını isteriz, çünkü elin oğlunda var ” denilmemelidir.

Paralı askerlerin çarpışacağı meydanları onların istedikleri şekilde hazırlamanız gereklidir. Her zaman “parayı veren düdüğü çalmaz”. O’nlara psikolojik ortamları hissettiremezsiniz. Nitekim dünkü maçta paralı askerler, parasız askerlere karşı kaybetmişlerdir.

Bir zamanlar Barcelona’daki 8 Hollandalı’nın ve Chelsea’deki 8 İtalyan’ın kadrolarında bulunmasının ülkelerindeki futbola katkısıyla, Fenerbahçe’nin 8 yabancısı’nın ülkemize katkısı bir midir? Gelecekte de olacak mıdır?

Çok sonraları göreceğiz. Ama iş işten geçecek. Şimdiye kadar yeryüzünde hiçbir gerçek, bilimsel bakış ile çelişmedi. Bilimsel analiz ile çelişmedi. Bilim, er geç “ben sana zamanında bunları söylemiştim” diye anımsattı. Ama iş işten geçti.

Futbolun kendisi de oyuncusu da bir sermaye hareketidir. Para kazanacağım diye satılmadık toprak bırakmazsanız, o topraklar bir gün sizden hesap sorar. “Param var istediğimi alırım, ürün ekmeme gerek yok” derseniz, bir gün gelir, paranız da olsa, size istediğiniz ürünü satmazlar. Yıllar önce ve şimdilerde de olmak üzere “bize silah ambargosu uygulanıyor” diye bas bas bağırmadık mı, bağırmıyor muyuz? Ne çabuk unuttuk bu ambargoları? Paramız var, ama silah alamıyoruz. Bu yüzden döndük yerli silah sanayisine. Ama çoğunda da halâ dışarı bağımlıyız.

Unuturuz, hepsini unuturuz maşallah.

Öz kaynaklarıyla geçinemeyen ve yetinemeyen ülkeler, er geç başkalarına muhtaç olurlar. İpiniz başkalarının elinde olur.

Parasız askerlerde ruh vardır, yürek vardır. Başlarında Komutan olmasa da, yine de savaşırlar. Bir idealleri vardır.

Paralı askerlerde bunların hiçbir yoktur.

 
Toplam blog
: 135
: 1226
Kayıt tarihi
: 11.10.06
 
 

Ankara Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Öğretim Üyesi. Spor Sosyolojisi, Popüler Kültü..