- Kategori
- Sosyoloji
Paris utanç yürüyüşü

TERÖRE KARŞI OLANLAR YÜRÜYÜŞTE (!)
Paris'te İslam peygamberi Hz. Muhammed'e hakaret edildiği için yapıldığı öne sürülen terör saldırısına karşı dünyanın pek çok yerinden gelen liderler Fransa'ya destek yürüyüşüne katıldılar. Hepsinin orada olma amacı "Biz temiziz, Allah belamızı versin terörle alakamız yok" mesajını vermek ve yedikleri pislikleri ört bas etmekti. Tabi bir de Müslüman ülkelerin liderleri vardı. Onların amacı da üzerlerine atılan çamurdan sıyrılmak ve İslam'a sürülen lekeyi temizlemekti. Hayatımda gördüğüm en utanç verici sahneydi doğrusu.
Yürüyüşün her karesi, meydana toplanan her insan ve yaşanan her şey o kadar ağır bir iki yüzlülüğün ve aşağılık bir kültürün göstergesi ki, miğdem bulandı doğrusu.
Her şeye baştan başlayalım isterseniz. Gösterinin adı neydi? Teröre tepki, özgürlük, dayanışma yürüyüşü...
TERÖRÜN YARATICILARI TERÖRE LANET YÜRÜYÜŞÜNDE
Katılanlar kim? Cezayir'de 1.500.000 müslümanı soykırımdan geçiren ve bugün hala petrol coğrafyasındaki müslümanların tepelerine aralıksız bomba yağdıran Fransa, PKK başta olmak üzere İslam coğrafyasındaki çeşitli terörist organizasyonları çok güçlü şekilde destekleyerek gerek Türkiye gerekse Afganistan'ı kana bulayan Almanya, Filistin'de herhangi bir gerekçe göstermeksizin neredeyse keyfine hergün onlarca insanı öldüren İsrail vs. vs.
Peki İslam ülkeleri ne yapıyor? Büyük ihtimalle yine bu kanlı ellerin profesyonel planlarıyla hayata geçirilen ve müslümanlara ihale edilen bu terör saldırısını kınayıp "Biz masumuz" demeyle ilgileniyorlar.
Çamur at izi kalsın. Bu saatten sonra bu eylemi "İslamcı teröristler yaptı" diye hergün medyadan pazarlayacaklar. Sonra eylemi yapanlar MOSSAD da olsa Fransız istihbaratı da olsa bir şey değişmez. Batı yine yine tekniğini konuşturarak pisliğini insanlığın üzerine bırakmış olacak.
ÜSTÜN BATI DEĞERLERİ HER YERLERİNDEN OKUNUYOR
Gelelim Fransız Cumhurbaşkanının yürüyüşe katılan devlet başkanlarını selamlama şekillerine. Muhalif medyada alay konusu olsa da Fransa gibi bir devletin yaptığı aslında tüm Avrupa kültürünü açıkça gösteren bir kanıttan başka bir şey değildir.
Bazı liderleri yanaklarından öperek, onlara sarılarak karşılayan Hollande, Davutoğlu'nun da aralarında olduğu bazı liderlerin ise hızlı şekilde ellerini sıkarak onları geçiştirmeyi tercih etmiştir.
İşte ikiyüzlülüğün, riyakarlığın en açık ispatı. Sen adamın ülkesinde bir terör eylemi oldu, gideyim destek vereyim diyorsun. Adam sana orada bile ikinci sınıf insan muamelesi yapmayı kendisinde hak görüyor.
Lanet olsun böyle medeniyete de onun değerlerine de. İnsana insan olduğu için değer veren, vefa gösterip yanında olana ve misafir olarak ülkesine gelene saygı duyan doğu kültürüne ise selam olsun.
YÜRÜYÜŞTEKİ TERÖRE KARŞI (!) OLAN TERÖRİSTLER
Bir de bu yürüyüşe katılanlara değinmek gerekir elbet. Bu sözde teröre lanet yürüyüşünün aslında zerre kadar teröre lanetle alakası olmadığı, tam aksine Fransız emperyalizminin ve batı kültürünün yeni iğrençliklerinin sahne alabilmesi için hazırlanan bir perde arkası oyun olduğunu anlamak için meydanlara bakmanız yeterlidir.
Eğer bu bir teröre lanet mitingi olsaydı Fransız milliyetçilerin Fransa bayraklarıyla sokaklara çıkması, mümkünse ellerinde karanfil, beyaz güvercin ve zeytin dalı gibi figürler taşıması gerekirdi.
Oysa meydanlarda dev PKK bayrakları, Apo posterleri ve Türkiye'ye hakaret içeren ıvır zıvırın dolu olduğu bir ton bez parçası vardı. Peki Fransız polisi bunu bilmemekte mi? Tabi ki bilmektedir. Çünkü bu kadar devlet başkanının katıldığı bir yürüyüşte üzerinizde ne taşıdığınız bilgisi polisin elindedir.
Neden ölen binlerce Müslüman için bir kişinin elinde bile "İsrail fosfor bombası atmayı durdur artık" yazılı bir pankart yoktu?
Neden "Suriye'yi gece gündüz bombalamayı, oradaki IŞİD militanı görünümlü ajanlarınızla orayı kana bulamayı bırakın artık" yazılı bir pankart göremediniz?
Çünkü meydanlarda buna izin verilmiyor da ondan. Deneyen çıktıysa bile bu pankartlar fotoğraflanıp medyaya servis edilmiyor. Büyük el buna izin vermiyor.
Oysa meydanlarda 40.000 kişinin katili bir terör örgütünün dev bayrakları dalgalanıyor. Avrupa'nın ve özellikle Fransa'nın "Ben terörü cayır cayır desteklerim, canımın istediğini hunharca katlederim ama bana dokunulmasını da terör sayarım" demesinin abidesidir bu rezalet yürüyüşü.
Eğer PKK bayrağı açmak "Düşünce özgürlüğü" ise dev IŞİD bayrakları açmak da öyle sayılmalı. Sonuçta altı üstü bir bayrak açılıyor değil mi? (Düşünce özgürlüğüne dair beyin fırtınası TIKLAYIN)
Eğer Fransa'da düşünce özgürlüğü varsa sadece "Ermeni soykırımı vardır" diyebiliyor olmalısınız. Ancak hayır, bunu sadece söylemeniz Fransız yasalarına göre suçtur ve ceza evine gönderilmenizi gerektiriyor.
BATININ SAHİP OLMADIĞI ÖZGÜRLÜĞÜ BİZDEN BEKLEMESİ
Fransa ve batıda düşünce özgürlüğü varmış, PEH! Külahıma anlatın. Düşünce özgürlüğü dünyanın hiçbir yerinde olmadığı kadar Türkiye'de vardır.
Amerikan, İngiliz ve İsrail'in parasını verdikleri medya uşakları her gün televizyonlara çıkıp ülkenin bölünmesi gerektiğini söyleyebilmektedir.
Diyarbakır'da her gün Alman ajanları gencecik beyinleri zehirleyip ellerine molotof verip binaları ateşe verebilmektedir.
Devletin kurucusu Atatürk'e hakaret etmek artık düşünce özgürlüğü kılıfına bürünmüş durumdadır. Türk bayrağına, tüm milli değerlerine sövülmesine tepki göstermek gericilik olarak gösterilmektedir. Şimdilik küfredilmesine izin vermediğimiz bir dinimiz kaldı gibi görünüyor. Onu da ellemesinler zaten!
Birilerinin çıkıp Londra'da Kraliçenin, Amerika'da Benjamin Franklin'in, Vatikan'da papanın, Almanya'da Merkel'in ülkelerine, dinlerine, bayraklarına, milletlerine, anne ve babalarına, tüm çocuklarına ağzına gelen küfrü edip sokaklarında özgürce gezebildiğini görmedikçe batıda bizden bekledikleri türden bir düşünce özgürlüğü olduğuna inanmam. Zaten öyle bir özgürlük falan yok. Sadece bizi salak yerine koymaya çalışıyorlar o kadar.
Buckingham sarayının karşısına geçip Kraliçenin anasına bacısına sövün bakalım ne oluyor? Beyaz Sarayın yakınlarına gidip Amerikan bayrağına, milletine ve tüm manevi değerlerine aynı şeyi yapmayı denemelisiniz. Vatikan'da papanın yedi sülalesine ve Hıristiyanlık değerlerine küfretmeyi de birileri denemeli. (Tabi bunu bir müslüman değil bir başkası denemeli. Aksi takdirde sonucu İslam dininden çıkmak olur.)
Bu küfürlerin ardından acaba çıkıp bu liderler kameraların karşısına geçip "Annemle ilgili söylediği hiçbir görüşe katılmıyorum ama annemle ilgili söylediği tüm cinsel içerikli görüşlerini söyleme özgürlüğünü sonuna kadar destekliyorum" diyebilirler mi acaba?
Hiç sanmıyorum. Kimse batının bizi salak yerine koymasına izin vermemeli. Adamlarda da bizde de ana avrat sövme özgürlüğü diye bir şey yok. Resmen "Peygamberinize sövüyoruz. Siz de çenenizi kapatıp hazmetmek zorundasınız" diyorlar.
Oysa kendi değerlerine sövdürmüyorlar. Kendilerini kendi içlerinde çok sert eleştiriyorlar kabul. Obama'yla dalga geçen komedyenler de var kabul. Ancak Obama'nın ailesine, gelmişine geçmişine sövme özgürlüğü diye bir şey yok. Bu kısmı yanlış.
Hele ki dini bir kişilik olan Papa için bu hiç yok. Şu ana kadar Vatikan'da Saint Pietro'da meydana çıkıp "Papa senin ......" diyebilen birisi henüz çıkmadı. Çıksa da eminim ki Vatikanlı yetkililer karşısına geçip "Kardeşim Papa'nın annesiyle ilgili görüş belirtme hakkın tabi ki var. Seni yaka paça göz altına almak yerine medeni şekilde bunu dinleyeceğiz " demeyeceklerdir.
Vatikan'daki insanlar da "Biz çok medeniyiz. O kişinin sokak ortasında ağzını burnunu dağıtmak yerine Papa'nın annesiyle ilgili olan düşüncelerini yüksek sesle ifade etmesini saygıyla dinleyip sonra kiliseye ibadete geçeceğiz" mi diyecekler? Böyle bir şey olmayacağını ben bu satırları kaleme aldıktan üç gün sonra Papa kendi ağzıyla ifade etti (İşte o açıklama)
Aslen Charlie Hebdo'da birisinin İslam'a, Kuran ve peygamberine küfrettiğinin %1'ini Yahudilik için söylese ne olurdu dersiniz? Ben söylemeyeyim, en iyisi kendiniz okuyun (İşte cevap!)
Düşünce özgürlüğünün olduğuna inanan kendisine güvenen bir batılı varsa bunları mutlaka denemeli ve düşünce özgürlüğü neymiş kendi gözleriyle görmelidir. Bunu yaptıktan sonra bize akıl vermeye devam edebilirler elbet (Tabi tek parça kalırlarsa...)
SONUÇ: MİĞDE BULANTISI
Bugün Irak, Suriye, Afganistan, Afrika ülkelerinde Fransız örtülü askeri birimlerinin ve istihbaratının da dahil olduğu batı kaynaklı terör olaylarında hemen hergün ölen yüzlerce insan için sesini çıkarmayan ve dahası bununla ilgili haber yapılmasına bile müsaade etmeyen Avrupa'nın bu teröre karşı duruş triplerine utanç ve miğde bulantısıyla bakıyorum.
Her ne kadar %99.9 olasılıkla dergidekileri de kendileri öldürmüş olsalar da öldürmenin genel anlamda insanlık dışı bir eylem olduğuna gerçekten inanmadıkları sürece aklı olan kimse bu yalanlara tam anlamıyla inanmayacaktır (Charlie Hebdo baskınını gerçekleştirenlerin kimliği için TIKLAYIN)
BİZ ÖLÜRSEK ÖNEMSİZ ONLAR ÖLÜRSE TERÖR SALDIRISI
Dergi baskınından bir gün önce İstanbul'da en işlek mekanda canlı bomba patlatılarak gerçekleştirilen terör saldırısına karşı İstanbul'da tüm liderlerin katılımıyla bir teröre hayır yürüyüşü yapılmamış olmasını geçiyorum, sadece "Bu terör saldırısını kınıyoruz" bile demeyen liderlerin Paris'te şov yapması kepazelikten başka bir şey değildir.
İnsan insan olduğu için değerlidir. Samuel Huntington'ın 1993 yılında "Medeniyetler Çatışması fikriyle temellerini attığı "İslamı terörist olarak göstererek İslam'ı yok etme" planı çerçevesinde yaratılan ve büyütülen tüm terör örtgütlerinin gece gündüz besleyip büyütülmesinden keşke vaz geçebilseler.
Fransa başta olmak üzere G8 olarak da ifade edebileceğimiz terörü yaratan ve destekleyen ülkeler bu pislikten beslenmeyi durdurmadıkları sürece büyük bir felaket dünyayı saracaktır.
Batılıların sistemleri, terörün en iğrenç türlerini bile (Örnek, IŞİD, PKK, El Kaide) bazı devletleri el altından tehdit etmek için kullanma üzerine kurgulanmış durumdadır. Bu kan içme bağımlılığından vaz geçememekte ve insan algılarını kontrol etme amaçlı olarak sürekli bunu kulanmaktadırlar. Charile Hebdo saldırısı da bunun basit örneklerinden birisidir.
Umarım batılıların ifadesiyle "Tanrıyı kıyamete zorlamak" için daha fazla emek sarf etmekten vaz geçerler. Yani sözün özü o yürüyüşte ön safta duran batılı devletler terörü desteklemeyi bıraksalar dünyada kimsenin burnu kanamayacak.
Cümleten Allah ıslah etsin, akıl versin.