​ Perdedeki delik / Öykü / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Mayıs '08

 
Kategori
Öykü
 

Perdedeki delik

Perdedeki delik
 

Vagonun pencerelerinden, bu sonbahar öğleden sonrasının bilinen görüntüleri akmaktaydı


Yeni taşınacaktım bu şehre. Hiç tanıdığım yoktu orada. Ani verdiğim bir kararla, kötü biten bir ilişkinin yıkıcı etkilerinden kaçmak, artık beni boğmaya başlamış olan işimden de kurtulmak için, önüme tesadüfen çıkan bir fırsatı değerlendirmiş ve hiç tanımadığım bu şehirdeki iş teklifini kabul edivermiştim. Ailemin itirazları, hatta yalvarmaları para etmemiş, hayatımda ilk defa, başkalarının düşüncelerini ezip geçerek, kafamın doğrusuna gitmiştim.

Kararımı verdikten sonra, bir dakika bile kaybetmeden eşyalarımı toplamış, herhangi bir anda, birden zayıflık hissedip, evdekilerin kollarına atılmaktan korktuğumdan olsa gerek, yeni işime başlamama daha bir haftam olmasına rağmen, bu hiç tanımadığım şehre atmak üzere kendimi, ilk kalkan trene atlamıştım.

Mevsim de, böyle baş kaldırmalara son derece uygundu zaten. Günlerdir yağmur yağıyor, gitgide artan bir sıklıkla başgösteren sonbahar rüzgarları, şimdiden dökülmüş yaprakları havalarda savuruyor; gökyüzü, griden siyaha değişen renkleriyle birbirlerini kovalayan bulut ordularının istilasına uğruyor, havada, sanki içimden dışıma taşmış olan, nefes kesici keskinlikte bir kuşku kokusu asılı duruyordu.

Oturduğum kompartımanda kimse yoktu. Aslında işime geldi bu yalnızlık. Karşımda oturup, elindeki kitabı okur gibi yaparak, aslında beni inceleyecek olan hiçbir yol arkadaşına, gereksinimim yoktu o esnada. Kendimi, içimde gitgide kabaran öfkeme bırakabilir, suratımı istediğim şekilde asabilir, hatta ikide bir gözlerimden fışkırmasına engel olamadığım kendime acıma yaşlarını, dilediğim gibi serbest bırakabilirdim.

Çantalarımı, yukarıdaki filelere gelişigüzel yerleştirdikten sonra, yerime oturdum. Kollarımı kavuşturup, başımı omuzlarımın içine çekerek, harekete geçmiş olan trenin, yıllardır yuvam olan şehri terkedişini izlemeye başladım. Büyük istasyon, daha sonra banliyöler, bir bir arkada kalmaya başladıkça, defalarca görmüş olup kanıksadığım manzaralar, yerini daha az tanıdık görüntülere terketmeye başladıkça, yavaş yavaş ne yapmakta olduğum da, bilincime bütün çıplaklığıyla girip yerleşmeye başladı. Şehrimi, yuvamı, alıştığım, tanıdığım herşeyi, kabuğumu terketmekle meşguldüm o anda. Bir an, sarınıp korunduğum örtüler, giysilerim, beni ısıtan, bedenimi koruyan herşey, üstümden çekilip alınıyormuş hissine kapıldım. Trenin katettiği her kilometre ile, önüne geçemediğim bir biçimde çıplaklaşıyordum adeta. Ürpermeye, üşümeye başlamıştım. Vagonda kalorifer yanıyor olduğu halde. Çenelerimin birbirine vurduğunu farkettiğimde, yerimden kalkıp, çıkardığım paltomu tekrar giydim. İyice sarındım ona. Titremem geçmiyordu.

Vagonun pencerelerinden, bu sonbahar öğleden sonrasının bilinen görüntüleri akmaktaydı. Cama vuran damlalar eşliğinde, bazen sıra sıra dizilmiş hüzünlü ağaçların birbiri ardından kayan siluetleri, bazen sağda solda kümelenmiş evlerin, çiftliklerin kırmızı damları, bazen sarı ve gri-yeşilin birbirine karıştığı tepeler, ovalar.

Günlerdir gördüğüm bu ağlamaklı manzara, içimdeki gözyaşı göllerini daha da kabartıyor, akıtmamaya yemin ettiğim yaşlar, benim kararlarımı hiç umursamadan, göz pınarlarımdan fırlayıp, yanaklarımdan süzülüyorlardı. Sonunda bıraktım onlarla mücadeleyi. Aksınlardı istedikleri gibi. Artık hiçbirşey umurumda değildi. Kopsundu inceldiği yerde. Gidiyordum işte. Ne olursa olsundu.

Tam o sırada açıldı kompartımanın kapısı. Zıpladım oturduğum yerde. Öyle dalmıştım ki kendi dünyama. İçeriye giren varlığa şaşkınlıkla, kızgınlıkla bakakaldım. Ne cesaret! Ne hakla rahatsız ediyordu beni, içinde yüzdüğüm keder denizinde!

“Özür dilerim” diye mırıldandı yaratık. “Sizi korkutmak istememiştim.” Sesi biraz kısık ve hırıltılı mıydı ne?

Arkasını dönmüş, oturacağı yerin numarasına bakıyordu herhalde. Yakaları kalkık uzun paltosu içinde, ince uzun bir erkek görünüşüydü bu, pencereden giren loş ışıkta gördüğüm kadarıyla.

(Devam edecek)

 
Toplam blog
: 165
: 1414
Kayıt tarihi
: 03.08.07
 
 

Uzun yıllardır yurt dışında yaşıyor. İsviçre'de Adalet Bakanlığı'ndaki mesleği yanında tiyatro ya..