Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ekim '07

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
1426
 

Pişi pişi var mıııı? Çorba şişi var mıııı?

Pişi pişi var mıııı? Çorba şişi var mıııı?
 

Bayramların en sevdiğim tarafıydı, pişi kokusu ve tekerlemeler. Şekerden çok sokaklarda yükselen pişi kokularını severdim. Bana şeker vermelerindense pişi vermelerini yeğlerdim. Tasvir etmem gerekirse; baştan çıkarıcı bir kadın kokusuydu benim için pişi kokusu. Hala da öyledir. Her neyse.

Yarın bayram.

Bir kaşık ayran.

Hem sana yeter.

Hem bana yeter.

Pışşıııkkkk.


Fazla uzağa gitmezdik şeker veya pişi toplamak için. Fakat bir gün arkadaş gurubuna uyarak bir hayli açılmış, bizim mahallenin sınırları dışına çıkmıştık. Kimseye çaktırmıyordum ama korkmaya başlamıştım. Çünkü daha o zamanlar mahallede adımız fedai olarak anılıyordu. Bütün ezilen, büyükleri tarafından tartaklanan, dayak yiyen çocuklar bana koşardı. Erkek olsun, kız olsun, hatta yaşı benden bir hayli büyük olsun fark etmezdi. Eğer çocukları haksız yere dövmüşlerse çekecekleri vardı elimden. Özellikle kız çocuklarına laf olsun diye işkence eden çocukların azılı düşmanıydım. Eğer yokluğumda kızlara işkence etmişlerse, onlar bir koşu beni bulur, sonrasında ise ne erkek kalırdı ortada ne gölgeleri. Durum böyle olunca tabii ki karizmayı çizdirmemek, şanıma leke sürdürmemek için korkumu dizginlemek, saklamak zorundaydım. Neyse. Aynı endişeleri taşıyan bir iki çocuk haydi dönelim artık dedi de ben de durumu kotarmış oldum böylelikle. “Demek ki, şekil “A” da görüldüğü gibi eşkiyalar da korkarmış:))

Bayramların en sevdiğim bir diğer yanı ise köyde yaşayan dedemleri ziyaret etmekti. Hele de mevsim yazsa. O kadar güzeldi ki köyümüzün, yazları çıktıkları mahalleri. Her taraf yemyeşil, her taraf meşe, çam. Fakat mahallere yol yoktu o zamanlar. Üç kilometre dağ tırmanırdık. İşin en güzel taraflarından biri de bu yolculuktu zaten. Sağda solda bin bir çeşit bitki ve onlardan yükselen mis gibi kokular. Hele o dedemin dere kenarında, kavak ağaçları altında yağını çıkardığı kekik kokusunu içime çekmek yok mu? Öldürüyordu beni.

Ne güzeldi ey tanrım kocaman bir radyodan dedemle dinlediğim ajans haberleri. Ne güzeldi babaannemin kara tencere içinde hafiften dibini tutturarak pişirdiği yanık kokulu süte şeker katıp, yufka ekmeğini kaşık yapıp bandırarak yemek. Ne güzeldi kara tavada tereyağı ile pişen yumurtaların rengi, tadı, mis gibi kokusu. Ne güzeldi; çok değil otuz km aşağıda sıcaktan uyuyamaz dört dönerken, orada kocaman yorganların sıcaklığına ihtiyaç duymak. Ne güzeldi halamların beni hiç yere koymadan hoppidi, hoppidi havada zıplatmaları. Hele rahmetli Fatma halamın bana olan sevgisi o kadar derindi ki; ilk kızının adını Aynur koymuştu bu yüzden.

Ya halamların üstüne yalnızca biraz su ve tuz çiseleyerek yaptıkları salatanın tadı. Ufff yaaa. Yaşamak oydu işte, yaşadığını hissetmek. Ya kucağıma alarak uyuduğum tüyleri sarı beyaz kedim. Ne güzeldi onun sıcaklığı ve mırıltısına sarılarak rüyaya dalmak. O zamanlar çok kızdığım ve elimden zorla çıkardığım kara tencere lekelerini bile özledim. Ya hala alnımda izini taşıdığım ve en az beş metre yüksekliğindeki meşe ağacına, “babaannemin bizden köşe bucak sakladığı kolanı bularak” salıncak kurup sallanmak. Yüzümü ve o zamanlar sapsarı olan saçlarımı salıncağın rüzgarına bırakmak. Sonunda dayak bile olsa buna değiyordu gerçekten. Kısacası güzeldi bayramlar bizim çocukluğumuzda, hem de çok güzel. Şu anda bunları düşünmek, o günlere gitmek bile öylesine heyecanlandırdı ve mutlu etti ki beni tarifi imkânsız. Tabii ki sevdiklerimi kaybetmenin burukluğuyla beraber. Daha sayfalarca yazabilirim ama sanırım kesmem gerek.

Beni çocukluğuma kadar götüren bayramınızı en içten dileklerimle kutlar, her gününüzün bayram sevinci içinde geçmesini dilerim. Sevgilerimle.

*** Kolan: Renkli yünlerden kirmanda eğrilerek yapılan iplerden örülen, yaklaşık üç santim genişliğinde ve üç metre uzunluğunda kilimvari ipler.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ben bir türlü evrim sürecine ayak uyduramıyorum! Alaturkayım işte! Her bayram doğruca köyümün yolunu tutuyorum. Herkes gibi ne Akdeniz'e ne de Ege'ye gidesim geliyor. Varsa yoksa köy. Gerçi çocukluğumda olduğu gibi güzel değil bayramlar ama köye gitmezsem de hiçbirşey anlayamıyorum. İlla gideceğim köye ve annemin pişirdiği yemeklerden, böreklerden, baklava ve taş fırın işi yazmalardan yiyeceğim. Gerçi bu yıl gidemedim. Her iki bayramda da buradaydım. Veee hiç de birşey anlamadım. Bundan sonraki bayramlarda gidip anneannemin yemeklerini yiyeceğim. Dedemin dizime vura vura, kulakları duymadığı için bağıra bağıra konuşmasını dinleyeceğim. Başka türlü tadı yok bu işin:) Sevgi ve saygılarımla.

A y s a n c a 
 20.01.2008 0:17
Cevap :
İnsan özlüyor değil mi? Unutamıyor o günleri. Ben sık sık gitmek zorunda kalıyorum köye. Annemle babam yazları orada oturuyor artık. Dayanamıyorlar buradaki sıcağa. Bir de dağ bayır ekiyorlar, uğraşıyorlar hala. Araç kullanamadıklarından da bilerden biri götürmek zorunda kalıyor. Erken kalkması yüzünden söylene söylene gidiyorum ama oraya varınca, varmayı bırakın daha yarı yolda cam ağaçlarının o kokusu, dağların havası coşkuyu ekiveriyor hemen yüreğime. Ne stres kalıyor ne bir şey. En güzel şiirime orada imza atmıştım bu yıl, bu yüzden. Demem o ki sizin gibi düşünüyorum ben de. Kopamıyorum köyden ve köylülükten. Çok teşekkürler ziyaretiniz için. Sevgiler, saygılar.  20.01.2008 1:52
 

Yaşamı doğduğu günden itibaren acısıyla,tatlısıyla yudum yudum içenler...Paylaşım duygusunu sadece söyleyerek değil; göstererek yaşayanlar...İnsanı,doğayı,ülkesini yürekten sevenler; kendisiyle barışık olanlar yazabilir ancak bu kadar güzel...Tıpkı sizin gibi...Geçmişin güzelliklerini yarınlarda da yaşamak dileklerimle bayramınızı candan kutlarım...Sevgiler...

Mesut Selek 
 13.10.2007 17:33
Cevap :
Bu gün aldığım en güzel şeydi bu yorumunuz Mesut Bey. Çok teşekkür eder ve ben de sizin bayramınızı canı gönülden, yürekten kutlarım. Sevgiler.  13.10.2007 18:33
 

geri getiremediğimiz ve hükmedemediğimiz tek şey zaman değil mi? bir anı bile başa saramıyoruz ve heybemizde hep dili geçmiş zaman teraneleri kalıyor çok güzeldi yazı hele tereyağlı yumurta faslı harikaydı çocukken benim de yediğim tek gıda tadelleden başka tek tereyağlı yumurtaydı hele bi de babam yaptı mı ımmh neyse bayramınız kutlu olsun:) sevgilerimle...

duygusel 
 12.10.2007 0:28
Cevap :
Senin de canım; senin de. Öyle dedin aklıma ne getirdin bir bilsen? Bir kere 9-10 yaşlarında yaylaya gitmiş, kırk gün kadar kalmıştım. Bu dayımların yaylası ama. O ne yapardı biliyor musun, tavada peynir kızartırdı. Peynir kendi besledikleri keçilerden yaptıkları peynirdi. Dayım da nefis yapıyordu. Dağlar ve ilkel şartlardı. Kırk gün oğlak gütmüş, Akseki yaylalarının en yüksek tepelerinden taşlar yuvarlamış, dağlardan sırtımda kar çekmiştim. İçecek su yoktu. Sırtımızda kar taşıyıp, kar suyu içiyorduk. Hayvanlara da aynı yöntemle su sağlanıyordu. En ilginç olanı da; bir gün sabah kalktım lastik ayakkabım kayıp. Ara, ara, ara. Meğerse köpek götürüp bir hayli uzak bir taşın arkasına atmış. Ne günlerdi ya. Dayımlar yazları hala aynı şartlarda yaşıyor Seydişehir' e beş kilometre uzaklıktaki dağlarda. Yıldızların yeryüzüne en yakın olduğu yer. Hatta resmi var o dağın. Benden bizden doğadan galerimde. Benim diyen heykel o şekli çıkaramaz. Neyse blog gibi oldu:)) İyi bayramlar. Sevgiler.  12.10.2007 0:45
 

Sen çağırırsın da çorba içmeye gelmem mi:) Duyduğuma göre fındık fıstığınız eksikmiş;) Tekrar iyi bayramlar sevdiklerinle ve seni sevenlerle birlikte. Sevgiyle...

Tülay TERZİOĞLU 
 11.10.2007 16:16
Cevap :
Çok teşekkür ederim Emoş. Sana da iyi bayramlar. Fakat yanlış adrese gelmişsin. "Aşure pişti haydi buyrun sofraya" bloğuma bir bak sen. Senin hakkında neler yazdım neler:)) Sağlıcakla.  11.10.2007 20:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 669
Toplam yorum
: 6100
Toplam mesaj
: 564
Ort. okunma sayısı
: 1493
Kayıt tarihi
: 19.01.07
 
 

Bir on dört mart sabahı güneş henüz arz-ı endam ederken üzeri yongalarla kaplı, küçük pencereli, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster