- Kategori
- Güncel
PKK terör örgütünün ekonomik gücü nereden geliyor, terör nasıl besleniyor?

PKK ve Terör
Sevgili Okurlar;
Cumartesi sabahı şehit olan 11 askerimizin haberi ile güne başladık. Kendilerine Tanrıdan rahmet ailelerine başsağlığı diliyorum.
Bugün işleyeceğim konu o kadar derin ve geniş ki.
Olayın siyasi, askeri, coğrafi, ekonomik vs onlarca değişkeni var. Hepsini bir araya toplasanız hangisinin daha önemli olduğu konusunda fikir birliğine varamazsınız.
Biz konuyu ekonomik acıdan irdeleyelim, inceleyelim. Görüşlerimizi aktarlım.
Ve soralım.
PKK nın ekonomik gücü nereden geliyor?
Parasal büyüklüğünün boyutu nedir?
Kaynakları niçin kesilemiyor?
Dünyada terörist organizasyonlar iki temel başlık altında örgütleniyor. Birincisi ideolojik ve politik temeldir. Devletlerin güçsüz ve zayıf olduğu alanları istismar ederek bu tip zayıf alanlarda kendi baskısını arttırma yolunu seçerek ve güçlenerek duruma hâkim olma yöntemini benimser. İkincisi ise ekonomik temeldir. Parasal güç gereksinimi demek; silah, patlayıcı malzemesi ve günlük terörist faaliyetlerin sürdürülmesi için gerekli araç gereçlerin temin edilmesi durumu ve bu güçlü ekonomik durumu devam ettirmek için gerekli altyapının oluşturulmasıdır.
Terörün ekonomik altyapısının hazırlanması, sürdürülmesi ve devamı için dört önemli ve ana kural vardır.
2009 yılında yayınlanan Birleşmiş Milletler Uyuşturucu Raporuna göre dünya uyuşturucu piyasasının büyüklüğü yaklaşık 300-350 Milyar Dolar civarındadır. Bu piyasada dolaşan para Birleşik Devletlerin bir senelik savunma harcamasına eşittir. Avrupa bu piyasanın en önemli hareket alanlarından biridir. PKK ise bu trafiğin yüzde 80 nini kontrol etmektedir.
PKK terör örgütünü kurulduğunda uyuşturucu trafiğini fark etmekte gecikmedi. 1980 lerin başında yasadışı uyuşturucu faaliyetlerinde rol oynamaya başlayarak bunun sevkiyatı konusunda aktif rol aldı. 1982 lere gelindiğinde hintkeneviri ve afyon üretimini Lübnan kamplarında yapmaya başladı. Bu kamplar Suriye’nin kontrolü altındaydı. Beyrut limanları o dönemde bu ürünlerin aktif sevk edildiği yerlerdi. Uyuşturucu, Yunanistan, Kıbrıs ve İtalya’ya sevk ediliyordu. O dönemlerde PKK bu işten çok büyük paralar kazandı. Yine aynı dönemlerde PKK Afganistan-Pakistan-Iran ülkelerindeki yasadışı uyuşturucu kaçakçılığı faaliyetlerinde önemli görevler üstlendi. Uyuşturucu Türkiye üzerinden Avrupa’ya sevk ediliyordu. Bu üç ülke uyuşturucu trafiğinin “Altın Hilali” olarak adlandırılıyordu. 1980 lerde PKK militanları bu konuda ne kadar şanslı olduklarını fark edeceklerdi. Çünkü Doğu ile Batı arasında uyuşturucuyu taşıyan ve sevk eden kilit pozisyonda faaliyet gösteriyorlar ve başka bir deyişle çok karlı bir ticaretin en önemli köprüsünü oluşturuyorlardı.
1989 yılında İtalya’da 4 Kürt bir tır kamyonunun içinde 100 kg eroin bulundurmaktan tutuklandı. Tır şoförü Namık Kelo İtalyan soruşturmacılarına eroinin PKK ya ait olduğunu ve kendisinin yıllarca PKK adına çalıştığını itiraf etti. Yine 1990 yılında bir PKK itirafçısı 1988-1990 yılları arasında 300 kg dan fazla eroini kendisinin bizzat Avrupa’ya taşıdığını açıkladı. Interpol verilerine göre PKK 1992 de Avrupa uyuşturucu trafiğinin yüzde 80 ninden fazlasını yönetiyor durumdaydı.
1990 lar ve 2000 li yıllarda uyuşturucu sevkiyatı ve ticareti hiç durmadı. Belli başlı önemli operasyonlar sonucu bir miktar darbe yese de gücü hiç azalmadı. Buradan kazanılan muazzam paralar PKK nın askeri bölümünün sübvanse edilmesinde kullanıldı. Silah, patlayıcı, teçhizat ve askeri Malzeme alımında kullanıldı.
Abdullah Öcalan’ın yakalanmasından sonra örgüt bu işe çok daha önem vermeye başladı. 2004 ve 2005 yılları arasında Hollanda’da PKK ya ait 400 kg dan fazla eroin yakalandı. 2005 ten sonra faaliyetler devam etti ve asla kesilmedi.
2008 yılında Amerika Birleşik Devletleri PKK nın yasadışı uyuşturucu faaliyet ve kaçakçılığını kilit bir faaliyet olarak ele alarak tüm bu işlemlerini birinci öncelikli şüpheli işlemler olarak tanımlandığını açıkladı. Bu kazançların Amerikan Mali sistemine girişinin kesin olarak yasaklandığını, gözetim ve denetim mekanizmalarının tam olarak işletileceğini duyurdu.
Sevgili Okurlar,
Dünyada Human Securtiy Gateway adında bir organizasyon bulunmaktadır. Bu kurum terör faaliyetlerine odaklanarak bu konuda yayınlar yapıyor. Amacı birey ve devlet güvenliği, terör faaliyetlerinin gelişimi ve durdurulması konusunda çalışmalara ve bilimsel yayınlar yapmak.
Bakınız tekrar etmekte fayda görüyorum.
31 Mart 2008 de Human Security Gateway tarafından yayınlanan “Unholly Alliances III: Communal Militants and Criminal Networks in The Middle East, With a Case Study of The Kurdish Workers Party (PKK)” raporunda özet olarak neler diyor : (İlgilenenler bu raporu detaylıca okuyabilirler.)
Peki, Avrupa uyuşturucu trafiğinin büyüklüğünü biliyor musunuz?
5 ila 7 Milyar Dolar!
Bu pazarının gelirinin yarısının PKK ya gittiği düşünülmektedir. Ayrıca 1994 teki raporlara göre Avrupa’ya gönderilen uyuşturucunun yüzde 60-70 i İstanbul üzerinden geçmektedir. Bu durumda her sene 30 ile 40 Milyon Dolardan fazla bir meblağ doğrudan PKK nın kasasına girmiş oluyor.
Muazzam bir rakam!
Sonuç;
Terörist başı Abdullah Öcalan'ın İmralı'da 5 metrekarelik bir alanda tutularak terörün sona ermediği artık anlaşılmalıdır. Terör belası tüm boyutları ile çok yönlü bir sorundur. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti bu olayın ekonomik ölçeğini çok iyi kavramak ve değerlendirmek durumundadır. Yukarıda yazdım. Örgütün en büyük gelir kaynağı yasadışı uyuşturucu trafiğinden sağlanmaktadır. Soygun, haraç vs diğer gelir kaynakları da unutulmamalıdır. Bugün, örgütü ekonomik anlamda çökertebilecek herhangi bir tedbir alınabilmiş midir? Abdullah Öcalan 1999 yılında yakalanmıştır. O dönemden bu zaman kadar 11 yıl geçmiştir. 11 yıldan beri terör zaman zaman şiddetlenerek zaman zaman yer altına çekilerek devam etmektedir.
Askeri anlamda tam bir başarı sağlandığını, terörün tam anlamı ile bittiğini kim söyleyebilir?
Ekonomik kaynakları kurutmadan/önlem almadan/uluslararası işbirliği yapmadan bu konuda ilerleme kaydetmek ne yazık ki çok zordur. Bugün bile devletler askeri savaşlardan veya harekâtlardan önce ekonomik savaşları kazanmanın peşindedirler. Çünkü ekonomik savaş kazanıldığı takdirde askeri harekâtlar çok daha etkin ve başarılı olmaktadır.
Bundan dolayıdır ki PKK sorununa sadece askeri ve siyasal değil, aynı zamanda ekonomik ölçekli bakılmalı ve PKK nın parasal kaynaklarını kurutma ve yok etme adına yaratıcı ve farklı düşünceler geliştirilmelidir. Otuz yıldan fazla bir süredir devam eden ve 35 binden fazla canın yanmasına, kan ve gözyaşı olarak akmasına belki de bu şekilde bir yaklaşım tarzı son verebilir.
Çağlayan ATES.