Prensiplerimizi tecrübelerimiz oluşturmuştur / Psikoloji / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Mayıs '07

 
Kategori
Psikoloji
 

Prensiplerimizi tecrübelerimiz oluşturmuştur

Prensiplerimizi tecrübelerimiz oluşturmuştur
 

Arkadaşınızın, aranızdaki ilişkinin kötüye gitmesine yol açan bir davranışı var. Bu davranışı yapan kişiye, bu durumdan bahsetmek istiyorsunuz. Şöyle mi düşünürsünüz: Şimdi kızacak, bir sürü surat. Darılacak. Ona anlatacak, buna anlatacak. Bir türlü hatasını kabul etmeyecek. Bir de ben suçlu çıkacağım.

Böyle düşünmenizde tecrübelerinizin önemli bir payı vardır. Tecrübeleriniz geregi, “daha önce de böyle oldu”, “tanıyorum artık onu”, “bana küstü, kızdı” gibi ifadeler kullanırsınız. Ve bir prensip oluşturursunuz: “Arkadaşıma, yanlış davranışını söylersem bunu kabullenmez”.

Bunlar ya da bunlara benzer şeyler düşünüyorsanız, daha önceki tecrübelerinize ek olarak bi şey daha etkiliyor sizi: “Kişiliğinizin acıya odaklı yanı”. Evet; beyninizi, olumsuz sonuçlara-düşüncelere odaklandırıyorsunuz. Eyleminiz sonrasında olacaklar karşısında acı çekeceğinizi düşünüyorsunuz. Yapmak istediğinizin iyi ve faydalı olabilecek yönünü göremiyorsunuz. Acıdan kaçmak için bu davranışı yapmama olasılığınız da çok yüksek.

Oysa ki şöyle de düşünebilirdiniz:

Memnun olmadıklarımı söylemek beni rahatlatacak. Bazı şeyleri bilmesi, bir daha tekrar edilmemesini sağlayabilir. Belki yanlış yorumladım. Onun açıklamalarıyla daha doğru değerlendirebilirim. Kızacak belki ama üzerinde düşünecektir. Tecrübeleriniz yine devrede. Ama bu kez farklı sonuçlara yöneliyorsunuz. “Daha önce de benzer bir durumdan söz ettiğimde bana hak vermişti”, “Anlayışlı biridir, dinler beni” gibi ifadeler kullanıyorsunuz.

“Arkadaşıma yanlış davranışını söylersem, yanlışlarını düzeltmeye çalışır” prensibinden hareket ediyorsunuz.

Böyle düşünüyorsanız, genel olarak hazza odaklı bir kişilik yapınız var. Beyninizi olumlu sonuçlara-düşüncelere odaklandırıyorsunuz. Davranışınızla elde edeceğiniz olumlu sonuçları, fark etmeye yöneliyorsunuz. (Tabi bunlar gerçekten var olabilecek olumlu sonuçlar olmalı. Yani daha önce benzer bir durum sonrasında aldığınız olumlu bir sonuç, fark edişinizde etkili olacaktır. yoksa pollyannacılıktan söz etmiyorum). Böyle sonuçlara odaklanıyorsanız, yapmak istediğinizin iyi ve faydalı olabilecek yönünü görebiliyorsunuz.

Prensiplerinizi tecrübeleriniz oluşturuyor. Ya da tecrübeleriniz bazı prensipleri. Fakat, acıya ya da hazza odaklı olmanız, hangi tecrübe ve prensipten daha fazla etkileneceğinizi belirliyor.

Acıya odaklılar öncelikle;

Kendini üzecek olanlara,

zarar verecek öğelere,

ne kaybedeceklerine,

ne istemediklerine

engellere,

Hazza odaklılar öncelikle;

kendilerini memnun edecek olanlara,

faydalı olacak öğelere,

ne kazanacaklarına,

ne istediklerine,

çözümlere,

yöneliyor.

Hiç kimse tamamen acıdan uzaklaşan ya da hazza yaklaşan değil. Fakat, ağırlıklı olarak biri daha çok etkili.

Bir öğrencinin, “neden ders çalışması gerektiğini” açıklayan cümlelerinden acıya mı hazza mı odaklı olduğu anlamak mümkün, tecrübelerini ve prensiplerini de: Sınıfta kalmamak, kötü not almamak için çalışan bir öğrenci, öncelikle acıya odaklı. Sınıfı geçmek, iyi not almak, iyi bir araştırma yapmış olmak için çalıştığını söyleyen bir öğrenci ise hazza odaklı.

Acıya odaklı öğrenci, “kötü not almamak için çalışmak gerekli” prensibi oluşmuş ve çalışmadığında kötü not aldığı tecrübesini edinmiş bir öğrenci. Hazza odaklı öğrenci ise “Sınıfımı geçersem iyi bir tatili hak ederim” prensibi oluşturmuş ve çalıştığında dersten geçtiği tecrübesini edinmiş bir öğrenci.

Acıya odaklı ve zayıflaması gereken kilolu bir kişi ‘egzersiz yapma’ önerisinin yorucu ve sıkıcı ( = acı) olduğunu düşünüyorsa; bu kişiye, eşini evlilik dışı ilişkilerle kaybedebileceği hatta yaşamını kaybedebileceği söylendiğinde büyük olasılıkla egzersiz yapma konusundaki olumsuz tutumu değişecektir (BKz. Nil Gün, NLP). Acıya odaklı birine bir şey yaptırmak istiyorsanız nelerle karşı karşıya kalmaktan kaçındığını gözleyin, düşünün ve bulun. Hazza odaklı birine bir şey yaptırmak istiyorsanız onun nelerden memnun olacağını keşfedin. Bu biri, sadece başkası değil, aynı zamanda sizsiniz. Yani kendi kendinize de birşey yaptırmalı-söz geçirmelisiniz, başkalarına da.

Ayrıca bakın bakalım, çevrenizdekilere yansıyor mu acı çekmekten korkan yönünüz? Tecrübelerinizi ve prensiplerinizi acıya odaklı yanınız mı yönlendiriyor?

Ufak bir test: Konu, “Çocuğunuzun diş bakımı” olsun. “Çukulata yeme dişlerin çürür” gibi sözlerle onu, kaybedeceklerine, ona zarar verecek öğelere mi odaklıyorsunuz. Yoksa “Süt iç, dişlerin sağlam olur” gibi sözlerle kazanacaklarına, ona yararı olacak öğelere mi odaklıyorsunuz.

Acı çekmemek için, nelerden uzak duruyorsunuz? Farklı yerlere tatile gitmekten? Yıllık sağlık kontrolleri yaptırmaktan? Sigarayı bırakmaktan? ........

Ya da başkaları acı çekmesin diye, acı verecek hangi şeyleri hatırlatarak yönlendirmeye çalışıyorsunuz onları?

Tecrübelerimiz gereği, davranışlarımızın sonuçlarıyla ilgili yorumlarımızda haklı olabiliriz. Bu sonuçlar bize üzüntü verecek de olabilir. Yani, acıya odaklı yönümüz bize anımsattıklarında haklı olabilir.

İşte tam bu noktada, tecrübelerimizi bir kez daha gözden geçirmeliyiz. Bize acı vereceğini düşündüğümüz davranışımıza haksızlık yapıyor olabilir miyiz? Acı duymaktan korkan yönümüz, davranışımızla elde edeceğimiz olumlu şeyleri görmemizi engelliyor olabilir mi?

Tecrübelerimiz sonucunda, “Acı duymaktan korkan yönümüz, davranışımızla elde edebileceğimiz olumlu şeyleri görmemizi engelliyor” prensibini niye oluşturmayalım ki?

Elde edebileceğimiz olumlu şeyler bir rüzgarsa, yelkenimizi neden bu rüzgara göre çevirmeyelim ki?

* Su Ürünleri Mühendisi Mert Dalay’ın akvaryum dükkanında astığı bir ifadedir

 
Toplam blog
: 27
: 1301
Kayıt tarihi
: 21.05.07
 
 

Üniversite öğretim görevlisi emeklisiyim. Ama hayattan emekli olmadım ya.  İletişim fakültesi rad..