Proje çocuklar ve Osmanlar'ın dramları / Anne-Babalar / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Kasım '10

 
Kategori
Anne-Babalar
 

Proje çocuklar ve Osmanlar'ın dramları

Proje çocuklar ve Osmanlar'ın dramları
 

Oyun oynaması gerekirken Osman, TV de ağlatılarak meze yapılıyor büyüklerin acımasız dünyasına


Haftasonları oradan oraya yetişmeye çalışan anne babaların telaşı sarıyor caddeleri. Kızını keman dersinden şan dersine yetiştiren babanın telaşı bir yerde, sekiz (8) yaşındaki oğlunu liderlik seminerinden alıp, gemi kaptanlığı kursuna, oradan da piyano dersine yetiştirmeye çalışan anne diğer tarafta.. Hepsinin ortak derdi aynı: " Çocuğum benim yaşadığım gibi bir çocukluk yaşamasın, bizim imkanlarımız yoktu olamadık, yapamadık, başaramadık...vs.vs."

İlginçtir ancak kendi çocukluğunda misket oynayarak, çamurlarda yuvarlanarak ve bu anları andıkça hala çok mutlu zamanlar geçirdiğini düşünse dahi birçok ebeveyn kendi çocukluğunu yadsıyor. Çocukları, kemandan baleye, danstan futbola, bilgisayardan yanancı dile, yetmezse LYS, LDS, KPS, ÖSS... gibi bir sürü sınava hazırlayana dersanelere sürüklüyor anne babalar ve onları ideolojik olarak gün be gün donatan "modern şehirli yaşam kültürü".

Temelinde birçok sosyolojik ve psikolojik durumun da yattığı bu davranış biçimi, aynı zamanda sınıfsal tepkileri de barındırıyor. Genellikle "şehirli" ve orta sınıf aile kökenli bu anne baba kültürü, çocuklarının bu tip "başarılarını" birbirlerine anlatarak hatta sanl alemdeki paylaşım sitelerinden duyurarak hazlarına haz, "mutluluklarına mutluluk" katıyorlar. Her şey O'nun mutluluğu ve gelecekte daha iyi ve rahat yaşaması için yapılır!

Çocuğun uyumak istediği zamanlarda sınava hazırlık kursu, oyun oynamak istediği zamanlarda antremanı vardır hep. Sosyal iletişimi; facebook, msn, vb. araçlar üzerinden yürütüyor çocuklar. Tahterevalli de ya da salıncakta oynamıyorlar, internetten savaş, dövüş ya da strateji oyunları oynayarak "mutlu" oluyor artık çocuklar.

Kendi yapamadıklarını çocuklarına yaptırarak "gurur" vesilesi yaratan bu anne babaların en ilginç olanları ise dizilerde ve filmlerde çocuklarını oynatarak bu hazzı yaşayanlar. "Benim çocuğumu herkesler izlesin, görsünsünler bakalım ne yetenekli, ne başarılı çocuğum var" yaklaşımı temelde biraz da küçük burjuva mülkiyetçiliğinin bir yansıması değil de nedir?

Elindeki servetin insan yaşamının ve varoluşunun temel dayanağı, mutluluk kaynağı ve "hayata anlam katan" temel unsur olduğunu varsayarak yaşamaya çalışan insan için, çocukta bir araca dönüşebiliyor.

"Öyle Bir Geçer Zaman Ki" dizisindeki Osman da proje çocukların belki de en göz önünde olanı şu sıralar. Osman ağlıyor reyting patlıyor! Birçok evde de "Benim oğlum bundan daha iyi ağlar" ya da "Benim oğlum bunu neden yapamıyor yeteneksiz, şapşal..." söylenmeleri yükseliyor.

Her evde bir "Osman" yaratıyor sistem ve onun aracı TV'ler. Osman'ın ruh halini kimse düşünmüyor. Osman'ın oyun çağında setlerde sürüklenip anne babasının "gurur" kaynağı olmasının tahribatını kimse görmüyor. Osman ağlıyor nasılsa, bize de satılık duygular lazım değil mi nasıl olsa.

Dizilerden reklamlara, antreman sahalarından dershanelere, her yerde çocuklar kuşatılıyor, yaşamları "satılıyor". Çocuklar üzerinden sistem sürüyor, anne babalar "gurur" duyuyor, TV kanalları reklam alıyor, para kazanıyor. Oyun oynaması gerekirken Osman, TV de ağlatılarak meze yapılıyor büyüklerin acımasız dünyasına..

Osman'lar artık ağlamasın, çocuklara kıymayın efendiler.

Çocuklar şeker de yiyebilsinler....
 
Toplam blog
: 6
: 1420
Kayıt tarihi
: 18.01.07
 
 

Özgürlük, barış, eşitlik ve emeğe değer veririm. Demokrat, yansız, tarafsız bakar, bilime inanırım. ..