- Kategori
- Siyaset
Referandum’da neden HAYIR ? (SON)

Bu resim YORUMSUZDUR !...
Ortalık iyiden iyiye kızıştı. Liderler birbirlerine yüklendikçe yüklenmeye devam ediyorlar. Sayın Başbakan’ın ve AKP’nin siyaseti malum. Kendince, ağızlarında bir darbe ve ihtilal sakızı, çiğnedikçe meydanlardaki halka Menderes’in ve 27 Mayıs’ın da hesabını soracağız balonu çıkıyor. Sonra da 12 Eylülcülerin hesabını soracaklar, eğer referandum da Evet çoğulu çıkarsa..
Karşı birlik olarak da Muhalefet de kendince önce Başbakan’a yükleniyor, sonra da neden Hayır kararının verilmesi gerektiğini halka anlatıyorlar. Ama en çarpıcı başlıklar nedense Sayın Başbakan’dan ve Mhp Lideri Bahçeli’den çıkıyor. Başbakan, 27 Mayıs ve 12 Eylülcülerin hesabını soracağını anlatıyor. Sözün bittiği yerde de CHP’ye ve Mhp’ye yükleniyor. Bunlar birbirinin vagonu diyor. Yarsav için CHP’nin arka bahçesi diyor. Hayır platformunda buluşan herkesi iş birlikçi ve kafadar ilan ediyor. Bazı Akp’li vekiller de neredeyse Hayır’cı platformundakileri vatan haini ilan edecek tavırlar takınmışlar. Chp daha sakin bir hava içinde geçiriyor referandum turlarını, Baykal CHP’si zamanında gidilemeyen ya da gidilmeyen yerlere gidip, vatandaşın gözüne girme çabasında. Kendince haklı, önce puan alacak, sonra referandum için hayır isteyecek. Mhp ise aynı mhp. Ancak çok ciddi bir hayırcı taraftar grubu oluşturmuşa benziyor. Seçim sonrası olası bir MHP hükümeti ya da MHp koalisyonlu hükümette, bu Başbakan ve diğerleri yüce divana gidecek iddiasında ısrarlı,
Önceki yazılarımda vurguladığım bir konu vardı. Bu il il, meydan meydan dolaşımlar bir referandum dolaşımları değil. Verilen demeçler ve yapılan konuşmalara baktığınızda, her yerde bir genel seçim havası estirilmeye çalışılıyor. Amaç yalnız referandumsa, neden evet, ya da neden hayır kararı verilmesi gerektiğinin altı çizilmiyor, yalnızca iktidar tarafından Chp ve Mhp’ye yüklenmeler, muhalefetinde Akp’ye karşı yüklenmeler ve 7-8 yıllık iktidarından olumsuz satırları ifşa etmekle geçiyor. Netice itibari ile belki yine referandum’a bağlanıyor konuşmalar ama bana göre yine de bir seçim havasındalar tüm partiler. O yüzden, kendimde hiç de bir referandum heyecanı görmüyorum. Türkiye genelinde de havanın bu doğrultuda olacağı kanısındayım.
Her nekadar bir yerel ya da genel seçim olmasa da, sade bir vatandaş olarak liderlerin gezisini ve kendilerine seslenişini, tezaruhatlarını, afişleri, pankartları incelediğinizde, aslında seçim atmosferinin havasını hissediyorsunuz. Birçok ilde hala Akp büyük kalabalıklar topluyor. Bu genel seçimlerde kendisi için büyük avantaj. Bu avantajını korumak için en büyük takipçisi olan ve ensesinde nefesini hissettiği Chp için her gün enteresean söylemler ortaya çıkıyor. Son birkaç gündür, Başbakan gittiği her yerde CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun dillendirdiği genel aftan bahsediyor ve damardan girerek “Öcalan’ı da affedecekler, içerideki Pkk’lılar da çıkacak…” gibi bir söylem peşinde. Aynı söylemi diğer AKP’lilerden hatta tarafsız olması gereken Meclis Başkanından bile duyduk. Her ne kadar “dün söylediklerini, bugün yalanlıyorlar” dese de Sayın Başbakan, tenzip niteliğini taşımayan bir açıklama ile orada söylenen gayet açık. Kılıçdaroğlu “silahlar sustuğunda, Pkk karşılıksız ve tümden silah bıraktığında, barış ve huzur ortamı olduğunda kan akmadığında, genel af tartışılabilir” diyor. Eğer terör bittiyse, silahlar susmuş ve örgüt etkisiz hale getirilmiş ya da gelmişse neden bir aftan söz edilmesin. Bunu büyütecek ne var. İçerideki PKK’lılar da affedilecek diyen AKP’ye şunu söylemek doğru olmaz mı ? Hadi diyelim, bir afla içerideki örgüt üyeleri de affedilecek. Sizin hükümetiniz zamanında Habur da kurulan seyyar mahkeme ile örgüt üyeleri içeriye atılmadan, tutuklanmadan bile affedilmedi mi ? Arada nasıl bir fark var acaba ? Hangisi göze daha çok batıyor ?
İktidar ve muhalefet birbirlerinin açıklarını arayıp, bunu malzeme olarak kullanadursunlar. Yazdığım son 6 yazımda referandumda neden Hayır denilmesi gerektiğini ve neden Hayır diyeceğimi anlattım. Tahminimden fazla okuma sayısına ulaştı. Ancak, yapılan yorumlarda bana “referandum maddelerini hiç okumamışsın” diye atıfta bulunanlara “el insaf” demek isterim. Anayasa taslağını hiç okumayan biri kalkıp da 6-7 tane yaz yazıyor. Anayasa taslak metnini birkaç kez okudum ve bunların içinde yer yer alıntı olsa da geneli kendi düşüncelerim merak etmeyin. Ancak yukarıdaki gibi atıfta bulunan veya “CHP’nin yandaşı gibi yazıyorsun” diyenler de aslında hangi görüşe ve partiye yandaşlık yaptıklarını belli ediyorlar. Zaman zaman siyasi görüşümü belli etsem de, referandumda ‘HAYIR’ kararımın CHP ile ilgisi yok. Akıl ve mantık yürütüp, yazılanları, söylenenleri de değerlendirip, neden Evet, neden Hayır olması gerektiğini irdeledim ve Hayır’da karar verdim. Sonra da bu yazıları yazdım. Amacım, ulaşabildiğim insanları etki altına almak değil. Yalnızca, 12 Eylül günü sandığa giderken ön yargısız ve kimsenin etkisi altında kalmadan gitmelerini sağlamak ve yazılanları, çizilenleri, konuşulanları bir kez daha değerlendirmelerini sağlamak veya yardımcı olmak. Zaten bir birey olarak, çoğunluğun fikrini nasıl etkileyebilirim ki ? Herkesin bir aklı ve düşünce sistemi var. Herkes doğruyu muhakak bulacaktır..
Bugün bu Anayasa’ya AKP, SP ve bazı derneklerin haricinde neden büyük bir kitle Hayır diyor? Neden bütün hukukçular Hayır paydasında birleşmişler? Neden Anayasa hukukçuları, aydınlar, köşe yazarları (yandaş medya yazarları hariç) bu taslağın bir prematüre olduğu görüşünde ve eğer evet çıkarsa, bu Türkiye için geri dönülemez bir vahim hata olacağının altını çiziyorlar? Neden bu anayasa’ya AKP Anayasası diyorlar? Bunların da değerlendirilmesi gerekmezmi? Tüm bu kanaat kişi ve kurumların hepsinin AKP karşıtı olduğunu ifade etmek çok soyut bir o kadar da kısır bir düşünce olarak kalmaz mı? Muhakkak ki, bu söylemlerin altında yatan gerçekler araştırılmalı ve ortak bir payda yaratılmalı görüşündeyim.
Akp’nin referandumda evet için neler yaptığının herkes farkında, özellikle iftar sofralarında evet istemeleri herkesin tepkisinde, sırf bu fotoğraftan dolayı bile evet’e mühür basmayacaklarını söyleyenler var. Anlaşılacağı üzere, bana “Anayasa metnini hiç okumamışsın” diyenlere cevabım şudur. Hayır, bulabildiğim tüm metinleri, tüm yorumları, tezleri ve anti tezleri okudum. Bu konuda açık oturumlarda, kendisine mikrofon uzatıldığında konuşma yapan hukukçu, bilim adamı, gazeteci, yazar ve her türden fikir adamını dinledim. Kendimce bunları değerlendirdim ve 12 Eylül günü sandık başına gidip Hayır’dan yana oy kullanmaya karar verdim. Bu kararımın da doğru olduğu gelen diğer yorumlardan da anlıyorum. Yorum yazmayan ama mail atan veya bir şekilde yazılarımı okuyan tanıdıklarla da, hepsi ile olmasa bile birçoğu ile hemfikir olduğum için doğru kararı verdiğim kanaatindeyim.
Bu referandum’a neden Hayır diyeceğim konusundaki son yazım. Kimsenin kafasındakileri buradan bilemem. Ancak, 12 Eylül günü çok ciddi bir çekişme olacağı kesin. Yerel seçilmedeki gibi bir katakulli olmazsa, ortaya atıldığı gibi bir takım seçim hileleri olmazsa, çöplüklerden yine oy pusulaları bulunmaz, sandıklardan özellikle Hayır pusulaları çalınmazsa, birileri sabote etmezse, halkın iradesine saygı duyulup, sonuçlar müdahale edilmeden alınırsa, gerçek referandum o zaman olacaktır. Her nekadar bugünlerde birbiri ardına anket sonuçları açıklanıyorsa da hiçbirine itibar göstermeyin. Sonuç sandıkta belli olacak. Ancak, benim kişisel kanaatim şuanda hemen Evet ve Hayır’larda hemen başa baş bir mücadele var gibi görünüyor. Doğu ve güneydoğu’da durum malum. Fakat oralarda bir sürpriz olmaz ise, hemen hemen bir çok uzmanın da belirttiği üzere %10 civarında bir kararsız kesim var ki, asıl son noktayı koyacak olanlar bence onlar. Öyle tahmin ediyorum ki, bu yazıları okuyanlar arasında da kararsız olanlar vardır. Onlara da nacizane tavsiyem, daha önümüzde epeyce bir zaman varken, araştırsınlar, okusunlar, çevrenizdekilerin ya da liderlerin ne söylediği değil de, neler yazıldığı neler söylendiğin takip etsinler. Uzman görüşlerini değerlendirsinler. Türkiye’nin konumunu, uzak geçmişini ve özellikle son birkaç yıllık geçmişini, geleceğini masaya yatırsınlar ve nelerin olduğunu, nelerin olabileceği konusunda fikir sahibi olsunlar. Fikir sahibi olunmadan eyleme girişmek, sakat doğmuş bir çocuğa benzer. 13 eylül’de sakat bir çocuk doğmaması için araştırın derim..
Kararınız ne olursa olsun. 13 Eylül’de sonuç ne çıkarsa çıksın, umarım bu ülke için hayırlı olacak gelişmeler olur ve kazanan bu ülke olur.. Kararınız da bu doğrultuda olur inşallah !..
../..