Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 

15 Kasım '06

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Ruhumuzu kaybediyoruz, bulan var mı?

Ruhumuzu kaybediyoruz, bulan var mı?
 

Hayatımızda yaşadığımız her kötü olay karşımıza çıkan bir sonraki zorluğu daha çabuk atlatabilmemiz için tasarlanmıştır. Ve sen ne kadar güçlüysen, olaylar seni o kadar az yıpratır. O kadar daha çabuk atlatılır zorlu savaşlar…

Her gün hepimiz sayılamayacak kadar çok olaylar yaşıyoruz. Ve bazen öyle bir an geliyor ki daha önceden yaşadığımız aynı olaylara bile karşımızdakini şaşırtacak kadar farklı tepkiler vermeye başlıyoruz.

Kimimiz güne çok güzel bir haberle başlarken, bir diğerimiz hayatında alabileceği en kötü haberle yeni bir güne merhaba deyip, hayatına bir şekilde devam etmeye çalışıyor.

Adı üzerinde hayat işte deniyor... Acısıyla , tatlısıyla , kahkahalarıyla, gözyaşlarıyla hayat her şekilde devam ediyor …

Sizler de bu aralar fark ediyor musunuz bilmiyorum ama bu günlerde insanlarda bir mutsuzluk hakim. İş toplantılarımda da, arkadaşlarımla konuşmalarımda da bu aralar hep bunu gördüm. Herkes umutsuz, mutsuz, hayalleri ellerinden alınmış, her şeyini kaybetmiş insanlar gibi. Sanki dokunsalar ağlayacak modda herkes. Merhaba derken bile o dudaktaki tebessüm gözlere o kadar farklı yansıyor ki…

Hepimizin hayalleri var.. Hepimizin umutları var. Hepimizin sahip olmak istediği ve kendini görmek istediği bir tepe noktası var. Hepimiz inişler ve çıkışlar yaşıyoruz hayatımızda. Evet bu sefer her şey yoluna giriyor dediğimiz anda bile bu nerden çıktı şimdi diye sinirleniyoruz bir anda. Hatta öyle bir an geliyor ki; sınanıyor muyum acaba demeye başlıyoruz? Hayat her zaman istediğimiz gibi gitmiyor, bunu da bekleyemeyiz zaten . Her şey her zaman dört dörtlük olmuyor.

Hepimiz çoğu zaman bunalıp "KEŞKE"leri hayatımızın bir yerine koyuyoruz.. Ve ne yazık ki o keşkeler bir başladı mı bitmek bilmiyor ve aslında geçmişe ne kadar bağlı yaşadığımızı fark ediyoruz.. Oysa düşününce … Geçmişte ne kadar çok yaşarsak geleceğimizin önünü o kadar kapatıyoruz. Ve bunu, yeri gelip eski sevgilimizi , eski işimizi, eski dostluklarımızı, vs vs.. düşünerek daha da zorlaştırıyoruz.. Oysa önümüzde bizi bekleyen o kadar uzun bir yol varki. Ve bu yolda karşımıza çıkacakları ‘keşke’siz bir hale getirmek için uğraşmamız gerekiyor.. Bunun içinde yapmamız gereken en doğru şey; o geçmişte yaktığımız ve küllerini taşıdığımız anıları beynimizden çıkarmak..

Bize biri bu lafı söylediğinde karşımızdakine söylediğimiz laf hep "kolaysa sen yap" olur. Evet kolay değil… E önemli olan da zaten zoru başarmak değil mi? Hep en büyük hazzı zor bir işi başardığımızda almaz mıyız zaten? Tırnağımızla kazıyarak bir yerlere geldiğimizde ve dönüp geriye baktığımızda kendimizin bile inanamadığı o güzel başarımızın yerini ne tutabilirki bir düşünsenize.. Peki bu kadar kendimize acı çektirmek niye? Her gün yüzlerce kez oysa , keşke , ama , acaba gibi kelime oyunlarıyla yaşamak niye? Karşımızda kocamaann bir "İYİ Kİ" dururken...

Hayat bir oyun... Biz de bu oyunun bir parçasıyız der ablam hep. Çok doğruymuş.. Hayat bir oyunsa, bizim görevimiz rolümüzü en iyi şekilde oynamak ...

Öyle ki; bir gün bu hayattan çekip gittiğimizde arkamızda bizi ayakta alkışlıcak insanlar bırakıyorsak emin olun doğru işler yapmışızdır. O zaman bırakın keşke lafını siz değil, sizin için bir şeyler yapmamış insanlar söylesin…

Ne dersiniz?…

 
Toplam blog
: 16
: 1368
Kayıt tarihi
: 19.10.06
 
 

Kendini anlatmaya gelince insan bir an duraksıyor.. Galiba en zoru insanın kendini anlatması:)1982 M..

 
 
 
 
 

 
Sadece bu yazarın bloglarında ara