​ Saçma ve cahilce fikirler çok; ama konuşmalılar Livaneli... / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Eylül '09

 
Kategori
Güncel
 

Saçma ve cahilce fikirler çok; ama konuşmalılar Livaneli...

Saçma ve cahilce fikirler çok; ama konuşmalılar Livaneli...
 

Zülfü Livaneli’nin bugünkü “Bu da benim fikrim hastalığı” isimli yazısında genel anlamda katıldığım tespitler var. Livaneli insanımızın hakkında okumadığı, düşünmediği herhangi bir yetkinliğinin bulunmadığı konulardaki ahkamcılık merakından, “her şeyi ben bilirim” tavrından ve fikirsiz fikirlerin özellikle internet ortamında kapladığı ciddi alandan bahsediyor.

Özellikle cahilliğin kutsanmasından, öğrenmemenin marifet sayılmasından, bireylerin biraz tarafsız gözlerde saçmalığa varabilen görüşleriyle fazla şişinmesinden yakınıyor ki bunlar çoğumuzu bilgisayar karşısında zaman zaman öfkelendiren şeyler ki Livaneli yakınmakta son derece haklı.

Yalnız ben yazının içeriğindeki doğrulara ve tüm yerinde tespitlere karşın açıkça bu duruma Livaneli kadar dertlenmediğimi belirtmeliyim. Hatta anlık sinirlenmelerin yanında tüm bu fikirsiz fikirleri, cahilce yorumları, radikalleşma çabasındaki ahkamları demokrasi adına olumlu bulduğumu söylemeliyim.

Düşünmek lazım…

İnternet kadar bize hangi görüşten ne kadar ve ne radikallikte insan bulunduğunu, hangi insan gruplarının hangi meselelerde ne kadar yükselip ne kadar alçalabildiğini gösterebilecek başka bir mecra var mıdır?

Evet, demokrasi de çoğunluk her şey olmasa da önemlidir ve çoğunu hiç onaylamadığım internet yorumlarının tümü birleştiğinde gayet tutarlı biçimde demokrasimizin nabzını attırmaktadır.

Ben Atatürk’e düşman epeyce insan olduğunu biliyordum bu ülkede. Ama örneğin, Atatürk’e Yahudi, mason, İngiliz uşağı, ‘kurtuluş savaşı vermedi’ türü iftiracı gözlerle bakan ne kadar radikal olduğunu internet sayesinde öğrendim. Hatta bu insanların geçmiş yorumlarına da uzanıp başka meselelerde nasıl düşündüklerini, hangi siyasi gruplarla iç içe olduklarını, nerelerde yaşadıklarını da tespite çalıştım.

Örneğin Türk-Kürt meselesini, bütün Kürtler ölsün veya bütün Türkler ölsün düzleminde ele alanları, Avrupa Birliği’ne girip girmeme siyasi meselesine tavır koymak dışında “Avrupa bir nükleer bomba yemeli ki toptan yok olsun” gareziyle düşünenleri, bunun yanında, kendi ülkesinden nefret edip kendi ülkesinin de nükleer bomba yemesinden haz duyabileceğini açığa verenleri, Müslümanlığı ortaçağın gerisinde yorumlarıyla savunup Müslümanlığa daha da saçma yorumlarla hakaret edenleri, hükümetten memnun olanları, olmayanları, bunların bağlanma ve nefret etme derecelerini, herhangi bir tecavüz, cinayet haberi duyduğu kendi ülkesi veya bir başka ülkeyi hemen ahlaksız ve yoz ilan edenleri, kadını gizli gizli hayvan ölçüsünde küçümseyenleri, kadının yalnızca Türkiye’de küçümsendiğini düşünenleri, töre savunucularını, ahlakı bacak arasından ibaret tanıyanları, ahlak diye bir şey de pek tanımayanları, ülkemde ortalama bir edebiyat ve sinema bilgisine sahip olanları, en çok hangi radikallik derecesinin toplumumuzda tuttuğunu, daha pek çok şeyi ve pek çok kafanın sayısını, o kafaları şekillendiren arka planlara da ulaşma gayreti göstererek internet sayesinde öğrendim.

Kısacası, bizim hiç beğenmediğimiz, okumayan, düşünmeyen ve ilkel bulduğumuz, cahilce görüp içeriğinden nefret ettiğimiz görüşlerin sahipleri de bu toplumda yaşayan bizim gibi bireyler. Fikirlerini boş, yanlış ve anlamsız bulsak o anlamsızlıklarıyla topluma yön verecek, devletin de kaderini tayin edecek ve hangi meselede dağılım oranlarının ne yönde olduğuyla geleceği belirleyecek, fikirleri şöyle veya böyle diye görmezden gelinemeyecek bireyler.

Sokaklarda da etkili olabilecek, sesini duyurabilecek, seçim sandığında güç olacak, savaşta ülke için savaşacak, vergi veren ya da kaçıran, su parası ödeyen ya da ödemeyen, kırmızı ışıkta geçen ya da geçmeyen capcanlı bireyler…

Herkes konuşmalı ve herkes dinlemeli, herkes neyin ne olduğunu, bu “oranlar” ın ne olduğunu iyi öğrenmeli. Hem geleceği görmek, hem herkesin yazabileceği ve bunları görebileceği bir ortam yaratıp demokratik olmak, hem de değiştirmek istiyorsak işe daha sağlam bir temelden, elde daha etkin verilerle koyulabilmek için…

 
Toplam blog
: 108
: 2011
Kayıt tarihi
: 22.06.07
 
 

İsmim Burak Çapraz. Buraya başladığımda 21'dim, öğrenciydim. Bir okul bitti ama hala öğrenciyim. İl..