- Kategori
- Güncel
Kodum mu oturturum!

fotoğraf Radikal'den
Cahilin sesi ortam buldukca daha bir gür çıkar oldu.
Cahil, adı üzerinde cahilliğinden haberi yok. Olsa zaten cahil demem.
Bir şey, bilmediğini bilir... Ki; bu da bir şey bilmediğini bilmeyenden daha çok şey biliyor demektir.
Gazetede okuduğum bir haber yüzünden; heyheylerim geldi, hem de kalabalık bir şekilde.
“Muğla'nın Marmaris İlçesi'ndeki bir restoranda çalışan türk garson ile çıplak olarak denize girdikleri ileri sürülen biri kadın 5 ingiliz turist arasında kavga çıktı. Kavgada, ikisi İngiliz, 3 kişi yaralandı.”
Dayanamadım yorum yazdım sanki garson okuyacakmış gibi, kabaca kınadım.
Ya da kibarca hakaret ettim diyelim. Karnımın şişi inmedi.
Hani birgün, bir gün yahu! güzel bir şey okuyamayacak mıyım?..
Yıllardır, cehalet haberleri, kavgalar, cinayetler, cinnetler… Köşekadılarının birbirleri için yazdıkları yazılarda da fikirleri kenara bırakıp özele dönüştürerek; ‘Ben senin şu-bu hâllerini de bilirim türünden köşeyazıları(!) -bizi ne ilgilendirirse- boy boy… Oturun bir yerde hem kahve için hem tartışın. Benim klavyem, senin klavyeni döver türünden atışmalarından gına geldi… Taraftar toplayacak ya da patronun gözüne girecekler. Rayting yapıp, maaşına zam alacak olmalı? “Bak nasıl k..nın üstüne oturttu!’ diyordur okuyanı…
En büyük felaket cahilliktir. Son yıllarda cahillik ve CESARET konusunda resmen çağ atladık!..
“ Kodum mu oturturum!” bizim sloganımız bu. Ben terbiyesiz ve edepsizim demiyor da: biz oralıyız, biz buralıyız!’ ın arkasına geçiyor. Ben de buralıyım… Herkes bir yerli, ne olmuş yani, kendine paye çıkarmak neyin nesi?..
Biri bana desin ki: “Biz de buralıyız, hep dayak yeriz!” Var mı böyle bir yer?
Yani cahilsen cesaretin çok oluyor, sesin daha çok çıkıyor. Boş tekene misâli...
Namussuzsan da öyle… Uğur Mumcu'nun dediği gibi: “bu dünyada namusluların sesi namussuzlar kadar gür çıkabilse”...
Sevgili gibi görünen gençlere bakıyorum; otobüste, vapurda, trende; kırk yıllık karı-koca bile onlar kadar edepsizce kavga etmemiştir. Inanamıyorum hâllerine. Biribirine hakaretvâri sözlerle hitâp ettikleri yetmezmiş gibi, çekiştiriyor, ittiriyor, tekneliyor, tokatlıyorlar birbirlerini…
Cenazelere törenlerine bakıyorum, birileri, bağrını dövüyor, saçını başını yoluyor, barbar bağırıyor. Onca emek vermiş okutmuş, mezun etmiş, bir sarhoş şoför gelip ezmiş biricik kızını, sesi bile çıkmıyor, içine içine ağlıyor, hakkını bile arayamıyor.
Gerginiz toplumca, bu ortada, herkes de bunu söylüyor zaten, bu konuda uzlaşıyoruz da nedenlerin konusunda ASLA!.. Tam ortadan mı vurdu, teğet mi geçti hâlâ tartışma konumuz.
Bu da normaldir bizim için.
Pazar günü bir futbol maçı olur; en az bir hafta her kanalda bağıra, çağıra; ‘ofsayt’i, fauldü, kırmızı kartı niye gösterdi, niye göstermedi ‘ kıyamet kopar.
Sonunda uzlaşırla mı bilmem, benim yüreğim dayanmadığında TV’yi pek izleyemem, zaplar dururum, gazetelerde spor sayfaları hiç ilgi alanıma girmez. Cam parlatılır bizim evde o sayfalarla. Bu işin nüktesi, sakın denemeyin, ben bir kez uydum bu öğüde de, elimi tanıyamadım. Zencileşmişti…
Hâlâ aklım Marmaris’teki garson da...
Aferim almış mıdır patronundan, polisden?
Belki yeni bir iş teklifi bile almıştır, Toplum Polisliği gibi. Ya da iyi yumruk atıyor diye ‘koruma’ olmuştur.
Her şey olur; yılbaşında doğalgaz bacasından zehirlenen gençler suçlanmışdı bu ülkede.
Saime Eren
Cahil, adı üzerinde cahilliğinden haberi yok. Olsa zaten cahil demem.
Bir şey, bilmediğini bilir... Ki; bu da bir şey bilmediğini bilmeyenden daha çok şey biliyor demektir.
Gazetede okuduğum bir haber yüzünden; heyheylerim geldi, hem de kalabalık bir şekilde.
“Muğla'nın Marmaris İlçesi'ndeki bir restoranda çalışan türk garson ile çıplak olarak denize girdikleri ileri sürülen biri kadın 5 ingiliz turist arasında kavga çıktı. Kavgada, ikisi İngiliz, 3 kişi yaralandı.”
Dayanamadım yorum yazdım sanki garson okuyacakmış gibi, kabaca kınadım.
Ya da kibarca hakaret ettim diyelim. Karnımın şişi inmedi.
Hani birgün, bir gün yahu! güzel bir şey okuyamayacak mıyım?..
Yıllardır, cehalet haberleri, kavgalar, cinayetler, cinnetler… Köşekadılarının birbirleri için yazdıkları yazılarda da fikirleri kenara bırakıp özele dönüştürerek; ‘Ben senin şu-bu hâllerini de bilirim türünden köşeyazıları(!) -bizi ne ilgilendirirse- boy boy… Oturun bir yerde hem kahve için hem tartışın. Benim klavyem, senin klavyeni döver türünden atışmalarından gına geldi… Taraftar toplayacak ya da patronun gözüne girecekler. Rayting yapıp, maaşına zam alacak olmalı? “Bak nasıl k..nın üstüne oturttu!’ diyordur okuyanı…
En büyük felaket cahilliktir. Son yıllarda cahillik ve CESARET konusunda resmen çağ atladık!..
“ Kodum mu oturturum!” bizim sloganımız bu. Ben terbiyesiz ve edepsizim demiyor da: biz oralıyız, biz buralıyız!’ ın arkasına geçiyor. Ben de buralıyım… Herkes bir yerli, ne olmuş yani, kendine paye çıkarmak neyin nesi?..
Biri bana desin ki: “Biz de buralıyız, hep dayak yeriz!” Var mı böyle bir yer?
Yani cahilsen cesaretin çok oluyor, sesin daha çok çıkıyor. Boş tekene misâli...
Namussuzsan da öyle… Uğur Mumcu'nun dediği gibi: “bu dünyada namusluların sesi namussuzlar kadar gür çıkabilse”...
Sevgili gibi görünen gençlere bakıyorum; otobüste, vapurda, trende; kırk yıllık karı-koca bile onlar kadar edepsizce kavga etmemiştir. Inanamıyorum hâllerine. Biribirine hakaretvâri sözlerle hitâp ettikleri yetmezmiş gibi, çekiştiriyor, ittiriyor, tekneliyor, tokatlıyorlar birbirlerini…
Cenazelere törenlerine bakıyorum, birileri, bağrını dövüyor, saçını başını yoluyor, barbar bağırıyor. Onca emek vermiş okutmuş, mezun etmiş, bir sarhoş şoför gelip ezmiş biricik kızını, sesi bile çıkmıyor, içine içine ağlıyor, hakkını bile arayamıyor.
Gerginiz toplumca, bu ortada, herkes de bunu söylüyor zaten, bu konuda uzlaşıyoruz da nedenlerin konusunda ASLA!.. Tam ortadan mı vurdu, teğet mi geçti hâlâ tartışma konumuz.
Bu da normaldir bizim için.
Pazar günü bir futbol maçı olur; en az bir hafta her kanalda bağıra, çağıra; ‘ofsayt’i, fauldü, kırmızı kartı niye gösterdi, niye göstermedi ‘ kıyamet kopar.
Sonunda uzlaşırla mı bilmem, benim yüreğim dayanmadığında TV’yi pek izleyemem, zaplar dururum, gazetelerde spor sayfaları hiç ilgi alanıma girmez. Cam parlatılır bizim evde o sayfalarla. Bu işin nüktesi, sakın denemeyin, ben bir kez uydum bu öğüde de, elimi tanıyamadım. Zencileşmişti…
Hâlâ aklım Marmaris’teki garson da...
Aferim almış mıdır patronundan, polisden?
Belki yeni bir iş teklifi bile almıştır, Toplum Polisliği gibi. Ya da iyi yumruk atıyor diye ‘koruma’ olmuştur.
Her şey olur; yılbaşında doğalgaz bacasından zehirlenen gençler suçlanmışdı bu ülkede.
Saime Eren