- Kategori
- Spor
Sahalarda bize en dost ülke G.Kore ile "özel" maç ve Emre Belözoğlu

Büyük sporcu!
Güney Kore maçında yaşananlardan sonra emre Belözoğlu ile ilgili yazılanları gülümseyerek ve utançla okuyorum. Bugüne kadar bu "topçu"ya bütün yaptıklarına rağmen gerekli tepkiyi göstermemiş olmak ve onu bu kadar şımartmış olmak bizim ve spor anlayışımızın utancıdır!
Yıllardır bu “topçu”nun yaptıkları yanına kâr kaldı, görülmedi veya görülmek istenmedi.
Kimileri fanatik gözlüklerinden dolayı göremediler, kimileri bunu Galatasaraylıların çekememezliği ve kuyruk acısı olarak ezberledi, kimileri Milli takımımızın başarısı için onun faydalı olduğu düşüncesiyle görmek istemedi, kimileri hırsına verme bahanesine sığındı, kimileri de "futbolun da bir spor” olduğunu anlayamamalarından ya da zaten bilemediklerin dolayı göremediler.
Çok şükür bugün artık "hemen hemen" herkes (bizim uzun zamandır haykırdığımız) gerçeği, kralın çıplak olduğunu gördüler.. Çok şükür!
Oysa bugüne kadar çoktaaan görmemiz lazım değil miydi?
Milli futbolcu emre Belözoğlu.. Yıllardan bu yana gündemde kalmayı bir şekilde başarabilen, kariyerinin kalan kısmında ne yaparsa yapsın sportif açıdan baktığımızda kendini bitirmiş bir agresif kişilik.
Hocasını küçük düşürmek!
28 Temmuz 2010 tarihinde 2-2 biten Young Boys BSC - Fenerbahçe maçından sonra 85. dakikada oyundan çıkarken kendisine sarılmak ve tebrik etmek isteyen hocası Aykut Kocaman kendisine elini uzatmasına rağmen oralı olmayarak yüzünü çevirmişti.
Belçika hazırlık kampında, bir taraftarla tartışan emre, antrenman sahasını terk etmesi sırasında da hocasıyla arasında problem yaşamıştı. (Bunun neresi haberdi ki? Haber olması için tersini yazması gerekirdi! Kariyeri boyunca kişilere, olaylara, kurumlara olan kin, nefret ve öfke bitmek bilmiyordu adamda..)
Sadece bir maçta kim olduğunu ortaya koymuştu!
Antalyaspor'la oynanan lig maçında da İspanyol gazetecileri çileden çıkarmıştı. Onun karakterini ve davranışlarını masaya yatıran Canal Plus yorumcuları, "hakemler ve rakip oyuncularla sürekli tartışan" emre'nin, hem kendisine hem de takımına zarar verdiğini söylemişlerdi. Maçı yayımlayan Canal Plus TV, 90 dakika boyunca sahadaki futbolu bir kenara bırakıp, bol bol emre'nin hareketlerini tartışmışlardı. Castillano, emre'nin de sürekli bağırıp çağırması için “Aman Tanrım, bu ne biçim karakter. Böylesine kaliteli bir oyuncu nasıl olur da durmadan hakemle ve rakip oyuncularla tartışır, ortamın gerilmesine yol açar” ifadelerini kullanmıştı. Hakem Bünyamin Gezer'in emre Belözoğlu karşısında aciz ve sessiz kaldığına da dikkat çeken Canal Plus yorumcuları, Antalyaspor maçında bu oyuncunun tek bir kart görmeden karşılaşmayı tamamlamasının inanılmaz olduğunu vurgulamışlardı.
(E biz de şöyle yazmıştık o maç yorumumuzda: "Maç boyunca her pozisyonda hakemle ve rakipleriyle kavga eden, her gergin ortamın içinde yer alan, buna rağmen maçı sarı kart görmeden tamamlayan emre Belezoğlu'nu da ayrıca tebrik ediyorum." )
Adamların bu sporcumuzu (!) tanımaları için ligimizi takip etmelerine hiç gerek kalmamış, bir maçta anlayıvermişlerdi bu eşsiz futbolcumuzun nasıl bir "topçu" olduğunu.. Ama olaya spor gözüyle bakmak lazımdı görmek için, sarı lacivert değil..
Asaleti şirinlik sanıyordu!
Yaptıkları yapacaklarının teminatı olan milli futbolcumuz, Fenerbahçe gazetesinin 75. sayısına röportaj vermiş ve Ali Sami Yen’de oynanacak rövanş maçında gol atmak istediğini dile getirerek "Kimseye şirin görünme, cici çocuk olma çabam yok. Olduğum gibi davranan biriyim. Önümüzdeki maçta hocam görev verirse, Galatasaray’a gol atarak ’gerçek Fenerbahçeli’ olmak istiyorum” diye konuşmuştu.
("Ahde vefa" gibi asil bir duygunun yanından bile geçemeyen, kendisiyle dahi kavgalı, söylemlerinin aksine Fenerbahçe taraftarına şirin gözükebilmek adına her taklayı atmaya çalışan bir cambazın bu söylediklerinde şaşıracak bir şey görmemiştik.)
Artık ders almıştı (!) yanlışlarından!
Ama o zaman hemen arkasından şunları da söylemişti, unutmadık:
"Son dönemde agresif davranışlardan uzak durmaya çalışıyorum. Artık daha dikkatliyim. Dışardan aldığım tepkilerden, ailemin ve eşimin eleştirilerinden sonra bu davranışlarıma çeki düzen vermeye başladım”
Gerçekten de artık oldukça durulmuştu (!) o günden sonra! E artık boğaz kesme işareti yapmıyor, hakemleri dövmüyordu (!) di mi? Aslında o çok masum (!) da herkes onun üzerine geliyordu!
Her hafta ayrı bir vukuat!
Tribünlere yaptığı hareketler, spor yazarlarına "kol böreği" ikramı, İsviçre maçında yaşanan rezaletlerdeki başrolünden sonra ligimizde de hemen her hafta hakemlere küçücük böceklermiş gibi muamele, rakibe kasti girmeler, herkesle kavga etmeler, hakemin eline vuracak kadar şımarık bir ruh hali.. Konuşurken yaptığı mimiklerine kadar yakışıksız bir duruş..
Suç onda değil, çok üzerine geliyorlar!
Mesela Diyarbakırspor maçında o kadar üzerine gelmişlerdi ki, (buraya dikkat!) "maçın daha başından" itibaren hakeme sürekli elle-kolla fırça atmak, rakipleriyle dalaşmak, hızını alamayıp Musa'ya orta sahada arkadan kasten dirsek atmak zorunda (!) kalmıştı.
Ama mikrofonu uzattığınızda artık agresif davranışlardan uzak durmaya çalıştığını, davranışlarına çeki düzen vermeye başladığını söyleyecek kadar da kör ya da alemi sersem sanıyordu. (Aslında haklıydı da bir açıdan. Şaka gibi!)
Spor tarihimizin altın (!)adamı!
Kariyerinin kalan kısmında en mükemmel topu oynasa ne olur ki bu saatten sonra? Öyle bir durumda çocuklarımıza emre Belözoğlu’nun ne kadar büyük bir sporcu (!) olduğunu mu anlatacağız?
Gerçek Fenerbahçeli olduğunu söylüyor. İyi ki Galatasaraylı değilmiş. İnanın Fenerbahçe de böyle bir adamı hak etmiyor. Onun gibisini hiç tanımadım, görmedim, duymadım..
Onu milli takımda oynatanlara da yazıklar olsun! Söz veriyorum, bundan sonra bu adamın oynadığı hiç bir maçı seyretmeyeceğim..
blog.milliyet.com.tr/_Milli_sporcu__Fenerbahceli_Emre_Belozoglu_/Blog/
blog.milliyet.com.tr/ornek__sporcu__gercek_fenerbahceli_emre_belozoglu_/Blog/