​ Şampiyonluk hasretiyle çok çile çektik... / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Mayıs '09

 
Kategori
Futbol
 

Şampiyonluk hasretiyle çok çile çektik...

Şampiyonluk hasretiyle çok çile çektik...
 

şimdi coşkuyu yaşama zamanı!


Çocukluğumun Metin Ali Feyyaz'lı Beşiktaş'ı, üst üste şampiyonluklar alırken karar vermiştim kesin olarak Beşiktaşlı olmaya. Kabul ediyorum, bunda çok sevdiğim babamın da etkisi vardı, onunla maçlara gitmek, sevinci ve üzüntüyü paylaşmak çok değerliydi. Ama Beşiktaş.. İlk aşkımdı. Anlatamadığım, tanımlayamadığım büyük aşkım.. Yenildiğimizde başıma ağrılar girerdi, kendime gelemezdim uzun süre. Sonrasında o kadar çok başarısızlık yaşadık ki, artık başım bile ağrımaz oldu, dile kolay 15 senede sadece 3. şampiyonluğumuz bu. Her sene başında bir heyecanla başlayan maraton, genelde hüsranla biterken hep düşünürdüm, 'Beşiktaşlı olmaktan pişman mıyım' diye. Hayır değilim, Beşiktaşlılık hep bir onur oldu benim için. Ne zaman bir Beşiktaşlı ile tanışsam kim olursa olsun, ne olursa olsun, Beşiktaşlı olması onu bana yaklaştırır. 'Kan çeker' derler ya, öyle bir his. Tribünde paylaştığım sevincin de hüznün de, bir anlamı vardır Beşiktaşlılarla. Öyle ki, bugün kendi takımımın şampiyonluğunu doyasıya kutlarken, Beşiktaş'ta sembol olmuş eski futbolcuların yönettiği takımların da ligde kalmasına seviniyorum.. Antalya gibi, Eskişehir gibi, Gençlerbirliği gibi, Bursa gibi..

Şampiyonluğu 6 senedir bekleyen, bütün sene maçlara gidip türlü cefalar çekmiş ben, dünkü şampiyonluk coşkusuna ortak olamadım, senenin en olmam gereken 'düğünü' sebebiyle. Ama yüreğim Denizli'de atıyordu. Bir yandan herkese 'kesin şampiyonuz' naraları atarken, ne yalan söyleyeyim, içimdeki küçük ve yoksaymaya çalıştığım bir yerde, 'bir Denizli faciası' daha olur mu endişesini taşıyordum. Ama takımın başında Mustafa Denizli varken, bu kadar hedefe yaklaşmışken, Beşiktaş bir kazaya kurban gitmeyecek kadar bilinçliydi. Camia kenetlenmişti, goller gelmese de, yüzlerde endişe yoktu. Sonuç mutlu bitti, hem de çok mutlu bitti. Sadece Yıldırım Demirören değildi sevinç gözyaşları döken, TV'lerin başındaki , sokaklardaki milyonlarca taraftar ve ben, dolu gözlerle izledim şampiyonluğu. Tebrikleri kabul ettim eşten dosttan. Şampiyonluk coşkusu ne kadar yaşanırsa o kadar yaşayacağım, tadını çıkaracağım hasret kaldığımız şampiyonluğun.

Mustafa Denizli benim yıllardır hayalimdi, zaten hiçbir zaman anlayamamıştım, bu ülkenin yetiştirdiği en önemli teknik adamlardan biri, üstelik Beşiktaşlı olduğunu Türkiye'ye haykırırken, neden Beşiktaş'ı yönetmezdi? Mustafa Denizli, geç alınmış doğru bir karar olduğunu tüm Türkiye'ye ispat etti. Yenilgilerden ders aldı, düşülen bataklardan camiayı tek başına çıkarmasını bildi, asla ve asla herhangi bir başarısızlığa mazeret aramadı, futbolcularını medya önünde kurban etmedi, yüreğindeki yanardağı bize yansıtmadı, hep güleryüzünü korudu. Biz ona inandık ve inanmakla doğru yaptığımız gün gibi ortada. Sadece Ernst ve Yusuf hamlesinin bile takıma ne kadar tesir ettiğini ikinci yarı gördük. Burada şunu söylemeliyim ki, Yusuf'un neden alındığını anlayamayanlardandım ben de. Demek ki neymiş, futbol filozoflarının önünde saygıyla eğilecekmişsin. Dünkü maçta İbrahim'in koluna pazubandı takarken gördüğümde, işte dedim, yazılarımı okumasa da, Beşiktaşlılar'ın yüreğini hisseden bir teknik direktörümüz var. Ne mutlu bize.

Beşiktaş ilk yarıyı bitirirken 6. sıradaydı, bugün 5 puan farkla şampiyon olarak belki de dünyada bile nadir rastlanabilecek bir ilki gerçekleştirdi.. Tabii ki burada Beşiktaş'ın başarısı olduğu kadar, diğer büyüklerin puan kaybı hovardalığı ile lige erken havlu atmalarının da etkisi var. Beşiktaş büyük takımlara karşı başarılı olamadan ligi zirvede bitirdi, ancak topladığı 71 puan, önceki senelerde şampiyon olan takımlara göre çok az. Geçen sene, bu puandan daha yüksek bir puanla 3. olmuştu. Bu nedenle, şampiyonluk kutlamalarından sonra yönetim ve Mustafa Denizli takım içinde ciddi bir revizyona gitmeli. Şampiyonlar Ligi'nin ağırlığını taşıyabilecek, özellikle daha önce Şampiyonlar Ligi görmüş, takımın ahengini bozmayacak transferler yapmalı. Holosko dışında tüm yabancılar takım oyununun içinde bir yerler bulmuş olsa da, Şampiyonlar Ligi'nde müzmin 4. sıra takımı olmak istemiyorsa, Beşiktaş en az birkaç yabancısının yerine yenilerini transfer etmeli. Benim adaylarım, yabancı oyuncu kontenjanını işgal edecek kadar iyi bulmadığım Zapo, bu sene Beşiktaş'ın gol kralı olsa da, istediği zaman oynayan, istemediği zaman oynamayan Bobo (üstelik kulübe para kazandırma olanağı var), yerine daha iyisini aldığımız sürece duyarsız olduğunu düşündüğüm ve Beşiktaş'ı ciddiye alarak top oynadığını hissetmediğim Cisse. Bir de Mehmet Topuz olayı var ki, umarım olmaz. Çünkü 'inanılmaz bonservisler şampiyonu' Başkan Demirören bir inanılmaz bonservisi de takım için değil, kendi için oynayan, tüm toplar onda toplansın isteyen Mehmet Topuz'a verirse, bu sene Şampiyonluk ve Kupa'dan kazandığımız paralara yazık olur.

Beşiktaş bir inanılmazı başararak çok gerilerden gelip şampiyon oldu. Üstelik kimsenin çamur atamayacağı çok temiz bir şampiyonluk kazandı. Emeği geçen herkese helal olsun.

Selam olsun sana şampiyon..

 
Toplam blog
: 55
: 969
Kayıt tarihi
: 15.01.09
 
 

29 yaşındayım. İTÜ Tekstil Mühendisliği mezunuyum. Evliyim. Çocukluğumdan beri futbol gönüllüsüyüm. ..