Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Aralık '08

 
Kategori
Sağlıklı Yaşam
Okunma Sayısı
470
 

Sarı Zeybek, oğlum ve sağlığım..

Sarı Zeybek, oğlum ve sağlığım..
 

Tütün ve tütün mamullerinin kullanımının yoğun olarak konuşulduğu, uygulanacak yasakların tartışıldığı günlerdeyiz. Aslında halkımız artık bunu tartışmıyor; bu tür yasakların kendi hayrına olduğunun bilincinde.. Bugünlerde devreye giren “Kapalı mekanlarda sigara içme yasağı” şüphesiz ki sigarayla savaşta önemli bir mesafe almamızı sağlayacak. Bence bu yasağın faydalı olup olmayacağını tartışmak yersiz. Yıllar önce otobüslerde sigara içmek yasaklanınca “tiryakiler” olarak bizler de sevinmiştik. İtiraz edip özgürlüğünün kısıtlandığını söyleyenler de oldu tabi. “Dumanaltı yolculuk” ederken ne kadar zor durumda kaldığımızı biliyorduk. Ama asıl zorluğu sigara içmeyenlerin yaşadığını yıllar sonra sigarayı bıraktıktan sonra yaptığım otobüs yolculuklarında kaptanın tüttürdüğü sigaranın kokusunu aldığımda anladım.

Yıllarca kolkola geçindik gittik “tütün” denen hayırsız arkadaşımızla! Arkadaştan da öte “dosttu!”. Yalnızlığımızı paylaşmıştık. Yalnızlık?.. 6 milyar küsür nüfuslu dünyada nedense yalnızdık. Ya da işimize öyle geliyordu. Öyle bir dosttu ki her başvurduğumuzda bizden bir parçayı alıp gidiyordu. İnsanın aklına “Tepegöz hikayesi” geliyor. Hadi diyelim insanlar Tepegöz’e düşmanlığını kazanmamak için kurban veriyordu, biz ne için veriyorduk kurbanları sigaraya, düşmanlık edemeyeceğini bildiğimiz halde..Üstelik kurban verdikçe Tepegöz gibi büyüyüp kabına sığmaz oluyordu bu “dost!”. Tepegöz’ün Basat’ı gibi bir Basat lazım bu canavara. En ideali ise herkesin kendi Tepegöz’ünün Basat’ı olmasıdır.

Sigarayı bırakma hikayem tahminen 4-5 yıl öncesine dayanıyor (tarihi hatırlayamadığıma göre sanırım tehlikeyi atlattım). Bir gün oğlumla birlikte bir belgesel seyrettik. Bu belgesel M.Kemal Paşa’nın son günlerini anlatan Can Dündar’ın hazırladığı “Sarı Zeybek” belgeseli idi. Belgeseli seyrederken konu döndü dolaştı M. Kemal Paşa’nın kullandığı alkol ve sigaranın vefatı üzerindeki olumsuz etkisine geldi Tabi ardından da vefat sahnesi… O sırada beni şok eden olay gerçekleşti. 5-6 yaşlarında olan oğlum bana döndü ve gözyaşlarının akıp akmamakta kararsız kaldığı boncuk boncuk olmuş nemli gözlerle şöyle dedi: “Baba, sigara içme”. Bir yanda Ata’nın naaşı, bir tarafta nemli gözlerle oğlum, diğer tarafta ben … Öylece kalakaldım.. Neye uğradığımı şaşırdım, ne diyeceğimi de bilemedim. Ağzımdan sadece “Tamam oğlum” sözünün çıktığını hatırlıyorum; kesin bir itaatin ifadeleri olarak…

O gün benim için dönüm noktası olmuştu. Sigarayla ilgili maceramı tekrar değerlendirmem gerekiyordu. Bu olayın üzerinden çok geçmedi, bırakmıştım sigarayı. Bırakırken de düşündüğüm şey şuydu: “Ben kimin hayatını tüketiyorum”. İçtiğim her sigara benim ömrümü tüketirken çocuklarımın da babasız kalacağı günleri artırıyordu. Kendi ömrümüze acımıyorduk, ya onları kime emanet ediyorduk? Her sigara içişimde oğlumun boncuk boncuk olmuş gözleri geldi gözlerimin önüne. Bu şartlarda böyle bir –tabir yerindeyse- “intihar” bana göre değildi. Ben bu kadar zayıf değildim.

Sigarayı bırakmak için her insanın kullanacağı değişik yöntemler olabilir. Ben kendime uygun olanı seçtim. Önce sigarayı düşman ilan ettim kendime. Ayrıca “Gözümün gördüğü hiçbir şeyden korkmam” düsturunca ona bir “kişilik giydirme” ve “ete kemiğe büründürme” faaliyetinde bulunmam gerekiyordu. Onun aslında “dost” değil, bir “düşman” olduğu konusunda kendimi ikna ettim. Ve kendi kendime şöyle dedim: “Her sigara içtiğimde sigara bana bakıyor ve sırıtıyordu (dosttu ya) , şimdi her içmediğim sigarada ben ona bakıyor ve sırıtıyorum”. Bir düşman daha ne ile kahredilebilirdi ki beklediğini yapmamaktan başka…

Yıllar önce bir arkadaşıma söylediğim “içki içmek zayıflıktır” sözünün başka bir versiyonunu sigara konusunda kendime de söyledim: “Sigara içmek zayıflıktır”. Yurdumuzda sigara içmeyi hep erkeklik simgesi olarak sunarlardı. Gençlerde de böyle bir temayül oluşmuştur. Eğer erkeklik ile tütün kullanımı arasında bir bağ varsa –ki alakasının olmadığına inanıyorum- sigarayı içmek değil içmemek; yani ona direnme gücünü gösterebilmek bir erkeklik alameti olsa gerek. Yoksa yanan bir otun dumanını içine çekebilmenin nesi bir yetenek gerektiriyor onu anlayabilmiş değilim.

Yaklaşık 5 yıl oldu bırakalı. Daha yeni yeni ciğerlerimi şişirip rahat bir nefes alabildim. Tehlikeleri atlatıp atlatamadığımı ise henüz bilmiyorum, bunu zaman gösterecek. Ama çocuklarımın geleceğinden çalmaktan vazgeçtim.

Sigaraya her ay verdiğim parayla şimdi günlük bir gazete, üç tane aylık dergi ve bir tane de üç aylık dergi alıp okuyorum. Evime internet bağlantısı yaptırdım. Ayda en az 8-10 adet kitap alıp okuyorum. Hayır işlerine para harcayabiliyorum. Evcil hayvanlar alıp besleyebiliyorum. Duman etmediğim paralarla ne kadar çok şey yapabildiğime ben bile şaşırdım.

21.05.2008

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kapalı yerlerde yasaklamak yerine sigara içilen bölümler koymalıydı bence.Geçenlerde Cevahir alışveriş merkezindeydim sigara krızim tuttu yemeğini en üst katta ye sonra 5 kat aşağıya inip dışarda sigaranı tüttür.Bu mu çözüm sadece özgürlüğüm kısıtlandı.Zaten yasak sigara içinler için bir şey ifade etmiyor sadece bu yasak daha çok insanın gerilmesine neden oluyor.Sevgiyle

yellow butterfly 
 05.12.2008 13:28
Cevap :
İlk başlarda ben de özgürlüğüm kısıtlandı diye düşünmüştüm..ama daha sonra kapalı alanda içtiğim her sigaranın başkasını zehirlemek anlamına geldiğini farkettim. çünkü %100 izolasyon hiçbir zaman sağlanamıyor. Biraz sabır ile bu sorunun çözüleceği inancındayım.. birçok insan bu nedenle sigarayı en azından azalttı. Size de sigarasız ve sağlıklı günler dilerim. Yorumunuz için teşekkürler..  05.12.2008 14:20
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 32
Toplam yorum
: 6
Toplam mesaj
: 13
Ort. okunma sayısı
: 855
Kayıt tarihi
: 04.12.08
 
 

Hayatı yaşanabilir kılan bilgidir... Vakit buldukça yazmaya çalışıyorum. Yazılamayan, kaydedileme..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster