- Kategori
- Sinema
sayın bergamalılar ....
Çoğunuz bilirsiniz, bestesi ve güftesi Zeki Müren'e ait olan bu şarkıyı.
Şimdi uzaklardasın, gönül hicranla doldu.
Hiç ayrılamam derken, kavuşmak hayal oldu.
Bu değerli şarkı, farklı sebeplerle bambaşka anılar canlandırabilir.
Ama benim için annemin severek söylediği bir şarkıydı.
Meğer bu şarkı, 1950'li yıllarda Ege'nin küçük bir ilçesindeki yazlık sinemalarda, film başlamadan önce ya da film gösterim aralarında da dinlenirmiş.
İkibinli yıllarda kırklılı yaşlarımda öğrenmiştim bunu kameramla Bergama'dayken.
Şimdi uzaklarda olan;
yazlık sinemaların,
ilk sinema gösterimlerinin yapıldığı mekanların,
bu gösterimleri yapan sinemacıların,
bu filmleri seyretmeye gitmiş olanların,
izlerini ararken.
İzleri takip ederek uzaklardan bir şeyler buluyorum.
Hamdi beyin mağazasında, eski postane yokuşunda ya da
Eski Postane caddesinde Hamamcı Yorgi'nin evinin alt katında
yapılan ilk film gösterim denemelerini.
Cumhuriyet Sinemasını yani teknisyen ve elektrikçi Flornalı Cavit beyin sinemasını.
Sinema makinesine; 'Çalış be yeşilim (motorun rengi yeşil), çalış be, bak görüyorsun, duyuyorsun sesleri. Laf anlamaz bunlar be (seyirciye). Çalış be. Valla her gün gömleğimle sileceğim seni' diye seslenişini,
Panoramik ve sinemaskop perdeyi getiren Recep Ustayı,
Yıldız, Yeni, Melek, Güven, Park, Kermes ve Şen Sinemalarını...
Şarkıdaki gibi, 'şimdi uzaklarda' kalmış yazlık sinemaların izlerini buluyorum bulmasına da...
Ya otopark olmuş ya düğün salonu ya da mobilyacı dükkanı.
Bu sinemalara gidenler ikibinli yıllar sırasında yetmişli -seksenli yaştalar.
Şimdi uzaklarda olanları anlatıyorlar bana.
Anlatanlardan birisi de annem. 1933 doğumlu.
Hatıralar, onbeşli- yirmili yaşlarına ait.
İşte bu hatıraların birinde öğreniyorum , 'şimdi uzaklardasın' şarkısının yazlık sinemalarda film aralarında çalındığını.
Artık sadece annemin sevdiği bir şarkı değil 'şimdi uzaklardasın'.
Koca bir zaman dilimi,
Sinemayla yoğrulmuş bir yaşam biçimi,
Sinema tutkunu seyirciler,
Sinema sevdasına hayat veren sinemacılar.
Anlatanlar, o günleri gözlerinin içleri parlayarak anlatıyorlar. Uzaklarda olanlar, sanki şimdi ve buradaymış gibi. Eskiden yaşananlara yeniden kavuşulmuş gibi.
Ayhan Işık,Eşref Kolçak,
Neriman Köksal,
Çolpan İlhan, Muhterem Nur,
Rita Hayword, Easter Williams,
Audrey Hepburn,
Kovboy- Tarzan filmleri,
Bağdat Hırsızı, Avare, 'Roma Tatili' filmleri,
Filmleri seyretmek için kimi yaya kimi at arabasıyla bağlardan Bergama'ya geliş.
Sokak sokak dolaşarak 'Sayın Bergamalılar; bu gece Cumhuriyet sinemasında .....' diye başlayan anonslarla filmlerin duyurusunu yapanlar,
Sinemaların etrafındaki akşam sefa çiçekleri, güller,
Film başlamadan çalan kocaman ziller, tahta iskemleler, gazozlar, çekirdekler.
Belki de hiçbir şey çok da uzakta değildir.
Belki de her şeyin uzak ya da yakınlığı bizim o her şeye dair hissettiğimizin hakiki olmasıdır.
Hakikilik; zamanın sınırlarını aşıp, her şeyi 'şimdi' ve 'buraya' getirendir belki de.
Kim bilir belki de bir gün yazlık sinemalarımızı uzaklardan şimdiye kavuşturmak mümkün olacaktır.
Hakikaten istiyorsak tabi.