- Kategori
- Eğitim
SBS ve ÖSS yolcuları
« Zafer, Zafer benimdir, diyebilenindir; başarı, başarılı olacağım, diye başlayanın ve, başarılı oldum, diyebilenindir. »
« İlk işimiz milleti çalışkan yapmaktır. »
Ocak 1923, Gazetecilere Yaptığı Konuşma.
« Hiçbir şeye ihtiyacımız yok, yalnız bir şeye ihtiyacımız vardır: çalışkan olmak. Sosyal hastalıklarımızı araştırırsak asıl olarak bundan başka, bundan mühim bir hastalık keşfedemeyiz. O halde ilk işimiz bu hastalığı esaslı surette tedavi etmektir. Milleti çalışkan yapmaktır. Servet ve onun doğal sonucu olan refah ve saadet yalnız ve ancak çalışkan insanların hakkıdır.»
16. 01. 1923, İstanbul Gazete Temsilcilerine.
M. Kemal Atatürk
OKS, ÖSS, KPSS…
Sınav, sınav, sınav…
Hayatımız sınavlarla doldu taştı
Bazen düşünüyorum da acaba Türk milleti öbür dünyadaki sınavdan muaf mı tutulacak, diye!
Ancak bu iş şaka götürür iş değil. Hayatımızın gerçeği oldu. Bunu millet olarak yaşıyoruz. Bu gidişle de epeyce yaşayacağız.
Doğru mu, yanlış mı? Onun tartışma zamanı değil. Tartışsak da şu an elde edeceğimiz bir şey yok. Çok derin mevzu. Ama inşallah ileriki günlerde bu konuya da değinmeye çalışacağız.
Son on yıldır geleceğimizi sınavlarla belirliyoruz. Mesleğini belirleme, okulunu belirleme, okulda başarılı olma, işe girme, işte yükselme, vs tümü sınavla oluyor. Bunlarda başarılı olma bilgi dağarcığının zenginliğiyle alakalı. Bunlardan biri tesadüfî olsa bile genel bir başarı tamamen bilgi düzeyinin zenginliği ve bunu kullanma becerisiyle ilgilidir. Bilgi zenginliğinin tek kaynağı ise kendi isteğimizle gerçekleştirdiğimiz çalışmalardır. Uzun vadeli, öz ama sürekli çalışma sonucunda herkes bilgi zenginliğine ulaşabilir.
Birçok insanın zor gördüğü çoğu işleri zevkli hale getiren insanların varlığını biliyoruz. Bu tamamen kişinin inancına bağlı bir hadisedir. İnsanların hayatını şekillendiren yaşadıkları olaylar değil, o olayların ne anlama geldiğine dair inançlarıdır. Sorun ne çevrede ne de yaşanılan olaylardadır. Sorun bizim olaylara yüklediğimiz anlamlarda. Önemli olan bizim olayları nasıl yorumladığımızdır. Bu gün kim olduğumuz, yarın ne olacağımızı belirleyen bizim olaylar hakkında oluşturduğumuz inançlarımızdır. İnançlarımız huzur dolu bir ömürle, acılarla ve mutsuzluklarla dolu bir ömür arasındaki farkı belirleyen dinamiklerdir. Bazı insanları başarılı kılan, bazılarını da başarısızlık ve çaresizlik içinde yaşatan, taşıdıkları inançlarıdır.
İnançlarımız, neyin kötü neyin iyi olduğunu belirleyen güçlerdir. Hayatımızda herhangi bir olayla karşılaştığımız zaman beynimiz iki soru sorar:
1) Bu kötü mü, yoksa iyi mi?
2) Şimdi zararlıdan kaçmak ya da iyiye ulaşmak için ne yapmalıyım?
Bu sorulara verdiğimiz cevaplara göre hareket ederiz. İnançlarımız neyin huzursuzluğa ya da huzura yol açacağına ilişkin öğrenmiş olduğumuz genellemelerden oluşur. Bu genellemeler bizim tüm eylemlerimizi belirler. Dolayısıyla olaylar hakkında oluşturduğumuz inançlar hayatımızın yönünü tayin eder.
Çalışmaya başlamak ve sürdürmek konusunda temel faktörlerden bir tanesi kişinin hayatı ile ilgili sorumluluk ve kararları alma konusundaki isteğidir, becerisidir. . Ayrıca öğrencilerin ders çalışmaya başlayamamalarının nedeni, "Niçin çalışmalıyım?" sorusuna doğru cevap verememeleridir. Yani istekli ders çalışamamalarının nedeni onu algılayış biçimleridir. Bu davranış hakkında öğrencilerin zihinlerinde çeşitli genellemeler mevcuttur.
“Ders çalışma nasıl bir faaliyettir? sorusuna öğrencilerin verdikleri cevaplar genellikle”: “Sıkıcı buluyorum, nefret ediyorum, zorla yaptırıyorlar, çalışmamak daha rahat”. vb. şeklinde olmaktadır. Zihinlerinde bu vb. genellemeler bulunan öğrenciler çalışmayı ancak inanç ve alışkanlık haline dönüştürerek bu durumdan kurtulabilirler. Özellikle bu düşüncelerin kendiliğinden olumlu hale dönüşmesini beklemek son derece yanlıştır. Beynimizde var olan bu genellemeleri kaldırmak için bir süre çalışmayı bir mecburiyet olarak görmek, onu bir tercih olayı olarak algılamamak gerekir. Bu zor ama bir zarurettir. Bir süre sonra bu düzenli çalışmayı aksatmadan gerçekleştirirseniz artık ders çalışmak sizin için zevksiz ve sıkıcı bir uğraş olmaktan çıkar. Davranışlarınız, duygularınızı etkileyerek ders çalışmaktan zevk almaya başlamanızı sağlar. Ders çalışmayı istenmeyen bir davranış olarak algılamaktan çok onu gelecekteki hedeflerinize ulaşmak için yerine getirilmesi gereken koşullardan birisi olarak görürsünüz. Böylece ders çalışma konusunu olumlu bir çerçeve içine almış olursunuz.
Niçin çalışıyoruz? OKS, ÖSS için mi yoksa hayat başarısı için mi? Eğer ikincisi için çalışıyorsak doğru yapıyoruz demektir. O durumda başarılı oluruz. Üniversite okumak sizin için bir zorunluluk mu? Yoksa sadece bir tercih mi? Uğrunda her şeyi göze alabileceğiniz bir etkinlik mi? Yoksa önemsiz, alelade bir şey mi? Ders çalışmaya, deneme sınavları yapmaya, binlerce soru çözmeye mecbur musunuz? Hayallerin ve hedeflerin için mücadele eder misin? Gece gündüz hep bunlara katlanabilir misin? İnanç, bu tip sorulara, “Evet!” cevabını verir ama tercih evet cevabını vermez.
Birçok öğrencinin kaybı ders çalışmayı bir tercih olarak algılamalarıdır. Öğrenciler eğer onu inanç haline dönüştürebilirlerse yoğunlaşmayı daha kolay sağlayabilirler. Eğer çalışmalarınızın sonucunda ulaşacağınız hedefleri bir tercih olarak görürseniz hedefleriniz hayalden ibaret kalır. Hedefe ulaşmak için tam bir inanca sahip olmak gerekir. Bununla beraber sizi hedefe götürecek her davranışı da bir inanç haline dönüştürmelisiniz. Öğrencilerin etkili bir çalışmayı sergileyemeyişleri, bu çalışmayı; gezme, TV seyretme, İnternet, oyun vb. seçenekler arasında bir tercih olarak görmeleridir. Hedefe götüren her davranış bir inançtır. Hedef fen lisesi, üniversite ise ders çalışmak inanç olur. O bir tercihten öte hedeflerinize ulaşmak için bir zorunluluktur. Eğer üniversiteyi hayal ediyorsanız ona giden yolun ders çalışmaktan geçtiğini unutmayınız.
İnsanın maddi manevi her konuda başarılı olması çalışmasına bağlıdır.
"Suyu düşünmek susuzluğu gidermez."
"Güneşi düşünmek insanı ısıtmaz."
Bir şeyi sadece düşünmek ve istemek, insanı hedefe ulaştırmaz.
Başarılı olmanın koşulları şunlar:
İnanmak,
Sade yaşamak,
Etkili çalışmak
Gayret etmek.
Şimdi gelelim önümüzde kalan yedi aylık süreye. Bu yedi ayda neler yapılabilir? Evet, bu süre içerisinde çok şey yapılabilir. Hayatımızı düzenler, her günümüzü planlarsak yedi ay sonraki sınavı başarıyla atlatmamız mümkün olacaktır.
Sevgili gençler, olumlu davranış edinme biraz zordur. Ancak olumlu davranış kazandığımızda bunu sürdürmek çok kolaydır. Bir davranışı kazanmak ısrar edilip inanıldığında on beş yirmi gününüzü alabilecektir. Bunun için on beş yirmi gün kendinizi zorlayıp ısrar etmeniz gerekecektir. Bu süre zarfında size olumlu katkıları bulunabilecek herkesten yardım alabilirsiniz.
Şimdi yeniden hesaba oturalım. Bundan sonra her gün ortalama 5-6 saati çalışmaya ayırdığımızı düşünelim. Yaklaşık 220 günlük çalışma süremiz var. 8 saatte (yaklaşık 2 günlük çalışmayla) 1 soruluk bilgi birikimine ulaşmanız mümkün olmaz mı? Çoğunuzdan, “Evet ulaşırım.” cevabını duyar gibiyim. Ortalama çalışma süreniz de 800 saat oluyor. Bu durumda 100-110 soruyu rahatlıkla garanti etmiş olursunuz. Eee daha önceden bir denemenin %20-25’ini zaten çözüyordunuz. O halde yaklaşık 120 soruyu eksiksiz çözeceğiniz muhakkaktır. Şimdi kazanacağınıza inandınız mı? Burada hayallerden söz etmiyorum. Ortalama zekânın üzerinde bir zekâya sahipsiniz. Sorulan soruların zorluk derecesi sizin zekâ seviyenizin çok altındadır. Bunu son 10 yılın sorularını çözerseniz görürsünüz. Size düşen sadece bilinçli bir şekilde çalışmaktır. O halde ne duruyorsunuz, haydi çalışmaya!...
Biraz da öğrencilerin bu gayretinde görülmez kahramanlar olan ailelere seslenmek istiyorum. Bu şartlarda tek başına yolculuk yapılamayacağı bir gerçektir.
Sevgili anne babalar, bu yolculukta yol üzerindeki taşları, dikenleri, mayınları temizleme görevinin size düşeceği bir gerçektir. Bundan kaçınamaz, bunu kimseye havale edemezsiniz. Bu çok zor bir görev olmayıp sizin için bir şanstır. Sadece sevgi ve ilgi istiyor. Takdir etmek, teşvik etmek gibi iki işiniz olacaktır. Evlatlarınız bazen zorlanacak, yardım bekleyecek. Siz onların gönlünü hoş tutacak, onların streslerini azaltacaksınız. Siz müdahil olmadan, dışardan izleyerek, yardım talep ettiklerinde doğru yardımı yaparak görevinizi yapacaksınız. Bu yolculukta sizlere kılavuzluk yapacağımızı bilmenizi isteriz.
Gazanız mübarek olsun
İsmet Yalçınkaya
Final Dergisi Dershanesi